İlahi bir vakit; Newroz

Mon, 26/02/2018 - 21:14

Asrımızda insan her zamandan daha fazla doğaya yabancı ve yaşamın yenilenmesini unutmuş bir dünyada yaşıyor. Suya, toprağa, havaya ve tüm yaşayan canlılara ancak kapatilizmin tüketici güdüsüyle yaklaşıyor. Daha çok tüketim ve kazanç hırsı bütün ekolijik dengeyi etkililyor. Ama neden doğayı tüketme insanın kendisine yabancılaşma anlamına gelsin? Çünkü doğa, insanın bu küreyi terk ettiği zaman yine kendi döngüsüne döner ve tüm insan artıklarını içinde temizler. İnsan ise doğayı tüketmeyle kendi yaşamını zehirliyordur. Rengareng doğanın yeri ve göğü insanın hırsıyla külrengine dönüyor. Doğanın tüm genişliği insanın toprağı sahiplenme hırısndan dolayı daralıyor ve milyonlarca insan daracık evler ve odalara tıkanıyorlar ki üstelik onun için birde ödemeleri ödeyebilmek içinde yine bir başka yerde doğayı tüketen bir işte çalışmalı.

Bu yabancılaşmanın karşısında ise doğaya sadece maddi boyutla bakmanın yerine doğada ilahi nurun cari olduğunu bilmek gelir. Doğanın kör bir döngü ve tesadüfi bir varoluş olamdığına aksine ilahi tecelliyatın zarfı olduğuna inanırsak, doğada nurun, hikmetin, letafetin, bereketin ve bağışlamanın inikas ettiğini görür ve yaşamımız bu bilgelikle şekil bulur.

Baharın gelişi ve yılın yenilenmesi asrımızda her şeyden önce insanın doğdan yabancılaşmaya son vermesi anlamını taşır. Bundan dolayı hayatın yenilenmesindeki ışığı ve bilgeliği bulabilmenin vakti olan baharı ilahi bir vakit olarak tanımak doğru olur.

Yabancılaşmaya son verme sadece doğayla iligili de değildir. Eğer insanlar yüzlerce savaş, cinayet, sömürge ve baskıdan bıkmış, umutsuz olmuş ve kenra çekilmişlerse, baharın gelişi ve dönüşü aynı zamanda kötülüklere karşı yeniden karşı durabilme için bir vakit bir fırsattır.

Baharın dönüşü yenilenmesi esaretin her türlüsüne son verme için bir vakittir.

Ve baharın yenilnemsi yeni yaşamlar kurma için bir vakittir. Barış ve adalet üzerine sahiplenme yerine paylaşma esasında yaşam kurmanın vakti. Eğer doğa ilahi mizan üzerinde kendi içinde adaleti sağlıyor ve yeniliyorsa insan ve insan toplumları da yaşamlarını adalet ile mizan etmeli. Eğer doğada yaşam ölüme ve ölüm yaşama dönüyorsa ve ölmek son bulan bir şey değilse insan da toplumsal yaşamında sürekli devam edebilecek ve yenilenebilcek bir kültür var edebilmeli.

Baharın yenilnemsi binlerce yıldır yüzlerce halk tarafından kutlanır. Kederler atılır neşeler giyinilir. Hüzünlere muadil sevinç çalınır. Zalimce gençlerin hayatını çalan ve sevgi dolu ailelerinden ayıran hünkarlara karşı yeni buluşmalar, evlilikler ve paylşaşımlar kurulur, yuvalar öldüren hunkarlara karşı yaşam doğruan mevzilere dönüşür. Bahar, yaşam, yaşamla doğmak, yaşamı doğrumak yaşamı sevinçle doldurmanın zamanıdır.

Ortadoğu her zamandan daha fazla bahar vaktine ihtiyac duyuyor. Savaşa ve baskıya karşı renagreng bir dünyayı düşlüyor. Türlülük doğanın bir özelği ve yaratıcının arzusuysa türlülüğe karşı aynılığı dayatan her sistem ve her politkaya karşı durulmalı ve toplumların türlülüğünü ve çeştililiğini koruyabilcek bir düzen yaratmalı.

İslam filozofları ‘vahdet fi kisret kisret fi vahdet’ ilkesiyle evreni açıklarlar. ‘Birlik içinde türlülük türlülük içinde birlik’ ilksei Ortadoğu için aynı zamanda politik ve sosyal bir model olarak sunulmalı. Bir dili bir ideoljiyi bir başkanı dayatan ve kisreti yok sayan düşüncelere ve hareketlere Hayır demeli. Buna karşı Ortadoğuda türlülük ve çoğuluclğu ve ancak bu çoğulculuk ve rengarenglik içinden çıkan birliği savunan bir düzen aranmalı.

Baharın dönüşü irani dillerde Newroz olarak adlandırılır. Yeni gün, Günün yenilenmesi anlamında.

Doğa da dağlar ve ovalar türlü renklerde çiçkler giyionyrsa Newrozu kutlayan insanlar bu rengleri kendi giyimlerine yanıstrlar. Ama birde Newroz gönüllere yanısmlaı. Yeniden dirilme vakti saygıyla kutlanmalı. Esir alınan toprak ve su esir alınan gençler ve kaıdnlar, esir alınan akıllar ve gönüller yeni günde yeniden hürleşir dilemeli ve bunun için direnmeli.

Bu Newroz Ortdağu halkları ve tüm barış arzulayan halkalr için hür ve sevinç dolu bir zamanın doğuşu olsun.

 

Emir Sina



Add new comment