Ahmedi Nejad ve Hugo Chavez!

Thu, 19/01/2017 - 11:04

MUHAMMED AVCİ HOCADAN son günlerin siyasi gündemini oluşturan ve medyada farlılı farklı yansıtılan Hugo Chavez in ölümü ve Ahmedi Nejad ın cenaze merasimindeki bazı tavırlarına ilişkin siyasi bir değerlendirme.

Ahmedi Nejad ve Hugo Chavez!

Siyasi arenada oldukca geniş bir yeri işgal eden Hugo Chavez’in ölümü ve cenaze töreni kendisinden sonra bırakmış olduğu iz, siyasetçilerin, düşünürlerin ve yazarların kaleminden gündeme farklı, farklı siyasi yorumlar, muhtelif sorular oluşturmuştur. Bu yorumların ve soruların ilk ve birinci sırasını Ahmedi Nejad’ın katılımcılardan farklı ve bir adım ileri atarak Hugo Chavez’in tabutunu öpmesi olmuştur.

Ahmedi Nejad’ın bu farklı tavrını dostlar ve düşmanlar, sevenler veya sevmeyenler farklı- farklı yorumlar yaparak hakikatın ve gerçeğin sınırlarını da aşarak büyük bir günahın işlendiğini veya fırsat bu fırsat Ahmedi Nejad’ın bu eylem ve bazı söylemlerini bahane ederek İslam Cumhuriyetini karalama imkanını ve fırsatını elde etmişlerdir. Bazıları da Ahmedi

Nejad’ın eylem ve  söylemlerinin yersiz olduğunu tenkit etmiş ve uyarı yapmışlardır; velhasıl herkes görevini yerine getirmek için kalemlerinin mürekkeplerini tüketmişlerdir.

Soru şu: Hugo Chavez Kimdir?

Hugo Chavez 1998 de Venezuela da yapılan seçimlerde yüzde ellialtı oy alarak devlet başkanı olmuştur. 16 ağustos 2004 yılında yapılan halk seçimlerinde oyların yüzde doksandördünü alarak görevini devam ettirmiştir. Uygulamaya koyduğu radikal, siyasal dönüşümleriyle kapitalizmin belini kırarak Venezuela halkına getirmiş olduğu yeni düzenlemelerle milli geliri dengeli bir dağılımla paylaşarak halkın huzurunu ve refahını sağlamıştır. Bu eylemiyle fakir ve mustazaf insanların yanında yer alarak onların gönüllerini fethetmiştir. Ayrıca dünyayı sömürmek isteyen büyük şeytan Amerika’nın menfaatlarına el koyarak fakir ve sömürülmekte olan ülkelerle sıcak ilişkilere girerek sömürgeci devletlere karşı direnme çağrısında bulunmuştur. Bu yiğitçe duruşunun ilham kaynağı 1979 da gerçekleşmiş olan İslam İnkilabının  güney Amerika’ya yansıyan aynasındaki görüntünün mahsülüdur. Çünkü İslam İnkılabından önce Amerika gücü karşısında sesini yükseltecek hiç bir yiğit yoktu, ancak İmam Humeyni’nin (r.a) uyarıcı ve uyandırıcı olan tarihi sözü (Amerika hiç bir halt edemez) yiğit insanlara cesaret vererek dünyanın her bir yanında emperyalist sömürgecilere karşı ciddi hareketler baş göstermiştir.

Chavez’in 2006 yılında İran İslam Cumhuriyetine yapmış olduğu ziyaretle  Amerika’ya karşı net bir tavır sergileyerek İslam cumhuriyetinin yanında olduğunu tavır, davranış ve söylemleriyle ortaya koymuştur. Amerika devleti müttefikleriyle birlikte (müslüman ülkelerde dahil) İslam İnkilabına tavır alarak ambargo uygularlarken bir katolik  mesihi olarak (Necaşi gibi) İslam devletinin yanında yer almış ve yiğitce savunmuştur. Ayrıca müslümanların emiri Ayatullahul Uzma Seyit Ali Hamaneyi’nin karşısında bir insana yakışır saygın ve kibar duruşuyla İslam’a karşı sevgi ve saygısını göstermiştir. Necaşi’yi örnek alan Chavez, Amerika emperyalizmine  karşı tavır takınan müslüman ülkelerede sosyalist olmasına rağmen dostluk elini uzatmıştır.

İran İslam Cumhuriyetiyle siyasi, ictima-i, iktisadi ve ticari ilişkilerde sıkı bir bağ kurmasındaki hikmete baktığmız zaman İslamın etkisinde  kaldığı İslam devletini ziyareti esnasında yüzündeki beşaşet ve gözlerindeki sevincle kendisini kanıtladığı görülmektedir; bunun kanıtı ziyareti esnasında Rehberin huzurunda ki saygılı ve oldukca sevinçli duruşu ayrıca Ahmedi Nejad’la görüşmesindeki sıcak ilişkisi iddia edileni kanıtlamaktadır.

Bu söylemlerle Chavez müslüman olmuştu, müslümandır demek istemiyoruz; o bir katolik mesihi ve sosyalist bir lider idi, bu kimliğiyle müslümanların ve İslam devletinin yanında yer almış ve İslam devletinin düşmanı olan sömürgeci Amerika’nın karşısında vakarlı bir duruş sergileyerek İran’ın dostu olduğunu ilan etmiştir. Ama ne yazık ki islamın şemşiyesi altında Nato ve Amerika’nın müttefiki olanlar, ortadoğunun müslüman halklarına laik demokrasi getireceğiz adı altında yüzbinlerce islam ümmetinin kanını akıtanlar islam adına müslümanlara düşmanlık yapıyorlar.

Kendi bağımsızlığını İslamla kazanmış ve (Laşarkiyye vela garbiyye) şiarıyla sömürgecilerin yüzüne bir şamar vurarak şer-i bir devlet tesis edildiği halde “müslümanız” diyenler Amerika’nın şemsiyesi altında İran İslam cumhuriyetine karşı cephe aldılar ve halen devam etmekteler.

Batı gözlüğüyle Ahmedi Nejad’ın eylemine bakanlar küçümseyici yazılarıyla Amerika’nın hedefindeki İslamı vurmak isterler; halbuki Ahmedi Nejad’ın; Chavez’in tabutunu öpmesi çokta kayda değer bir olay olmadığı halde ciddi bir sorunmuş gibi yazılmış olunsun, ayrıca kadınlık hislerini kayıp etmiş yaşlı bir kadın olan Chavez’in annesi; acısını dindirmek için Ahmedi Nejad’a bir anne gibi el sıkışması veya birazcık boynuna elini sarması kıyametler koparacak kadar bir haramiyet yoktur. Bu konu fıkıh kitaplarında acuze kadınların hükmünü detaylı açıklanmıştır. Asıl kayda değer olan ve üzerinde ciddi durulması gereken olay bugün batının  her gün bir İslam ülkesini işgal ederek kanlarını akıttıkları gibi mallarını talan ederek namuslarını ayaklar altına almışlar; eğer baş manşet olarak atılması gereken bir olay varsa bu cinayet şebekesinin halka tanıtılması en zaruri bir gündemdir. Yazarlara, çizerlere, aydınlara, okurlara, dinletenlere ve dinleyenlere soralım: Amerika’nın ve İsrail’in ayrıca tüm batının isteklerini yerine getirmek için  yüzbinlerce İslam ümmetinin kanı dökülmekte, dökülen bu kanın hesabı niçin taşeronlardan sorulmamakta? Ahmedi Nejad’ın Chavez’in tabutunu öpmesiyle kıyametleri koparan ve baş manşet olarak katolik Chavez  ile müslüman Ahmedi Nejad diyerek medyaya yansıtanlar neyin peşinde ve kimi memnun etmek istiyorlar? Ve hedefte kim var?

Amerika’nın, Hollanda’nın ve Almanya’nın patriotlarını askerleriyle birlikte Türkiye coğrafyasına yerleştirilmekteki hedefte kim var? Cevap: dostlarımız Suriye’ye karşı bizi korumak için getirmişler; ne fedakar dostlar! Oluk oluk müslümanların kanını döken ve daha da dökmek için hazırlık yapan dostlar! Hakikaten bunlar Türkiye’yi korumak için mi bu fedakarlığı yapmaktalar? Hayır!.. Hayır!..  ne siyasetçiler, ne yazarlar, ne bürokratlar ve ne de aydınlar doğrusunu söylemiyorlar ve söyleme cesaretine de sahip değillerdir. Ama Chavez olmuş olsaydı yiğitçe kimliğini ortaya koyar; kimden yana kimin için olduğunu söylerdi. Ama sözüm ona ben “müslümanım” diyenler bu cesareti kendilerinde bulamamaktalar. Bunu söylemekle müslümanları kınamak istemiyorum; zira İran İslam İnkilabının banisi İmam Humeyni (ra), İran İslam İnkilabının aziz ve yiğit rehberi (damet berekatuhu), İnkilabın 34 yıllık surecindeki cumhurbaşkanları ve dilaver ordu komutanları, gönüllü ordusu olan imanlı halkı, imanlarının vermiş olduğu cesaretle emperyalist güçleri merkebe ters bindirerek ülkelerinden kovdukları gibi 34 yılldır da imanlı duruşlarıyla ülkelerini izzetle korumaktalar. Amerika; dostları ve müttefikleriyle birlikte her türlü kötülüğü yapmak için ne gerekiyorsa onu yaptılar. Ve iktisadi ve ekonomik ambargoyu da 34 yıldır sürdürmekteler; haince yapılan bu insanlık dışı eylemlerine rağmen ilim ve teknikte inanılmaz başarilar elde eden bu yiğitler hala dimdik ayakları üzerinde zalimlerin korkulu rüyası olmuşlardır. Ali’nin yiğit evladı müminleri emiri olan Ayatullahul Uzma Seyid Ali Hamaneyn’in sömürgeci zalim güçlere karşı tavizsiz yiğitce duruşunun hayranı olan Chavez, İran İslam Cumhuriyetinin yanında zalimlere karşı yer almıştır. “Yiğidi öldür hakkını yeme” ata sözünü yerinde kullanmak gerekirse; bu da Chavez’e yakışır. Çünkü bütün dünya devletleri İran İslam Cumhuriyetine karşı tek bir cephe oluştururlarken; Chavez hakkın cephesinde yer alarak bütün gücüyle destek vermiştir. Bu duruş onurlu ve yiğit insanların vasfıdır. Bu nedenle İran İslam cumhuriyetinin cumhurbaşkanı Chavez’in naaşına insani olarak ilgi ve alaka duymuş ise bu insani bir duygudur. Bundan faydalanmak isteyen ve buradan giriş yaparak müslümanların kafasında  soru işareti bırakmak isteyenler bilsinler ki artık o devir kapanmıştır; müslümanlar kimin ne olduğunu ve kimin kime hizmet ettiğini çok iyi bilmekteler. Chavez’in annesinin Ahmedi Nejad’ı kucaklamasına gelince, islamdan haberi olmayan yaşlı ve ciğeri yanık bir annenin gayri ihtiyarı Ahmedi Nejad’ı kucaklaması ve onun da sessiz kalışı şer-i bir sorun olabilir, ama karşıdakinin haleti ruhiyesi inancıni göz önünde bulunduracak olursak pekte üzerinde durulacak bir konu değildir. Evlat acısıyla kıvranan ve ne yaptığının farkında olmayan yaşlı bir kadının davranışıyla karşıdakini suçlu ilan etmek doğru bir tavır değildir.

Şu bilinmelidir ki biz Ahmedi Nejad’ı  savunmak için bu yazıyı yazmadık; zira Ahmedi Necad kendini savunacak ilmi bir kariyere ve muktedir bir güce sahiptir. Bizim yazımızın metninde kendi gözünde ki kazığı görmeyen başkasının gözünde ki saman çöpünü gören ve ortalığı bulandırıp kafalara soru işareti bırakan Türkiye medyasınadır. Buna binaen bizim sorumuz şu: Türkiye medyası kimden yana? Yazar ve çizerler kimi memnun etmek istiyorlar? Siyasetçiler, bürokratlar ve aydınlar kimin yanında yer almaktalar?

Biz bu sorularımızı cevaplandıracak birini arıyoruz!..

 

Muhammed Avci

Tags: 


Add new comment