Şeyh Naim Kasım: Direniş Destekçileri Öfkelerini “O Büyük Gün” İçin Saklasın

Cu, 14/08/2026 - 21:57

Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri, 33 Gün Savaşı’nın sonuçlarından birinin uzun vadeli bir caydırıcılık oluşturmak ve “Büyük Orta Doğu” projesini yenilgiye uğratmak olduğunu söyleyerek, Direniş’in Lübnan’da ABD mandasına boyun eğmeyeceğini vurguladı.

Welayet News - Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, bugün (Cuma) 2006 yılındaki 33 Gün Savaşı’nın 20. yıl dönümü münasebetiyle bir konuşma yaptı. Bu savaşı Lübnan ve bölge için önemli ve tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiren Kasım, o dönemde yürütülen “Yeni Orta Doğu” projesinin başarısızlığa uğradığını ve çöktüğünü vurguladı.

Şeyh Naim Kasım, “Bugün büyük bir dönüm noktasını anıyoruz; Lübnan ve bölge tarihinde önemli bir aşamayı pekiştiren bir dönüm noktası” dedi.

2006 yılındaki savaşın başlangıcına değinen Kasım, “Lübnan’a karşı çok kapsamlı bir saldırı gerçekleştiren İsrail işgaline karşı koymak için bu savaşı ‘Sadık Vaat’ (Va’d el-Sâdık) savaşı olarak adlandırdık” ifadelerini kullandı.

Savaşın başlamasına yol açan iki İsrail askerinin esir alınması operasyonuna ilişkin Hizbullah Genel Sekreteri, “O dönemde esirleri özgürleştirmek için bu operasyonun yapılması gerekiyordu; çünkü onların serbest bırakılması için yürütülen tüm temaslar ve çabalar sonuçsuz kalmıştı” dedi.

Naim Kasım aynı zamanda, iki İsrail askerinin esir alınması operasyonunun tek başına geniş çaplı bir savaş başlatmak için gerekçe olamayacağını vurgulayarak şunları ekledi: “İki askerin esir alınması operasyonu bir savaşa yol açmayı gerektirmiyordu; ancak daha sonra İsrail’in ABD ile iş birliği içinde Eylül ayı için zaten büyük bir savaşa hazırlandığı ortaya çıktı.”

Kasım sözlerine şöyle devam etti: “Bu operasyonun sonuçlarından biri esirlerin özgürlüğüne kavuşması oldu.”

33 Gün Savaşı’nın siyasi boyutlarına da değinen Kasım, “O zamanki proje büyük bir projeydi; Yeni Orta Doğu projesiydi. Ancak bu proje başarısız oldu ve çöktü” dedi.

Hizbullah Genel Sekreteri, 2006 savaşının ardından sağlanan caydırıcılığın bu savaşın bir diğer sonucu olduğunu belirterek, “Sonuçlardan biri de düşmana karşı caydırıcılığın 2006’dan 2023 yılına kadar devam etmesiydi” ifadesini kullandı.

Konuşmasının bir başka bölümünde İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefat yıl dönümüne de değinen Şeyh Naim Kasım, bu anmanın da dikkate alınması gerektiğini belirterek, Peygamber’in insani ve kapsayıcı bir mesajla gönderildiğini ekledi.

Şeyh Naim Kasım, genel olarak 33 Gün Savaşı’nı Lübnan ve bölgenin yakın tarihinde belirleyici noktalardan biri olarak gördü ve bu savaşın “Yeni Orta Doğu” planını boşa çıkarmanın yanı sıra, İsrail’e karşı 2023’e kadar süren bir caydırıcılık durumu yarattığını vurguladı.

Direniş’in Teslim Olması Bir İllüzyondan İbarettir

Hizbullah Genel Sekreteri konuşmasının devamında, 2006 savaşı sonrasındaki gelişmelere ve son savaşlara değinerek Direniş’in yoluna devam edeceğini ve Siyonist rejimin hedeflerine ulaşmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Şeyh Naim Kasım, 2006 savaşının sonuçlarından birinin “düşmana karşı caydırıcılığın 2006’dan 2023’e kadar korunması” olduğunu yineleyerek, “Düşman bu direniş, bu halk ve direnişçi Lübnan karşısında teslim oldu” dedi.

2006 savaşı deneyimine işaret eden Kasım, “2006 zaferinde yaşananlar, Direniş’in denklemleri değiştirebileceğini gösterdi” şeklinde konuştu.

Kasım ayrıca “Üli’l-Be’s Savaşı”nın sonuçlarına değinerek, “Bu savaşın sonuçlarından biri, düşmanın geri çekilmesini talep eden ve bu anlaşmanın uygulanmasıyla saldırıların sona ermesini öngören Ekim 2024 anlaşmasıydı” dedi.

Lübnan Yönetimi Yalnızca Direniş Silahını Hedef Alıyor

Naim Kasım sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekim 2024 anlaşmasının halen geçerli olduğuna ve uygulanabileceğine inanıyoruz. Ancak Lübnan yönetimi Direniş’in silahından başka bir şey görmedi ve Direniş’i hedef almaya başladı.”

Lübnan yönetiminin tutumunu eleştiren Kasım, “Lübnan yönetimi Direniş ile iş birliği yapmadı. Ne yazık ki yetkililerin başka hesapları, başka taahhütleri vardı ve sonuçları daha sonra ortaya çıkan bir mandanın altındaydılar” dedi.

Son savaşın başlangıcına ilişkin olarak ise Hizbullah Genel Sekreteri, “Savaş 2 Mart’ta başlamasaydı, daha sonra başlayacaktı” ifadelerini kullandı.

Hizbullah’ın bu savaşa bakışını açıklayan Naim Kasım, “Bizim açımızdan bu savaş, saldırgan ve varoluşsal bir savaştı; bu nedenle ona Kerbelai bir anlayışla karşı koyduk” dedi.

Kasım, “Direniş düşmanın hedeflerini gerçekleştirmesini engelledi ve tercihlerini, yolunu sürdürmeye devam ediyor. Direniş’in teslim olmasına bel bağlayan herkes seraba bel bağlamıştır” diye vurguladı.

“Çerçeve Anlaşması”na değinen ve onu sert bir dille eleştiren Kasım, “Çerçeve Anlaşması, İsrail mürekkebiyle yazılmış İsrail dikteleridir ve Lübnan yönetimi bunu imzalamaktadır” dedi.

ABD’yi de İsrail saldırılarının devam etmesinin ana sorumlusu olarak gösteren Kasım, “Eğer ABD olmasaydı, düşman tüm bu saldırıları gerçekleştiremezdi” diye ekledi.

Washington Müzakerelerinde Lübnan Heyeti Müzakereci Değil, Tam Bir Tabiiyyet İçindeydi

Hizbullah Genel Sekreteri, Çerçeve Anlaşması ile ilgili müzakerelerin yürütülme şekli hakkında ise şunları söyledi: “Çerçeve Anlaşması adı altında Washington sahnesini izleyen herkes tek bir taraf gördü: İsrail-ABD tarafı. Lübnan tarafı ise sadece tabi olandı.”

Hizbullah’ın bu anlaşmaya ilişkin tutumunu açıklayan Kasım, “Bu anlaşmaya karşı tutumumuz; ilk olarak doğrudan müzakerelerin yürütülmesi nedeniyle, ikinci olarak ise başından sonuna kadar tüm içeriği nedeniyle reddetmek ve itiraz etmektir” dedi.

Lübnan yönetiminin performansını sert şekilde eleştirmeye devam eden Kasım, Lübnanlı yetkilileri halka dönmeye ve Siyonist rejimle mücadele etmek için Lübnan’ın güç unsurlarını kullanmaya çağırarak Hizbullah’ın “teslimiyet” olarak gördüğü şeyi kabul etmeyeceğini vurguladı.

Şeyh Naim Kasım, “Yönetim kendi halkına dönmeli ve kibirli düşmanla mücadele etmek için güç unsurlarından yararlanmalıdır” dedi.

Müzakerelerin Siyonist rejimin askeri eylemlerini artırmasıyla eş zamanlı yürütülmesine dikkat çeken Kasım, “İsrail, Lübnan’ın egemenliğine önem vermediğini vurgulamak için müzakereler sırasında saldırgan eylemlerini artırıyor” şeklinde konuştu.

“Test Bölgeleri” adı verilen alanların oluşturulması planını eleştiren Naim Kasım, “Test bölgeleri adını verdiğiniz bu bidat de nedir?” diye sordu.

Lübnanlı yetkililere seslenen Kasım, “Orduyu korumanız ve desteklemeniz gerekirken, ona hakaret edilmesini nasıl kabul ediyorsunuz?” dedi.

Güney Lübnan’daki Zutar el-Garbiyye bölgesine değinen Kasım, “İşgal altında olmayan Zutar el-Garbiyye, İsrail’in girmenize izin vermesi için neden bir test bölgesi olsun ki?” diye sordu.

Naim Kasım, “Çerçeve Anlaşması”nın Lübnan yönetiminin Siyonist rejimin eylemlerini hukuki yollardan takip etme yetkisini sınırlandırdığını belirterek, “Bu anlaşma, yönetimi mahkemelerde düşman hakkında şikayette bulunmaktan mahrum bırakmıştır” dedi.

Lübnanlı yetkililere seslenen Kasım, “En azından Katz ve Netanyahu’ya bir duruş sergileyerek yanıt verdiniz mi?” diye sordu.

Yönetim Hatalarından Geri Adım Atsın

Hizbullah Genel Sekreteri Lübnan yönetimine tutumunu değiştirme çağrısında bulunarak, “Yaptığınız hatadan geri adım atmalısınız” dedi.

Gelişmelerin gidişatını eleştiren Kasım, “Yaşanan şey bir teslimiyettir ve biz bunu kabul etmiyoruz” vurgusunu yaptı.

Lübnanlı yetkilileri bölgedeki gelişmelerden ders çıkarmaya davet eden Kasım, “Eğer yönetim Gazze’de, Filistin’de ve Suriye’de yaşananlardan hiçbir neden yokken ders çıkaramıyorsa, bu ortada bir sorun olduğu anlamına gelir” şeklinde konuştu.

Kasım, “İç sahada ve milli egemenlikte başarısızlıkların devam etmesi ülkeyi mahveder” diye ekledi.

Lübnan’ın ekonomik ve sosyal koşullarına da değinen Hizbullah Genel Sekreteri, “Ekonomik ve sosyal zorluklar karşısında başarısız oldunuz” ifadelerini kullandı.

Lübnan hükümetine seslenen Kasım, “Hükümet bildirgesinde sunacağınızı vaat ettiğiniz çözümler nerede? Göreve başlama konuşmasında söz verilen çözümler nerede?” diye sordu.

ABD Mandasını ve Vasiliğini Kabul Etmeyeceğiz

ABD’nin Lübnan’daki rolünü eleştiren Kasım, “ABD mandasının kararlar almasını, ülkeyi ve geleceğini çalmasını kabul etmeyeceğiz” dedi.

33 Gün Savaşı zaferinin 20. yıl dönümü dolayısıyla Direniş güçlerinin, şehit ailelerinin ve gazilerin fedakarlıklarını öven Şeyh Naim Kasım, tüm zorluklara rağmen Hizbullah’ın yoluna devam edeceğini vurguladı.

Şeyh Naim Kasım, “Yaptığımız her fedakarlık, inanç ve iradeden doğan bir adımdı” dedi.

Kasım, “Batılın geçici bir dönemi vardır, ancak hakkın birçok dönemi olacaktır” ifadesini kullandı.

Halkın Evlerine Dönmesini Sağlayan İran’ın Çabasıydı

Bölgedeki gelişmelere değinen Hizbullah Genel Sekreteri, “Güney halkını evlerine döndüren şey İslamabad Anlaşması’ydı” dedi.

Naim Kasım, “Bizim dayanağımız Direniş’e, halka, destekçilere ve milli güçleredir” diyerek, “Acı ve ıstıraba rağmen yolumuza devam ediyoruz” açıklamasını yaptı.

Kasım sözlerini sürdürerek, “Washington’daki Çerçeve Anlaşması; El-Mansuri, Zutar el-Garbiyye, El-Gazzi ve El-Ar’ın işgal edilmesine yol açtı” iddiasında bulundu.

Ardından savaştan etkilenen bölgelerin halkına ve ailelerine seslenen Kasım, “Sizler bizim başımızın tacısınız; sizlere söylüyoruz ki sizi savunmak için canımızı vereceğiz ve son damla kanımıza kadar savaşacağız” dedi.

Direniş Destekçileri Öfkelerini Saklasın

Kasım sözlerine şöyle devam etti: “Sizden öfkenizi saklamanızı istiyoruz; öfkenin kendi zamanı vardır ve patlayabilir. Nasıl patlayacağı konusunda ise işin yöntemini bilmeyen, Direniş’e ve onun ailelerine karşı harekete geçenler bunun sorumluluğunu üstlenmelidir.”

Hizbullah taraftarları arasındaki sosyal dayanışma ruhunu öven Kasım, “Toplumumuzdaki sosyal dayanışma ruhunu takdir etmek istiyorum ve bu ruhu güçlendirmeliyiz” dedi.

Direniş savaşçılarına hitap eden Hizbullah Genel Sekreteri, “Ey şerefli direnişçiler; sizler başların tacı, izzetin simgesi, fedakarlığın örneği, özgürlük ve bağımsızlığın meşalelerisiniz” ifadelerini kullandı.

Kasım, “Dünyada ve ahirette kazanan sizlersiniz; özgürlük, izzet ve insanlık onuru savaşında yan yana bulunmak bizim için bir gurur kaynağıdır” dedi.

Naim Kasım konuşmasını Hizbullah şehitlerine değinerek tamamladı: “Şehitlerimiz Lübnan düzeyinde, Filistin davası düzeyinde ve dünya düzeyinde gurur verici birer simgedir; çünkü onlar fedakarlık ve cömertliğin örneğini sundular. Gazilerimiz de aynı makama sahiptir.”



Yeni yorum ekle