Newroz İle... Halkız Biz, Yeniden Doğarız Ölümlerde

Wed, 21/03/2018 - 16:08

Ne kış sonudur Baharın, ne ölüm sonudur doğuşun. Yaşam arzusu doğanın her zerresinde gömülü ve saklıdır ve saklıdır her canlıda diriliş ve yeniden yaşam arzusu. Bir ilahi çarkdır ‘ölümün yaşama yaşamın ölüme dönüşmesi’. Her Bahar döne gelen yaşamın ılık rüzgarı taşır eteğinde yeni doğuşların tohumlarını ve serper onları cömertçe ovalara, dağlara ve tarlalara. Güneşin, suyun ve toprağın buluşmasında açar binlerce yeni yaşam tomurcukları. Doğayı izleyen insan gözü ve insan gönlü, doğuşun, sıcaklığın ve varolmanın canlanmasını kutlar sevinçler içinde, kelimeleri bulamadığı zamanlarda paylaşır sevincini diğer insanların elini tutarak ve aktararak duygusunu diğer canların gönlüne. Binlerce insan el ele daire olur/ çark olur ‘ilahi ölümden yaşam çarkının’ raksını yapar. Zaman gelir kelimler bulur ve doğanın diriliş gününün adını ‘Newroz’ koyar yeni yılın ilk gününün doğumunu kutlar.

Güneş, ay, eflak ile yıldızlar, tüm canlılar, bitkiler, toprak, su ve rüzgar ilahi çarkın içersinde nizama uygun hareket ederken, insan türü/ adem oğlu nasıl olur da aksi yol tutar? İtidal yolundan ayrılır da yaşamın değil yıkımın güçüne döner? Bozgunculuk hevesi aklını alır gönlünü karartır, diğer canlıların yaşamını tehlikeye atar? İndüstri artıklarıyla suyu kirletir, toprağı atom artığı çöpüne çevirir. Havayı kimyasal bombalarla zehirler. Kendi varlığını korumak adına kendi varlığını var eden yerküresini tehliklere boğar. Sormaz mı insan üstelik bahar vaktinde/ gülşen zamanında neden insan kimyasal bombalar üretti diye? Atom bombalarını ve ya hidrojen bombalarını? Neden akan ırmaklar üzerinde onlarca baraj kurar da Kuzeyden Güneye döne dolaşa paylaşa paylaşa suyunu halklar arasında giden nehirlerin akışını bozar? Güneye su taşımalarını önler ve sonucunda toprak kurur, canlılar ölür, iklim değişir ve  toplumlar arasında su savaşı çıkar? Irmakların ve nehirlerin önlerini kesmek toprağın kan damarlarını kesmedir. Su kesilince kuraklığa dönecek binlerce hektar, ve ağaclar filizllenmeyecek ve büyümeyecek ve çöllerin tozları fırtınalarda ağaçlarla engellenmeyecek ve bir başka şehride/beldede yaşayan insan topluluğu nefes alamayacak. Bu akıl tutulmanın ve bu hevesin bir sonu yok mu? Toprağa düşman, suya düşman olan insana da düşmandır. Toprakları kuraklığa zorlayan bir heves/ bir heves devleti ona karşı direnen bir halkın çocuklarına da suyu keser. Topraklarını ve suyunu gönülleri kadar temiz ve şeffaf tutan bir halk, yıkım gücüne dönen bir heves dev/devletine karşı savunmasız kalır. Hiç bir canlı türüyle ve can bulmanın ruhuyla ilişkisi kalmayan heves devleti, halkıyla birlikte bir iklmi bir coğrafyayı yıkıma ve yağmaya uğratır.

Kalkınma adına çıkan bir devlet kalkınmayı başaramadığndan diğerlerini bastırmakla üste durmak ister. Yaşamın zerafeti ve dengesinden kısmeti olmayan bu dev, yıkımın ve ölümün  orağı olur. Doğa katlıamı projeleriyle coğrafyaların bitki örtüsünü ve iklim şartlarını bozarak bölgenin halkını göç etmeye zorlar. Toprak verimsiz kılınarak bir halkın ekonomi kaynakları aslında kurutulur ve köyler ve yöre boşaltılır. Siyanürlü altın, termik santral, çimento fabrikaları, taş ocakları, çöp fabrikaları insan toplulukların geleceğini yok eden projelerdir. Bu dev/devlet doğayı yok eden projelerle yetinmeyip başka halkların şehirlerini işgal eder ve cinayet mesleği olan çeteleri oraya hakim eder. Böylece yeni doğan çocukların ve yeni yaşamlar doğuracak genç insanların hayatlarının katili olur.

Olmasaydı Bahar, dönüp bizi bulmasaydı Newroz ölümün  ve yıkımın gösterdiği sürgün ve çürüme yollarından başka yolun kalmadığına inanırdık. Ne toprağın bir daha yeşereceğine ne buz kesen gölün çözüleceğine inanırdık. Ne hür bir varolmaya ne dostca paylaşılan bir yaşama umudumuz kalırdı. Ama binlerce yıldır Baharı izledi insan gönlü, yaşamın ölümden nasıl doğduğuna tanık oldu. Newroz yaşamın latif ve derin gücünün ölümün kaba ve gürültülü gücüne karşı piroz olduğu zamandır. Yaşamın ölümü aşabilen bilgeliğine sahip olan bir ruh ve bir kültür ölüm ve yıkım gücüne boyun eğmeden tüm ağırlığına rağmen yıkım kalıntılarını üzerinden silkelemeyi bilir. Bugün Newroz, yeni günün vakti , yüz çevirmeden Güneşe, yaşam ışığının yaralı tenlerimiz, yaralı ruhlarımz ve yaralı coğrafyamıza yansıması için dua edeceğimiz bir vakit. Her biri ayrı savaşların ve yıkımların acısını yaşayan onlarca halk bugün Newrozu kutlarken ellerini birbirlerine uzatıp bir geniş çemeber oluşturmaları arzulanır. Ölümün cehalet ve yıkım güçüne karşı yaşamın direniş, sevinç ve bilgelik güçleri onlarca halkı buluşturduğu gün olur dileğiyle, Newroz kutlu olsun.

Emir Sina

Tags: 


Add new comment