İran’ın Hibrit Savaşta Ezici Zaferi

Pa, 02/08/2026 - 08:40

1- İran İslam Cumhuriyeti, şu anda Amerikalı-Siyonist düşmanla tam teşekküllü bir hibrit savaşın (karma savaş) ortasındadır.

Welayet News - Hibrit savaşın; sahadaki askeri savaştan siber savaşa, ülke içindeki düşman piyonlarıyla mücadeleden siber alandaki psikolojik operasyonlara ve ekonomik savaşa kadar pek çok farklı boyutu bulunmaktadır.

İçerikler

1. Sahadaki Üstünlük ve Hürmüz Boğazı’nın Kontrolü

2. Siber Savaş ve İstihbarat Sızması

3. Siber Alanda Psikolojik Operasyonlar

4. İç Güvenlik ve Ajan Şebekelerinin Çökertilmesi

5. ABD Strategic Hedeflerinin İflası

Sonuç ve Hükümetten Beklentiler

Eldeki deliller, belgeler ve hatta düşmanın itirafları, İran İslam Cumhuriyeti’nin bu hibrit savaşta üstünlüğü ele geçirdiğini göstermektedir. Şu belgelere dikkat ediniz:

1. Sahadaki Üstünlük ve Hürmüz Boğazı’nın Kontrolü

2- İran’ın sahadaki üstünlüğüne dair en yeni belge, pedofil ve cani ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarıdır. Trump dün Fox News’e verdiği demeçte, “İran’ın Salı gecesi Ürdün’deki ABD üssüne düzenlediği saldırı sürpriz oldu; birliklerimizin yalnızca birkaç dakikası vardı” itirafında bulundu.

Amerikalı analist Jason Campbell da kısa süre önce şunları söyledi: “Bana göre ABD, şu ana kadar mühimmatının ve hava savunma kapasitesinin önemli bir kısmını tüketti. İranlılar, bölge genelindeki benzer hedeflere misilleme yapma konusunda hem iradeye hem de yeteneğe sahip olduklarını gösterdiler.”

İran sahalarda, terörist ABD hükümetinin bölgedeki üslerini darmadağın etmenin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nı da tamamen kontrol altında tutmaktadır. Wall Street Journal yakın tarihli bir raporda şöyle yazdı: “Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin Kızıldeniz ile Babülmendep Boğazı’nda Suudi Arabistan’la bağlantılı gemilere düzenlediği saldırılar petrol sevkiyat hatlarını zora soktu. Bu aksaklık, küresel ham petrol arzının yaklaşık %25’ini eş zamanlı olarak etkiledi.”

2. Siber Savaş ve İstihbarat Sızması

3- Hibrit savaşın bir diğer alanı ise siber savaştır. Direniş cephesi şu anda bu alanda da Amerikalı-Siyonist cepheye karşı üstünlüğü elinde tutmaktadır.

Reuters’ın haberine göre, terör örgütü CENTCOM’un Komutanı Brad Cooper, kısa süre önce birliklerini cep telefonu kullanımı konusunda uyararak, çevrim içi yayımlanan video kayıtlarının İran’ın ABD üslerini hedef almasına yardımcı olabileceğini vurguladı. Bu uyarı, Batı ve İbrani medyasının İran’ın füze saldırılarındaki nokta atışı hassasiyetine hayranlıklarını dile getirdiği bir dönemde geldi.

Ayrıca Siyonist Israel Hayom gazetesi, İsrail askeri sanayisinin stratejik ve kritik şirketi IMCO’ya yönelik ciddi bir siber olay yaşandığını duyurdu. Gazetenin de doğruladığı üzere geniş çaplı olan bu saldırı, bu dev tesisin altyapısına derinlemesine sızıldığını gösteriyor.

Rapora göre, bu Siyonist şirketin 30 terabaytlık askeri verisi çalındı ve Siyonist ordusunun silah tedarik zinciri aksadı. Siyonist Rejim Savaş Bakanlığı’nın ana tedarikçilerinden biri olan şirket, geniş çaplı siber saldırının ardından altyapısının ciddi zarar gördüğünü resmen itiraf etti.

3. Siber Alanda Psikolojik Operasyonlar

4- Direniş cephesi, siber savaştaki üstünlüğünün yanı sıra sanal alemdeki psikolojik operasyonlarda da kayda değer adımlar attı.

Örneğin, ABD Federal Siber Güvenlik Haber Portalı Nextgov yayımladığı raporda şu ifadelere yer verdi: “ABD Gizli Servisi, İranlı unsurlar tarafından hazırlandığı değerlendirilen ve Donald Trump’a yönelik suikast fırsatlarını —koruma ekibinin Florida ve New York’ta kullandığı konvoy güzergahları dahil— tespit etmeyi amaçlayan bir videoyu inceliyor.”

Batı medyası ayrıca cani ABD Başkanı’nın eşi Melania Trump’ın son günlerdeki yokluğuna dikkat çekiyor. Bu yokluğun, İran tarafından internette yayımlanan bir video ile Melania Trump’ın bulunduğu yerlere ait bilgilerin ifşa edilmesinin ardından yaşandığı belirtiliyor.

İran’ın dijital alanda düşmana karşı üstünlüğünün bir diğer örneği ise Lego animasyonlarının yayımlanmasıdır. Bu animasyonları üretenlerden sadece biri, videolarının farklı platformlarda dünya çapında yarım milyar izlenmeye ulaştığını bildirdi.

Buradaki dikkat çekici husus şudur: Bu animasyonların dünya kamuoyundaki izlenme ve etki oranı o kadar yükseldi ve yayıldı ki, YouTube “şiddeti teşvik etme” komik bahaniyle bu içeriği üreten ana kanallardan birini engelledi. Bu pasif tepki, İran’ın bu medya savaşındaki zaferini kanıtlayan en büyük belgedir.

Artık Batılı analistler ve medya organları da ABD’nin sanal alemdeki yenilgisini kabul etmektedir. Örneğin, Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Direktörü Eric Mandel kısa süre önce BBC’ye verdiği demeçte, “Trump kamuoyunu arkasına almayı başaramadı” vurgusunu yaptı.

4. İç Güvenlik ve Ajan Şebekelerinin Çökertilmesi

5- İran’ın hibrit savaştaki üstünlüğünün bir diğer göstergesi de düşmana bağlı ajanların ve teröristlerin eylemlerinin tespit edilip etkisiz hale getirilmesidir.

En son örnekte İstihbarat Bakanlığı, ülkenin güneydoğusunda terörist-tekfirci bir gruba ait 4 operasyonel hücrenin çökertildiğini ve operasyonda 15 teröristin yakalandığını duyurdu. Bundan önce de Temmuz ayının ilk yarısında 4 terör takımı güvenlik güçlerinin pususuna düşmüş, 2 terörist ölü ele geçirilirken 10 kişi yakalanmıştı.

Bunun bir başka örneği olarak, İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri son aylarda Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki bölücü teröristlere ağır darbeler indirmiştir.

5. ABD Strategic Hedeflerinin İflası

6- Dünyaca ünlü Amerikalı teorisyen John Mearsheimer yakın zamanda şöyle demiştir:

*”Bu savaşa dört hedefle girdiğimizi unutmamalısınız:

İran’da rejim değişikliği.

İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini yok etmek.

İran’ın Ensarullah (Husiler), Hizbullah ve Hamas’a verdiği desteği sonlandırmak.

İran’ın uzun menzilli füze programını durdurmak.

Dördünde de başarısız olduk.“*

Sonuç ve Hükümetten Beklentiler

7- Zikredilen bu belgeler ve bu kısa yazıya sığmayacak kadar çok sayıdaki diğer deliller ışığında İran; Amerikalı-Siyonist düşmana karşı yürüttüğü hibrit savaşta belirgin bir üstünlük elde etmiştir.

Ancak burada üzerinde düşünülmesi gereken kritik bir nokta vardır: Ekonomi ve geçim alanı, hibrit savaşın ayrılmaz bir parçasıdır. Buna rağmen ve Üçüncü Dayatılan Savaş’ın üzerinden 150 günden fazla süre geçmesine rağmen, Sayın Pezeşkiyan hükümetinde henüz bir “savaş düzeni” göremiyoruz.

Ne yazık ki hükümetteki bazı yetkililer halen suni gündemler yaratmakta ısrar etmekte, halkın ekonomik ve geçimsel taleplerine yeterince ilgi göstermemektedir. Bunun yanı sıra İslami Şura Meclisi de hibrit savaşa uygun şekilde gereken duruş ve düzen değişikliğini tam anlamıyla sağlayamamıştır.

Özetle, tüm kanıtlar inkar edilemez bir gerçeğe işaret etmektedir: İran İslam Cumhuriyeti, karmaşık hibrit savaş denkleminde; ABD’nin bölgedeki üslerini darmadağın etmekten Hürmüz Boğazı’nda hakimiyet kurmaya, düşmanın güvenlik katmanlarına sızmaktan psikolojik operasyonlar ve siber alandaki üstünlüğe kadar, bölgedeki ve dünyadaki oyunun kurallarını ciddi şekilde değiştirebilecek bir güç ve üstünlük seviyesine ulaşmıştır.

Şimdi bu üstünlüğü kalıcı kılmak için, ekonomik yönetim alanındaki yapısal kapasitelerin de hibrit savaşın diğer unsurlarıyla uyumlu ve eş güdümlü hale getirilmesi şarttır. Şüphesiz bu tavsiye, hükümetin halkın taleplerini karşılama çabalarını ve meclisteki milletvekillerinin emeklerini hiçbir şekilde göz ardı etmemektedir.

 

Tags: 


Yeni yorum ekle