Galibaf: Müzakerelerin Hedefi Amerika’yla Normalleşmek Değil

Sa, 09/06/2026 - 08:13

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, amaçlarının savaşı sona erdirmek ve kalıcı güvenliği tesis etmek olduğunu belirterek, “Hedefimiz Amerika ile ilişkileri normalleştirmek değildir ve karşı tarafa da hiçbir güvenimiz yoktur.” dedi.

Welayet News  - İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, amaçlarının savaşı sona erdirmek ve kalıcı güvenliği tesis etmek olduğunu belirterek, “Hedefimiz Amerika ile ilişkileri normalleştirmek değildir ve karşı tarafa da hiçbir güvenimiz yoktur.” dedi.

Fars Haber Ajansı parlamento muhabirinin aktardığına göre, Muhammed Bakır Galibaf, halka hitaben yayımladığı dördüncü sesli mesajında son bölgesel gelişmelere değinerek, “Amerika’nın İran halkına karşı uyguladığı deniz ablukası ve Lübnan ateşkesine ilişkin anlaşmayı ihlal etmesi, son gerginliklerin temel nedeni olmuştur.” ifadelerini kullandı.

İran müzakere heyetinin başkanı olarak konuşan Galibaf, ABD Başkanı’nın mutabakat zaptına ilişkin açıklamalarının üzerinde uzlaşılan maddelerle çeliştiğini belirterek, bunun onların ne ateşkes ne de diyalog arayışında olduklarını gösterdiğini söyledi.

Galibaf, “İran halkının haklarını savunmak için kesin bir karşılık vermemiz gerekiyordu ve ilahi yardım sayesinde silahlı kuvvetlerimiz görevlerini kararlılıkla yerine getirdi.” dedi.

İran halkına bundan sonra da haklarının güçlü bir şekilde savunulacağı konusunda güvence veren Galibaf, ülkenin dini liderinin rehberliği ve ilahi inayet sayesinde İran’ın yeni bir zafere ulaşacağını ifade etti.

Galibaf, müzakerelerde kaydedilen ilerlemeyle birlikte Basra Körfezi’nde yürütülen askeri operasyonların ve Siyonist rejime yönelik dün geceki füze saldırılarının, mücadele sahasının geometrisinin doğru anlaşılması gerektiğini gösterdiğini belirtti.

Ne Diplomasi Askeri Operasyonlara Engel Olur, Ne de Askeri Operasyonlar Diplomasiye

Meclis Başkanı, diplomasiyi yalnızca kapalı odalarda yapılan görüşmeler ve diplomatik gülümsemeler olarak görmeleri halinde en baştan kaybedeceklerini söyledi.

Aynı şekilde yalnızca askeri operasyonlara ve savaşa dayanarak da haklarını tam anlamıyla savunamayacaklarını belirten Galibaf, İran’ın düşmanlarına karşı dört mücadele alanı bulunduğunu ifade etti:

  • Askeri mücadele alanı,
  • Diplomasi alanı,
  • Halkın direniş sahası,
  • Hizmet alanı.

Galibaf, ilk üç alanın dördüncü alan tarafından desteklendiğini söyledi.

Ne Teslimiyetle Hareket Edeceğiz Ne de Sloganlarla

Galibaf, bu dört alanın birbirinden bağımsız paralel hatlar olmadığını, aksine tek bir yapının iç içe geçmiş unsurları olduğunu belirterek, bunların tıpkı bir elbisenin dokunması gibi tam bir eşgüdüm içinde İran halkının zaferini örmesi gerektiğini söyledi.

Askeri mücadele alanını güç üreten temel unsur olarak nitelendiren Galibaf, bunun düşmanı saldırı hayallerinden uzaklaştırdığını ifade etti.

Aynı ölçüde diplomasi alanının da bu somut askeri gücü uygun zamanda hukuki, siyasi ve ekonomik alanlarda kalıcı kazanımlara dönüştürmesi gerektiğini, sorunların yalnızca genel söylemlerle çözümsüz bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Galibaf, bu mücadele modelinin temel unsurunun güç ve akılcılık olduğunu belirterek, “Ne teslimiyetle ilerlemek istiyoruz ne de sloganlarla. İran’ın gücü ve İran aklıyla planlanmış ve eksiksiz bir zafer hedeflemeliyiz.” dedi.

Diplomasi, Askeri Gücün Yanında Yer Aldığında Düşmanı Geri Adım Attırabilir

Galibaf, Lübnan’daki gelişmelerin diplomasinin askeri alanla birlikte hareket ettiğinde İsrail ve diğer düşmanları geri püskürtebildiğini gösterdiğini söyledi.

“Ne diplomasi askeri operasyonlara engeldir ne de askeri operasyonlar diplomasiye engeldir.” diyen Galibaf, bir taraftan saldırı tehdidi ve müzakereleri durdurma kartını kullanarak İsrail’in Beyrut’a saldırısını önlediklerini, diğer taraftan da askeri operasyonlarla müzakerelerin kesilmesinden korkmadıklarını gösterdiklerini ifade etti.

Bunun sonucunda karşı tarafın geri çekilmek zorunda kaldığını ve İran’ın kendi haklarını tescil ettirdiğini söyledi.

Galibaf, eğer İran askeri sahada başarılı olamasaydı veya diplomatik alanda ilerleme sağlayamasaydı ya da bu iki alan birbirini doğru şekilde destekleyip koordine etmeseydi, Lübnan’a destek verme ve deniz ablukasına karşı koyma konusunda ellerinin bağlı kalacağını belirtti.

Basra Körfezi’ndeki gelişmelerde de aynı modelin uygulandığını söyleyen Galibaf, İran’ın boğazın yeniden açılmasına yönelik düzenlemelerini bu yöntem sayesinde şimdiye kadar güvence altına aldığını ifade etti.

Galibaf, konunun yalnızca Lübnan meselesi olmadığını, asıl hedefin İran halkının haklarının elde edilmesi ve ülke için kalıcı güvenliğin sağlanması olduğunu, bu nedenle dört mücadele alanının birlikte ve uyum içinde çalışması gerektiğini vurguladı.

Zamanı Geldiğinde Savaşırız, Zamanı Geldiğinde Müzakere Ederiz

Meclis Başkanı, “Ya savaşacağız ya da müzakere edeceğiz diye bir durum yoktur; zamanı geldiğinde savaşır, zamanı geldiğinde müzakere ederiz. Düşmanı ancak bu şekilde yenebilir ve ‘müzakere mücadelenin devamıdır’ sözünü gerçeğe dönüştürebiliriz.” dedi.

Bazı çevrelerin düşündüğünün aksine, devlet yetkilileri arasında hiçbir uyumsuzluk bulunmadığını, hedeflere ulaşmak için tam bir koordinasyonun mevcut olduğunu söyledi.

Silahlı kuvvetlerin harekete geçme konusunda her zaman serbest olduğunu ve alınan kararlar doğrultusunda planlı şekilde hareket ettiğini ifade eden Galibaf, yeniden şu vurguyu yaptı:

“Hedefimiz savaşı sona erdirmek ve kalıcı güvenliği sağlamaktır; Amerika ile ilişkileri normalleştirmek değildir ve karşı tarafa da güvenimiz yoktur.”

Galibaf ayrıca yöntemlerinin duygusal tepkiler vermek, yalnızca İran halkının haklarını dile getirmek veya düşmanın suçlarını kınamak olmadığını belirtti.

Deniz Ablukasını Düşman İçin Yeni Bir Yenilgiye Dönüştüreceğiz

Meclis Başkanı, yolun ve mücadele alanının açık olduğunu, ihtiyaç duyulan şeyin yalnızca devrimci duruş ile diplomatik faaliyeti akılcı güç temelinde birleştirecek irade olduğunu söyledi.

“Bir savaş suçu ve düşmanın komplosu olan deniz ablukasını kapsamlı bir planlamayla onlar için yeni bir yenilgiye dönüştüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Galibaf, ulusal birlik, güçlü diplomasi ve dini liderin komutasındaki askeri güç sayesinde düşmanın İran halkını teslim almaktan ümidini keseceğini söyledi.

Şehitlerin temiz kanı, milli basiret, liderliğin dirayeti ve yetkililerin çabaları sayesinde İran’ın bağımsız, gelişmiş ve güçlü bir ülke olma yolunda ilerleyeceğini belirten Galibaf, Devrim Lideri’nin düşmanın planını, halkın direncini kırmak ve yetkililerin hesap mekanizmasında hata oluşturmak üzerine kurulu bir strateji olarak açıkladığını ifade etti.

Galibaf, Devrim Lideri’nin düşmanla mücadele için belirlediği ilkeleri ise şu şekilde sıraladı:

“Direniş, basiret, birlik ve beraberliğin korunması, karşılıklı güven ve düşmanla aynı sesi çıkarmamak.”

Son olarak Galibaf, bu günlerde bazı kişilerin liderliğe bağlılık adına hareket ettiklerini söylemelerine rağmen bu çizginin dışında davrandıklarını belirterek, “Direniş, basiret, birlik ve beraberlik, karşılıklı güven ve düşmanla aynı sesi çıkarmama” çerçevesinin dışına çıkan herkesin, ister yetkili, ister siyasi elit, ister medya mensubu olsun, Hizbullah ümmetinin sert tepkisiyle karşılaşacağını söyledi.

Galibaf konuşmasının sonunda, bu ilkelerin İslam Devrimi Lideri tarafından halka verilen görevler olduğunu belirterek, düşmanın planını boşa çıkarıp İran için aydınlık ve onurlu bir gelecek inşa edebilmeyi temenni etti.



Yeni yorum ekle