Hamas ve İslami Cihad: Direniş, Batı Şeria’yı Siyonistlerin Komplosundan Kurtarmanın Yoludur
Hamas ve İslami Cihad, işgalcilerin Batı Şeria’daki meşum projesine karşı uyarıda bulunarak ulusal bir Filistin stratejisinin hazırlanmasını talep etti.
Welayet News - Siyonistlerin Batı Şeria bölgelerine yönelik saldırılarını belirgin şekilde artırması ve bu durumun Filistinliler ile işgalciler arasındaki çatışmaları tırmandırmasının ardından, Hamas ve İslami Cihad hareketleri siyonistlerin Batı Şeria’daki komplo planlarına karşı uyarıda bulundu. İki hareket, yerleşimcilerin ve siyonist askerlerin baskınlarına karşı Filistin halkının direnişinin ve direncinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Filistin direnişinin bu ana hareketleri, Filistinlilerin Batı Şeria’da siyonist düşmana karşı direnişini güçlendirmenin ilk adımının; sahada birliği ve direnişi pekiştirmek, Filistin toplumunun tüm unsurları arasında ulusal birlik temelinde eylemsel bir program üzerinde iş birliği yapmak ve Filistin Özerk Yönetimi’nin Filistinlilerin haklarını elde etmek için ABD ve Batı’ya bel bağlayan yaklaşımını bir kenara bırakmak olduğunu vurguladı.
İşgalcilerin Filistin Halkını Yerinden Etme Projesi Yeniden Canlandırılıyor
Hamas hareketinin üst düzey yöneticilerinden Mahmud Merdavi konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Yaşananlar, Filistin halkına baskı yapmayı, onların iradesini kırmayı ve direnme kapasitelerini zayıflatmayı hedefleyen kapsamlı bir operasyondur. Filistin halkı gerek Gazze Şeridi’nde gerekse Batı Şeria’da her zaman zulme ve tehcire maruz kalmıştır; ancak bugün siyonistlerin bu cinayetleri gözle görülür şekilde tırmanmıştır."
Al Jazeera’ye konuşan Merdavi şu ifadeleri kullandı: "Siyonistlerin Batı Şeria’daki Filistin evlerini yıkması artık köy, kamp ve şehirlerin dış mahalleleriyle sınırlı kalmayıp Nur Şems, Cenin ve Tulkarim’de olduğu gibi tüm kamplara yayılmıştır. Halihazırda diğer şehir ve köylerin de hedef alınması gündemdedir."
Hamas yetkilisi sözlerini şöyle sürdürdü: "İşgalcilerin bu saldırıları; Batı Şeria’daki Filistinlilerin iradesini kırmak ve onları göçe zorlamak amacıyla, B ve hatta A bölgelerindeki (Filistin Özerk Yönetimi idaresindeki) evleri yıkarak demografik değişim yaratma ve Filistinlilere baskı yapma hırsları çerçevesinde gerçekleştirilmektedir."
Mahmud Merdavi, Filistinlilerin kendi öz güçlerine dayanmaları, haklarına bağlı kalmaları, işgalcilerin komplo ve politikalarını reddetmeleri gerektiğini belirtti. Merdavi ayrıca, İslam ümmeti içinde halen Filistin’i destekleyen ve yanlarında duran özgür ve diri milletlerin bulunduğunu vurguladı.
Siyonistler Filistin Halkının Varoluşunu Yok Etme Peşinde
Öte yandan İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro Üyesi Ali Ebu Şahin, bugün yaşananların yerleşim yeri inşa süreçlerinin hızlandırılması ve Batı Şeria’daki Filistin halkına yönelik şiddetli saldırıların tırmandırılması olduğunu belirtti. Ebu Şahin, siyonistlerin bu saldırılarının Filistin halkının varlığını yok etme yönündeki temel hedefleri kapsamında yer aldığını ifade etti.
Ebu Şahin ekledi: "İşgalciler, işgali genişletme, Filistin topraklarının mümkün olan en büyük bölümünü ele geçirme ve halkımızın mümkün olan en büyük kısmını yerinden etme stratejilerini tamamlamaya çalıştıkları bir aşamaya gelmişlerdir."
İslami Cihad yetkilisi şu değerlendirmede bulundu: "Siyonistler, Filistin halkının yaşamının tüm yönlerini hedef alarak ve Filistinlileri kaçmaya zorlayarak Batı Şeria’da tam bir coğrafi ve demografik değişim yaratmayı amaçlamaktadır."
Filistinlilerin karşı karşıya olduğu gerçek varoluşsal tehdide karşı uyarıda bulunan ve Arap ülkelerinin Filistin’in yanında yer almadığının kanıtlandığı bir ortamda konuşan Ali Ebu Şahin şunları söyledi: "İnanıyoruz ki Filistin halkı, sarsılmaz iradesiyle siyonist saldırıları sadece reddedip kınamakla yetinmeyecek; işgalcilere karşı her türlü ve mevcut tüm araçlarla direniş mekanizmalarını harekete geçirerek karşı duracaktır."
Filistin Özerk Yönetimi Düşmanla İş Birliğine Son Vermeli ve Halkın Yanında Olmalıdır
Ebu Şahin devamında Filistin Özerk Yönetimi’ne, yalnızca siyonist rejimin çıkarlarını düşünen ABD ve Batı üzerine bahis oynamayı bırakması çağrısında bulundu. Verilen tüm sözlerin yalan ve aldatmaca olduğunu, geçmiş on yıllarda hiçbir sonuç vermediğinin kanıtlandığını; özellikle işgalcilerin sadece Filistin halkını ve direnişçileri değil, Özerk Yönetim’in kendisini de hedef aldığını kaydetti.
Ebu Şahin şunları vurguladı: "Görüldüğü üzere bugün işgalciler Özerk Yönetim’i devre dışı bırakmış durumdadır. Oslo Anlaşması uyarınca Batı Şeria’daki A, B veya C bölgelerinde artık onunla muhatap olmamakta ve işlevsel rolünü fiilen etkisiz hale getirmektedirler."
Filistinli direniş yöneticisi sözlerini şöyle sürdürdü: "Dolayısıyla Özerk Yönetim, teslimiyetçi tutumunu ve siyonistlerle olan koordinasyonunu bir kenara bırakmalı; Filistin halkının topraklarına dönme, orada kalma ve kimliğini koruma hedeflerini gerçekleştirecek, İsrail’in tecrit ve saldırı projesini boşa çıkaracak tek bir ulusal Filistin stratejisi oluşturma formülünü aramalıdır."
İslami Cihad yetkilisi ayrıca, "Bu ulusal programa ulaşılması ve ortak bir Filistin stratejisi hazırlanması, Araplar gerçek bir destek sağlamasa dahi Arap ve İslam dünyası ile bir birleşme noktası olabilir. Yüksek hedeflerden bahsetmiyoruz; en azından Filistin’deki İslami kutsal mekanları koruyan ve kurtaran bir program etrafında kenetlenmekten bahsediyoruz," dedi.
Söz konusu gerilim; siyonist ordu ve yerleşimcilerin Batı Şeria’ya yönelik aylardır süren emsalsiz saldırılarının ve buna karşılık Filistinlilerin gösterdiği tepkilerin ardından geldi. Bu durumun son örneği Nablus’un güneyindeki Tell kasabasında yaşanan olaylar oldu. Bu olaylar, Filistin halkını yerinden etme politikalarının ve siyonist yerleşim yerlerini genişletme adımlarının devam etmesi halinde durumun daha da kötüleşeceği yönündeki uyarılara rağmen, Filistinliler ile siyonist yerleşimciler arasındaki karşı karşıya gelişin niteliğindeki değişimi gösteriyor.
Bu bağlamda Al Jazeera muhabiri Selam Hıdır, bir harita kullanarak siyonist ordunun Batı Şeria’daki yeni konuşlanma hatlarını anlattı. İşgalci rejim ordusunun Cenin, Tulkarim ve Tubas kamplarında yoğunlaşan aylarca süren yoğun operasyonların ardından, Batı Şeria’daki başka bir kampı hedef almak ve işgal etmek amacıyla yürüttüğü operasyon kapsamında 26 taburu konuşlandırdığını duyurduğunu aktardı.
Muhabir, askeri ve yerleşim faaliyetleri kademeli olarak Batı Şeria’nın merkezine ve güneyine yayılmadan önce bu operasyonların yüzlerce Filistinli ailenin yerinden edilmesine ve kamplar içindeki geniş alanların tahrip edilmesine yol açtığını, bunun da daha geniş bir coğrafi alana kayışa işaret ettiğini ekledi.
Al Jazeera muhabiri, siyonist yerleşimcilerin saldırılarının da işgalci rejim ordusunun bu planına paralel olarak Batı Şeria’nın kuzeyinden güneyine kadar yayıldığını, Birleşmiş Milletler’in yıl başından bu yana yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen 1300’den fazla saldırıyı kaydettiğini ve bölgedeki şiddetin sürekli arttığını vurguladı.

Yeni yorum ekle