HAYAT ve DİN

Sa, 07/03/2017 - 14:15

HAYAT ve DİN

’’(Resulüm!) Sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan İslam’a yönelt. Yani Allah’ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata uygun hareket et. Allah’ın bu hilkatini kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların ekserisi bunu bilemez.’’ 30/30

Ayetin metninde Resul-i Ekrem muhatap alınarak ümmetine hayat verecek fıtratlarındaki varolan Hanif dinine davet etmektedir. İnsan fıtri yaradılışıyla İslam dini üzere yaratıldığı şu hadisle onaylanmaktadır. (Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar) ayet şöyle ışık tutar:’’İşte dosdoğru din budur.’’ Fıtri yaradılışıyla yaratılmışlardan farklı imtiyazlara sahip olan insan fıtratında varolan dinle meleklere secdegah olmuştur. Bu kutsi yaradılışa sahip olan insan kendisi için konunmuş teşrii kanunlarla hayatını şekillendirerek insan kamil olmaya imza koyar. Bu imzaile yaradılmışlar arasında kendisi için belirlenmiş makama oturmuş olur.

Yukarıdaki ayeti dikkatle okuyacak olursak batıl dinlerden yüzünü ve özünü çevir ve ondan uzak dur; zira batıl olan herşey, değeri oldukça ağır, baha olan insanın fıtratındaki hakk din olan İslam’la birarada olmaları fıtri yaradılışa ters orantılıdır. Bu nedenle iki tezatı bir bünyede cemetmek yaradılış felsefesine aykırı olduğu gibi insan denilen mukeddes varlığa zulüm edilmiş olunur; yüce yaratıcı olan Allah kendi nefsinize zulmetmeyin diye uyarıda bulunur. Zira insanın yaradılış felsefesini teşkil eden ’’Tevhid’’ yabancı katkıyı kabul etmez, çünkü insanın yaradılışında ’’Tevhid’’ onun özü ve gerçeğidir; bu gerçeğe batıl olan dinlerin elbisesi zorla giydirilecek olunursa beşeriyete yapılmış en büyük zulüm olur.

Allah’ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata uygun hareket etme uyarısı, insanın şirkten, küfürden, nifaktan arındırılmış Tevhidi bir din olan İslam dininde gerçek hayatın tadını alması içindir.Zira hayat sevgi, muhabbet ve aşk üzere kurulduğu zaman insani kimlik ancak o zaman Tevhidi Mekteb'in onayını alabilir; şiddet, zorbalık, sömürme ve sömürgeciliğe karşı sevgi, muhabbet ve insani değerlere saygı duyan İslami kimliğini ortaya koyar ve yüce bir ahlaki değere sahib olduğunun duruşunu sergiler. İslam dini yeryüzünde şiddeti, fitne ve fesadı çıkarmak isteyenleri redd ettiği gibi ağır cezalar koyarak insanı şiddet yapmaktan ve fitne-fesat çıkarmaktan alı koymaya çalışır; çünkü insan oldukça değerli bir varlıktır ve yeryüzünde Allah adına iş yapar, zira Allah’ın Halife'sidir; kullarına karşı merhamet ve şefkatli olan Allah, yeryüzünde Allah’ın Halife'si olan insandanda merhametli ve şefkatli olmasını ister.

Fıtratı ile üstün bir kimliğe sahip olan insan, savaşla ve şiddetli davranmasına Kur’an'dan ayetler okuyarak veya Allah tarafından Rahmet Peygamberi olarak gönderilen ve alemlere rahmet olan Hz. Muhammed’ten (s.a.a) hadisler getirerek ve hiçbir sınır koymadan kadın, çocuk, yaşlı ve savunmasız insanları öldüren bu insanlar kesin olarakİslam'dan nasibini almış insanlar değillerdir. Belki insaniyet mektebinin asıl düşmanı olan İblis'in ve onun avaneleri olan insan denilen şeytanın emrini yerine getirmekteler. Fıtraten aziz ve kerim olan insana zorla batılın elbisesini giydiren zalim ve müstekbir güçler İslam'ı bilmeyen ama İslami duyguları yaşayan gençleri çeşitli yollarla kandıran veya para ile satın alan şer güçler İslam'ın Nuru'nu söndürmek için ellerine vermiş oldukları gelişmiş silahlarla İslam beldelerini harabeye çevirip ve insan kanıyla yeryüzünü sulamaktalar. Fıtratlarının düşmanı olan müstekbirler bu kötü eylemleriyle yüce İslam dininin merhametli ve şefkatli ve insana hayat veren bir din olduğunun üstünü karartarak bugünkü medya aracılığıyla baş kesen ve kadın-çocuk demeden insan öldüren vahşi ve canavar insanları İslam'a mal etmekteler. Bu insanlık dışı hareketleriyle önemli noktalara varmak isterler. Önce müslüman halkları birbiriyle savaştırarak onlarıngücünü zayıflatmak ve kendilerine muhtaç konuma getirmek isterler ve yapmaktalar. Sonra kurtarıcı melekler kıyafetiyle uçaklarıyla gelerek sulh ve barış adı altında kölelik iplerini onların boynuna takarak efendiliklerini ilan ederler ve batılı şer güçleri ıslahatçı olarak insanlara tanıtırlar. Nihayi hedeflerinde ise mukaddes İslam dini beşeriyeti idare edemediğini, kan dökücü baş kesici olarak göstermeye çalışır ve şimdi bu görevi yapmaktalar. Bu menfur işleyiş karşısında müslümanlara düşen görev Velayet makamında bulunan Ayetullahul Uzma İmam Hameney'in etrafında birleşerekİslam'ın bir hayat nizamı olduğunu ve insanlara hayat vermek için geldiğini ilmen, ahlaken ve aklen kanıtlıyarak İslam adına başkesen ve insan öldüren Batı endeksli şerur insanların yüzlerindeki maskeyi düşürmek gerekir.

Müslüman bir insanın Kur’an'dan almış olduğu kimliğin metni.

1- insalara karşı merhamet ve şefkatli davranırlar ve kimseye zulmetmezler.

Yüce Allah şöyle buyurur:

’’İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.’’ 14/34

Resul-i Ekrem şöyle buyurur: (Allah, merhamet etmeyene merhamet etmez) ve Merhametin yaşanmadığı bir toplumda acımazsızlık hakim olur) buyurmuşlardır.

2- Allah’ın dostlarına karşı merhametli ve şefkatli olurlar, Allah’ın dininin düşmanlarına karşı vakarlı ve şahsiyetli duruş sergilerler.

’’Muhammed Allah’ın elçisidir. Onunla beraber olanların kafirlere karşı vakarlıkendi aralarında merhametli olurlar. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün.’’ 48/29

3- Müminler yardım sever ve kendi aralarında yardımlaşırlar.

’’Mümin erkeklerle mümine kadınlar da birbirlerinin yardımcıları ve velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resu'ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.’’ 71/9

4- Müminler emin ve güvenilir insanlardır:

Hadis: ’’Mümin, insanların şerrinden emin olduğu kimsedir.’’

Hadis: ”Şerrinden komşusunun güvende olmadığı kimse gerçek Mümin olamaz.”

Özetle Müminler emin ve güvenilir kimseler olduğunu mukaddes İslam dini onay vererek güvensiz ve emin olmayanlara asla yer vermez ve kendinden kabul etmez. Yüce İslam Peygamberi (s.a.a) şöyle buyurur: ’’Şerrinden emin olunmayan bir insan, bizden değildir ve bizi aldatan da bizden değildir.’’ Bu Nebevi uyarı Mümin olmanın kimliğini beyan etmektedir.

İslam'da şiddet ve savaş:

Beşeriyete hayat dini olarak sunulan İslam dini şiddet ve savaşa karşı sulh ve barışı önermektedir.

’’Ey iman edenler! Hepiniz toptan barış ve selamete girin de şeytanın adımlarını izlemeyin.’’ 2/208

’’Eğer size bunca gerçekler, açık deliller geldikten sonra, eğer barıştan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah azizdir, hakimdir.’’ 2/209

Yüce İslam Peygamberi'de şöyle bildirir:

“Sadakaların en faziletsi; iki kişinin arasını düzeltmektir.”

“İçinde yaşadığı cemiyete faydalı bir insan olmanın temel şartı güzel ahlaka sahip olmaktır.”

Yukarıdaki ayet ve hadisler gösteriyorki İslam dini savaştan ve şiddeten yana olmadığı anlaşılmaktadır. Kur’anKerim’deki kital ayetleri İslam'ın nurunu söndürmek için şeytani orduların saldırısına karşı İslam'ın yanan nurunu ve devletini korumak için savunma savaşını yaparlar. Ayrıca fitne ve fesat çıkarıp insan huzurunu bozarak güvensizlik ve emniyetsizlik yapmak isteyenlere karşı güç kullanarak emniyeti sağlamaya çalışılır. Bu meyanda Allah’ın Resulü’nün harp stratejisini kullanırlar; kadınlaraçocuklar, yaşlılara ve savunması olmayan malullere ve savaşmayanlara dokunulmayacağını esas alarak difa savaşını yaparlar. Ayrıca „şahadetini” getiren her insanın malı, canı ve namusu güvence altına alınır. Esir düşmüş olanlara karşı merhametli davranılır onların insanlık onuruna zarar verecek söz ve davranışlardan sakınılır. Bu konuyu Bedir Savaşı'ndan sonra esir düşmüş Mekkeliler'e uygulanan insani muameleyi görmekteyiz. Bugün İslam adına yapılan Ortadoğu'daki savaşın İslam'la ve İslam Peygamberi'yle hiç bir alakası yoktur. Yüce İslam Peygamberi şöyle buyurur:

’’Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederimki, insanlara öyle bir zaman gelecek, katil niçin öldürdüğünü, maktulda niçin öldürüldüğünü bilmiyecektir.” Bugün Ortadoğu'daki savaşın metninde bu hadis-i şerif vardır. Ancak perde arkasına baktığımızda büyük şeytan Amerika ve müttefiklerinin olduğunu net bir şekilde görmekteyiz. Bu zalim şeytanın hedefinde İslam'ın Nuru'nun yandığı İran coğrafyasındaki Velayet makamı vardır. İslami kisve altında hazırlamış oldukları şeytani guruplarla İslam’ın göz nuru olan Velayet'e saldırmak istemektedirler. Bu şeytani planları onlara sadece hasret bırakacaktır.

İslam hayat dinidir:

’’Ey iman edenler!. Allah ve Resulü size hayat verecek hakikatlere sizi davet ettiğinde ona icabet edin.’’ 8/24

İslam dini savaş ve şiddetten yana olmadığını yukarıdaki ayetle beyan eder, zira İslam fıtri yaradılış ilke olarak alır ve tüm insanları bir vücud gibi kabul eder. Ancak vücudun herhangi birisi kanser veya kangırana dönüşürse ve tedavide fayda vermezse bünyenin kurtulması için o olumsuz azayı ameliyat yaparak alırlar. Bunun adını savaş veya şiddet olarakmı yoksa ıslahatmı demek doğru olur!

İnsan denilen varlığın fıtratında var olan okutsiyeti dıştan gelen şeytani akımlar karşısında şu Kur’ani ilkelerle savunulması istenmektedir. İyiliği emretme ve kötülüklerden alıkoyma ilkesi, ikinci ilke cihad emrini yerine getirmek. Bu emir ilim, sanat, bilim, teknik ve teknoloji hamlesi, siyasi ve iktisadi alanlarda fıtri ilmin isteklerini yerine getirerek sağlam ve salim bir toplum oluşturma mücadelesini vermeye denir. Ayrıca fıtri arzu olan Allah’a yaklaşma ve fıtratındaki özle tanışmayı sağlamak için gayretli bir ibadeti gerçekleştirme; üçüncü ilke savaş,İslam'ın mukaddesatına ve VelayetNuru'nu söndürmek isteyenlere karşı savunmaya kalkan İslam Ordusu Allah ve Resulü'nün emrettiği şekilde yeryüzünün fesatçılarıyla savaşmaktır.

Özetleyecek olursak İslam dini insanın üzerinde yaratılmış olduğu fıtratı korumak için şeytani olanlarla savaşmayı ve cihadı emretmiştir. Zira zalim ve müstekbirlerin yeryüzünde çıkarmış oldukları fitne ve fesadın önlemek ve insani değerlere zarar verecek herşeye karşı çıkmayı emreder.

Muhammed Avci

 


Yeni yorum ekle