ÖZGÜR İNSAN

Thu, 09/08/2018 - 21:41

Müminler özgürdür. Onlar namazlarını huşu içinde eda ederler. Boş söz konuşmazlar. (Muminun suresi)

Yaratılış felsefesine göre yaratan yarattıklarını özgür yaratmıştır. Her varlık kendi kimliğiyle özgürdür. Onun kimyasıyla oynanmadıkça kendisinde varolan ilahi kanunla yaşamını özgürce devam eder, fıtratındaki varolan gerçek onun yaradılış felsefesindeki var olan nurdur. Nur eksenli hareket edildiği süreç içinde esaret ve kölelik kabul edilmeyen bir gerçektir.

Yaratılmışlar arasında özel bir imtiyazla yaratılmış olan insan, yaradılışının metninde varolan hilafet görevi, esaret ve köleliğe karşı verilmiş ilahi bir nimettir. İnsan için oldukça değer ifade eden ilahi hilafet görevi, yaratılmışlar arasında adil dengeyi kurmak için hilafet görevini yerine getirmesi onun yaradılışının ve bulunduğu makamın kendisine yüklemiş olduğu sorumluluktur. İnsan almış olduğu bu yüce görevi bulunduğu her makamda yerine getirmesi, tabiatta dengelerin yerine oturmasını sağlar. Bu ilahi mesuliyeti İslam peygamberi şöyle açıklar: ’’Hepiniz çobansınız, güttüğünüz sürüden hepiniz sorumlusunuz.’’ Bu nebevi ifade insanların bulundukları makam ve işlerine göre sorumluluk taşıdığını ve her insan kendi görevinde görevinin sorumluluğunu taşıyarak görevinin efendisidir. Allah Resulu şöyle buyurur: ’’Toplumunun efendisi toplumuna hizmet edendir.’’

Baş çoban güttüğü devletten sorumludur. Her fert bulunduğu makamdan sorumludur, aile reisi ailenin sorumlusudur. Her fert bulunduğu görevde o görevi özgürce imanının yüklemiş olduğu sorumluluk bilinciyle yerine getirdiği zaman ona özgür insan unvanı verilir. Bir baskıyla yapılan görev köleleşmiş insanlara verilen unvandır. Çünkü kendi iradesiyle aklını kullanarak beslendiği ilahi kaynaktan aldığı ilhamla görevini yapamadığı zaman bir başkasının esiridir. Dikkat edilirse Allah özgür olmayı nasıl tarif ettiği öğrenilir:

‘’Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu rededip Allah’a iman ederse kopması mümkün olmayan ipe sarılmıştır. Allah işitir ve bilir.’’2/256

Artık hak gün gibi açıktır. İlahi düzen beşeriyete sunulmuştur, kölelik ve özgürlük ana hatlarıyla belli olmuştur. Artık köleliği ya da özgür olmayı seçmelisin. Bu insan iradesine bırakılmıştır. Ya tağutu red eder Allah’a imanla özgür olursun veya tağutu kabul eder köleliği tercih edersin. Ya imanın vermiş olduğu büyük basiretle tağutu red eder imamet, risalet ve velayet yolunu tercih eder özgürleşirsin veya nefsin kötü isteklerini yerine getirir tağut ve tağutilerle beraber olursun. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur:’’Allah seni özgür yaratmıştır, başkasının kölesi olma’’

Tağut nedir neye tağut deninir?

Önce ilahi bir açıklama ile konuyu idrak etmeye çalışalım:

‘’Allah’a kulluk edin, tağuttan uzaklaşın’’

Allah’a kulluk: İnsanın kendisini yaratan Rabbisine karşı kayıtsız ve şartsız teslim olma haline denilmektedir. İnsanın bütün projesini ve planını hiç bir örnek olmaksızın yoktan var eden Allah, onun korunması ve kimliğinin zarar görmemesi için emirleriyle ciddi sınırlar çizerek onu koruma altına almışır. İnsan kendisine belirlenmiş sınırlar içinde hayatını şekillendirerek devam etmesi hali onun özgür insan olduğuna kanıt olmasına yeterlidir. Ama insan kendisine belirlenmiş sınırları aştığı zaman ya tağutlaşır veya tağuti olanlara köle olur. İnsanı özgürleştiren insanın fıtratında varolan fıtri din İslamdır; ilahi kelam bu özgürlüğü açıklamaktadır:

’ O halde ( Resulüm) sen, batıl dinlerden uzaklaşarak yüzünü ve özünü, hak din olan islama yönelt. Yani Allah’ın insanları yaratmasında esas kıldığı o fıtrata uygun hareket et. Allah’ın bu hilkatını kimse değiştiremez. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların ekserisi bunu bilemezler. 30/30

Ayetin metnine baktığımız zaman, insan varlığın yaradılışında eşitliğin olduğu bildirilmiştir. Bireylerin birinin diğeri üzerinde hakimiyetinin olmadığını açıklayan ayet, fertlerin birbiriyle olan ilişkilerindeki farklılık, yaşam dengesini oluşturmaktadır. Makam ve mevkiler o insanların ilmi ve ahlaki değerlerini korumak içindir. Makam ve mevkisini kullanarak bir diğerini kendi esaretine alması hali onun ahlaki bir çöküntü içinde insani değerini kayıp etmiş tağut diye ayet onu isimlendirir.

Müfessirler tağuta farklı manalar vermişlerdir. Verilen manalar her biri kendi açısından değer ifade etmektedir, ancak günümüz mantığında tağuta yeni bir anlam yüklemek belki kafadaki sorunları daha rahat çözmüş olur.

  • İlahi hudutları aşarak nefsini ilahlaştırmış azgın insanlara tağut deninir.
  • Yaradılış felsefesinde var olan ilahi hilafet görevine zincir vuran şeytani düşünce ve siyasetlerin tamamına tağut deninir.
  • Beşeriyetin hidayeti için gönderilmiş ilahi nizamı ve onun görevlisi olan velayet makamını kenara itip beşeri düzenleri öne çıkarıp yönetim makamına taşıyanlara tağut deninir, onlara tabi olanlarada tağutiler deninr.
  • İlahi olmayan yönetim şekillerine tağuti yönetimler, onları icra edenlerede tağut deninir.
  • İlahi hudutları aşan azgın nefse tağut denir, ona teslim olanlara tağutiler denir.
  • Şeytani ve nefsani duygularını ilahlaştırmış sömürgeci zalimlere tağut denir, bunlara uyan ve onları takip edenlerede tağutiler denir.

Tağut kelimesi Kur’ani kerimde farklı fiillerle geldiği için farklı manalar verilmektedir, buna binaen yukarıdaki manalar dikkatle okunduğu zaman insan özgürlüğüne kelepçe vuran ve ilahi ilkeleri çiğneyen herkese tağut denilmektedir.

Kölelik nasıl başlar, özgürlük nasıl kazanılır?

İnsan kendi dünyasında var olan gerçeklere bakması ve oluşumundaki yapı taşlarına dikkat etmesi onu kendi dünyasındaki vereceği imtihana hazırlar. Çünkü insanın değeri kendisini okuyabilmesidir. Zira ilahi emir insana okumayı emretmektedir.

İnsan Allah’ın en büyük ayetidir, okunması ve bilgi sahibi olabilmek için insan önce kendini okumalıdır. İnsan oldukça derin bir ilmi hazinedir, çözüldüğü zaman beşeriyetin bütün sorunları çözülmüş olacaktır.

İnsan, inci mercanlarla, yakut ve elmaslarla dolu derin bir okyanus olduğu gibi, vahşet dolu karanlıklarla dehşet saçan korkulu anları da insana yaşatır. Buna binaen insan önce kendini okumalıdır, zira bütün ilimlerin anahtarı insanın kendisini tanımasıdır.

İnsan kendini okumadıkça kendi dünyasının cahili olur, cehalet ise insana vahşet yaratan tufanlar içinde azmış nefse köle olmaya hazırlar. Artık insan nefsin gayrimeşru isteklerine boyun eğerek köleliği kabullenir. İnsan kendi nefsinin gayri meşru isteklerini kabullendiği zaman güç ve kudret sahibi olan müstekbirlerin kapısında el bağlıyarak kölelik ipini boynuna takar.

Müstekbirler kölelerinin devamlı köle kalabilmesi için şu ilkeleri gündemde tutarlar:

Önce kölelerinin köle olarak kalabilmeleri için onları semavi din olan İslam’dan uzaklaştırırlar.

Özgürlüğün mayası olan velayet makamını müslümanların kafasından silerek, kendilerinin kabul edebilecekleri bir İslami anlayışı sunarak köle sistemini devam ettirirler. Misal, seküler ve laik bir anlayışı dinin koruyucusu olarak İslam milletine sunarak semavi din olan Allah’ın dinini hayattan uzaklaştırırlar.

Köle edindikleri devletlerde, milliyetçiliği, kavmiyetçiliği, ırkçılığı ve mezhepçiliği gündeme koyarak onlar arasında savaş başlatırlar ve köle kalmalarını sağlarlar.

Özgürlük ve bağımsızlık adı altında milletleri, kavimleri ve ırkları birbirleriyle savaştırarak onların kanı üzerinde efendiliklerini devam ettirirler.

Faşist düşünceli ve kendilerine bağımlı devletler oluşturarak, NATO üyesi bölge jandarmalığını üstlenmiş bir devletin askeri giderlerini üstlenerek köle kalmalarını sağlarlar.

Makam, para, kadın ve şöhreti kullanarak insanların can damarından yakalayarak köleleştirirler.

Özgürleşmek için insan aklın hakimiyetinde, kendi dünyasında özgürce düşünebilme, özgürce karar verebilme, özgürce hareket edebilme kimliğini kazanması gerekir. Böyle bir kimliği elde edebilmesi için yaratanıyla sıkı bir irtibat içinde olması gerekir. Yüce Allah özgürlük meşalesini şöyle tanımlar:

‘’ Muhakkak ki müminler özgürleştiler ve mutluluğa erdiler.’’

‘’Çünkü onlar namazlarında tam bir saygı ve tavazu içindedirler.’’ 23/ 1-2

Özgür insanı Allah, bu şekilde tarif eder, masivadan sıyrılmış aşk mektebinde hakikatiyle tanışmış insandır özgür olan. Allah’a olan imanıyla iç dünyasında güven ve emniyeti sağlamış kendisinde varolan ilahi nur ekseninde hareket eden insan özgür insandır. Ölüme ve yok olmaya mahküm olan değersiz ve geçici olan şeyler peşinde koşarak özgürlük arayanlar aradıkları şeyin kölesidirler.

Ayette, onlar namazda tam bir saygı ve tavazu içindedirler. Kendini masivadan arındırmış tam bir teslimiyet içinde özgürlük şiarı olan ‘’ iyyake nabudu ve iyyake nestein’’ diyerek hür ve özgür olduklarını ilan ederler.

Özgürleşmenin yolu: Tağutları ve tağutileri red ederek Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak hayatlarını Kur’ana, Peygambere ve Ehl-i Beyte göre şekillendirdiği zaman özgür insan kimliğini kazanır.

Özgürlük, bağımsızlık ve hürriyet mücadelesini vermek isteyenler önce kendilerini köleleştiren ideolojileri ve ilahi olmayan tüm düzenleri red ederek Allah’a, peygamberine ve velayet makamındaki imamına iman ettiği zaman isteklerine kavuşmuş olacaklar.

Şeytani ve beşeri düzenler içinde özgürlük aramakta olanlar bir ruh doktora başvurmaları onlar için hayırlı olacaktır. Allah’ın dininden başka kurtuluş yolu aramakta olanlar bir yanlıştan diğer bir yanlışa, bir tağuttan diğer bir tağuta köle olacaklarının farkında değillerdir.

Kölelik: Beşeriyetin kurtuluşu ve özgürlüğü için yüce Allah peygamberleri vasıtasıyla göndermiş olduğu semavi dinler karşıtı müstekbirler tarafından farklı isimler altında üretmiş oldukları yönetim şekilleriyle başlamıştır kölelik. Buna binaen Allah, ‘’Siz Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorsunuz’’ uyarısını yapmaktadır. Biz batının ve yada doğunun kabul gördükleri bir dinden konuşmuyoruz, biz batılıların rahatsız olduğu öz Muhammedi (s.a.a) dini savunuyoruz.

Dinin bizi köleleştirdiği düşüncesini gündeme getirmekte olanlar yine siyonist ve emperyalist güçlerin hazırlamış oldukları sinsi bir siyasetin ürünüdür. Hedef tahtasında var olan Allah’ın dini ve ilahi velayet makamıdır. Siyonist emperyalist güçler din perdeli, dindar görünümlü kendi yaverleriyle birlikte bu dine darbe vurmuşlardır. Semavi din olan Kur’ani kerim beşeriyete özgürlüğün metnini yazmıştır, onlara size özgürlüğün metnini anlatacak olan dine gelin denildiği zaman onların yüz çevirip kaçtıklarını göreceksiniz.

‘’Onlara: Allah’ın indirdiğine(kitab’a) Ve Resül’e gelin (onlara baş vuralım), denildiği zaman, munafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.’’ 4/61

Özgürlüğün, hürriyetin aşkını insana yaşatmak isteyen Allah’ın kitabı insan olanlara şöyle seslenir.

‘’O kitap (kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, müttekiler (kendini günahtan koruyanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.’’ 2/2

Garbın kokumuş çöplüğünde veya şarkın bataklığında özgürlük ve hürriyet arayanlar yanlış bir yerde aramaktalar, cidden ve hakikaten özgürlük arayışında olanlar İmam Huseynin(a.s) mektebinde ve imam Humeynin devriminden ders alsınlar.

İmam Huseynin (a.s) kıyamı özgürlük aramakta olanlar için alacakları en büyük ders Kerbela mektebidir. Aşıkla maşuk bir araya geldiği zaman özgür olma unvanı verilir insana!

 

Muhammed Avci



Add new comment