AMERİKANCI DÜŞÜNCENİN HEDEFİ!...

Sat, 23/06/2018 - 23:51

‘’ Ey Resulüm! Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler bile bile Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.’’ 6/33

İlahi aşkın mektebi olan Kur’an ve Ehl-i Beyt mektebinde dersini almış olan müminler, basiret gözüyle baktıkları için Amerikancı düşüncenin mukaddes islam dinine düşman olduklarını çok rahatlıkla görmekteler. Her nekadar dost ve müttefik görünselerde düşman olduklarını Allah şöyle haber vermektedir. ‘’Dinlerine uymadıkça yahudiler de ve hrıstiyanlar de asla senden razı olmayacaklardır.’’ Müminlerin sinesine nakş olmuş bu ilahi uyarı müminlerin yol haritasını belirlemiş ve çizgilerinde devam etmekteler. Çünkü islam peygamberi müminleri şöyle onura eder. “Müminin ferasetinden kork çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.”

Bugün dünyanın yüzde seksen beşi Amerikayı düşüncenin takipçileridirler. Bilerek veya bilmiyerek siyonist merkezlerin üretmiş olduğu çoğulcu veya özgürlükçü düşünce adı altında geliştirmiş oldukları islama düşmanlığı hedef alınmıştır.

Kelime ve kavramlar üzerinde cedel yapıp vakit kayıp etmek istemiyoruz, belki bu kelime ve kavramların çıkış merkezlerini ve hedeflerini irdelemek istiyoruz.

Tarihi irdelediğimiz zaman önümüze konunan gerçek, semavi dinler karşıtı çeşitli isimler altında kurulmuş düşünce ve ideolojiler görülmektedir. Bu ideolojik yapıların temellinde islam düşmanlığı yatmaktadır. Oldukca cazip ve çekici bir uslup kullanarak hürriyetin ve özgürlüğün kaynağı olduğunu toplumlara lanse ederek onları köleleştirip hizmetlerinde kullanırlar. Buna modern kölelik dersek daha isabetli olmuş olur!

İslama düşmanlığın tarihi örnekleri.

Gönderilmiş ilahi elçiler bulundukları toplum arasında güvenilir emin kimseler olarak bilinir ve öyle tanıtırdılar. O toplumun güzide insanları olarak kabul görürdüler. Bu seçilmiş güzide insanlar ilahi dini temsil edecek elçilik görevini alınca ve ilahi vahyin muhatebi olarak tanıtımları Allah tarafından yapılınca yüzseksen derece dönüş yaparak ciddi bir düşmanlık başlatırlar. Sihirbaz, deli ve sayıre sözlerlele kötü bir tanıtımla tanıtmaya çalışırlar. Görülüyor ki düşmanlık şahıslar değil asıl düşmanlık o şahsın hayatında tecelli eden hakikat nuru olan semavi dindir. İlahi dinin insan yapısıyla uyum içindedir, çünkü yaratan insani değerlerin korunması için elçileri vasıtasıyla onların yönetilip idare edilecek kanunlar göndermiştir bunun adı dindir. Buna karşı çıkan azgın ve isyankar zalimler bu ilahi dine karşı altarnatifler üreterek çeşitli izimler vehizipler adı altında özgürlük marşları çalarak ve çaldırarak sömürülerini devam ettirirler. Her nekadar bu izimler, hizipler ve partiler kendi, aralarında kavgalı olsalarda onların tamamının ortak düşmanı islam dinidir. Bu ideolojik yapıların, hiziplerin ve partileri arasındaki kavga halkların uyanmaması için zahiri görüntülerdir, hiç birisi asıl düşmanlık veya ayrı hedefleri olduğundan değildir, belki kavgaları yorganın kaçırılmasıdır, yani dinin hayattan uzaklaştırılmasıdır.

Mezhebi, milli, kabilevi, ırki kavgaların metnini basiret gözüyle okuduğumuz zaman yine Muhammedin (s.a.a) getirdiği dine düşmanlığı görmüş olursun. İngiliz misyonerlerinin çalışmalarını mercek altına alacak olursanız bunu çok rahatlıkla göre bilirsiniz, ayrıca siyonist lobilerin hemen hemen bütün devletlerde ki lobilerin yapmış oldukları çalışmalarında hedef Allah’ın dini vardır, zira kendileri taasuplar içinde yahudi birliğini sağlayamadıklarından dolayı islamın bütünleştirici toparlayıcı ümmet birliğine karşı duydukları kıskaçlıktan dolayı ümmet arasına ırki, mezhebi, kabilevi taasuplar yaratarak fitne ve fesat tohumları ekerler.

Siyonistlerin İslam dinine açıkca düşmanlıklarını Kur’ani kerim şöyle açıklar. ‘’ Sen, İman edenlere, düşmanlık besleme bakımından onların en şiddetlilerinin yahudiler ile müşrikler olduğunu görürsün!’’5/82

Çünkü bu iki topluluk Allah’ın nurunu söndürmek için bütün güç ve kuvvetlerini seferber ederek yokluğu için her hileye ve savaşa baş vururlar ve vurmaktalar. Siyonistlerin en başarlı oldukları saha müslümanların arasına sokmuş oldukları ırki ve mezhebi taasuplar ve çıkarmış oldukları savaşlardır.

Yüce İslam peygamberi (eyyühennas) davetile başlatmış olduğu tevhidi hareketin islam dininin çatısı altında kardeş olun çağırısı müşrikleri yürekten vurarak siyonistlerin yüreğine kan damlatmıştır. Tüm işgence ve öldürmelere rağmen peygamber ekseninde siyah, beyaz, köle hür, arap ve acem birbiriyle kucaklaşmış bir ümmet olarak zalimler karşısında yiğitçe bir duruş sergiliyerek Medine devletini kurmuşlar ve yüz yıllık kabile savaşına son vermişlerdir. Muhammedin (s.a.a) hayatındaki ilahi din birleştirici özelliğiyle dünya insanını köleştirip sömürmekte olan müstekbirler saraylarında korku yaratmıştı; zira ilahi davetin metnindeki gerçeklik köle ile efendi, memurla amir, işçile iş veren, zenginle fakir arasında birinin diğerine üstülük taslamasına müsaade etmeyen islam dini insanlar arasındaki eşitlik dengesini şöyle anlatır ve yaşanmasını ister.

‘’Müminler kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nail olasınız.’’49/10

İslam peygamberi şöyle buyurur: ‘Mümin müminin kardeşidir onu yanlız bırakmaz, hasta olunca onu ziyaret eder, ihtiyacı olunca ona yardım eder, onlar birbirine kenetlenmiş bir binanın tuğlaları gibi birbirini kucaklar, kendi için sevdiklerini mümin kardeşi içinde ister, sevmediğini ve ikrah ettiği şeylerden mümin kardeşinede istemez, ona karşı kibirlenmez, onu küçük görmez, onu ayıplamaz ve arkasında onu korur.’

İlahi dinin velayet makamındaki varlığı insanlar arasında hiç bir fark bırakmazsızın kucaklıyarak ümmet birliğini gerçkleştiren bu din sömürgeci zalimlerin korkulu rüyası olmuştu!

Buna tahammül edemeyen zalimler ve siyonistler peygamberden sonra velayet makamını işgal ederek ehliyetsiz insanların başa gelmesi için çalışmalar yaptılar ve nihayet başardılar. Bu başarıyı elde eden siyonistler ilk iş müslümanların arasına ırki ve kabilevi taasubun fitnesini işlediler ve arap olanlarla olmayanlar arasında ciddi bir ayrım başlatarak islam dinini hedef aldılar ve dini saltanatların emrine vererek yavaş yavaş hedeflerine doğru hareket ettiler. Nihayet müslümanları parça parça ederek coğrafi sınırlarla ümmet bütünlüğünü bozdular ve ırki ve mezhebi taasuplarla bunları savaştırdılar; dinin hiç bir hükmüne yer vermeyen batı menşeli seküller bir ideolojiyi islam toplumuna kabul ettirdiler ve dini insanların hayatından uzaklaştırdılar, laikliği dine şemsiye olarak küfrü müslümanlara kabul ettirdiler.

Yazının metninde şunu ifade etmek istiyorum Kapitalizim, sosyalizm, komunizm, siyonizm ve demokratizm bunlar her nekadar birbirinden ayrı ve savaş halinde olsalarda bunların müşterek hedefleri Allah’ın dinine düşmanlıktır. Bu ayrı duruşları ve zahiri düşmanlıkları sömürmek istedikleri milletleri paylaşamadıklarından ileri gelmektedir, ama islam dinine karşı yek vucut ittifak içindeler. Bütün dünya devletlerinin ittifak içinde İran islami devrimine karşı çıkışları ve ambargo uygulamaları en açık delildir.

Arapçılık, türkçülük, kürtçülük ve hertürlü kabile ve kavmiyetçiliğin ana metnini hazırlayanlar siyonistler ve ingilizlerdir. Bu kapılardan girerek yine hedefte din vurma vardır. İran islam cumhuriyetine düşmanlığın metnindede dine düşmanlıktır.

Batılın elindeki öldürücü ve kan kusturucu silah, ırki ve mezhebi taasuplardır. Bu silahları onların elinden alabilmek için yeniden direniş, yeniden uyanış, yeniden dine dönüş ve velayet ekseninde yeniden kenetlenmek gerekir.

Allah’ım ümmete basiret ihsan et, hakkı göre bilsinler.

 

Muhammed Avci



Add new comment