ABD 2026 Savunma Doktrini: İran'a "Balyoz", Çin'e "Kalkan", Müttefiklere "Fatura"

Ct, 24/01/2026 - 13:31

2026 Ulusal Savunma Stratejisi yayımlandı. Rapor, öncekilere kıyasla dikkat çeken değişimleri beraberinde getirdi.

Welayet News - ABD Başkanı Donald Trump'ın onayıyla Savaş Bakanı Pete Hegseth tarafından 23 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan "2026 Ulusal Savunma Stratejisi", Amerikan askeri tarihinde yeni bir sayfa açtı. Onyıllardır kullanılan "Savunma Bakanlığı" (Department of Defense) ismini resmen "Savaş Bakanlığı" (Department of War) olarak değiştiren belge, ABD ordusunun misyonunu "ulus inşası ve soyut idealler"den arındırıp, sadece "Amerikan çıkarları için savaşmak ve kazanmak" olarak yeniden tanımlıyor. Belge, NATO müttefiklerine GSYH'nin %5'i oranında savunma harcamasızorunluluğu getirirken "Güç Yoluyla Barış" (Peace Through Strength) doktrininin küresel ölçekte, tavizsiz bir realizmle uygulanacağını ilan ediyor.

Raporun en dikkat çekici sembolik değişimi, kurumun adında ve ruhunda yapılan radikal dönüşümdür. Bakan Pete Hegseth, yayımladığı muhtırada, önceki yönetimleri Amerikan halkının kaynaklarını "bulutların üzerindeki şatoları andıran" kurallara dayalı uluslararası düzen gibi soyut kavramlar uğruna heba etmekle suçluyor.

Yeni vizyona göre Bakanlık; müdahalecilik, rejim değişikliği ve demokrasi götürme (ulus inşası) projelerini tamamen terk ediyor. Bunun yerine, ordunun tek ve asli görevi "savaşmak, kazanmak ve caydırmak" olarak belirleniyor.

Müttefiklere "Fatura" Resti: %5 Kuralı ve Yük Paylaşımı

Rapor, ABD'nin müttefiklerine (özellikle NATO ve Asya-Pasifik ortaklarına) yönelik dilini diplomatik nezaketten arındırıp ticari bir ültimatom seviyesine çekiyor. "Yük Paylaşımı" (Burden-Sharing) başlığı altında şu kritik kararlar vurgulanıyor:

Bedavacılık Dönemi Bitti: Müttefiklerin ABD koruması altında "hazıra konduğu" (free-ride) dönem sona erdi. ABD artık müttefiklerin sorumsuzluklarından kaynaklanan güvenlik açıklarını kapatmayacak.

Yeni NATO Standardı %5: NATO'nun Lahey Zirvesi'nde belirlenen yeni standarda göre müttefikler, GSYH'lerinin %3,5'ini doğrudan askeri harcamalara, %1,5'ini ise ek güvenlik harcamalarına ayırmak zorundalar. Toplamda %5'lik bu hedefi tutturamayanlar için ABD desteği "sınırlı" kalacak.

Avrupa'nın Savunması Avrupa'ya: Rapora göre, Rusya ekonomisi (2 Trilyon $) NATO'nun ABD dışındaki üyelerinin toplam ekonomisinin (26 Trilyon $) yanında "cüce" kalmaktadır. Bu nedenle Avrupa'nın konvansiyonel savunması ve Ukrayna sorunu, artık tamamen Avrupalı müttefiklerin sorumluluğundadır. ABD sadece "kritik ama sınırlı" destek verecektir.

Çin-Rusya-İran-Kuzey Kore

Çin: Rapor, Çin'i "boğulması gereken bir düşman" olarak değil, "dengelenmesi gereken bir rakip" olarak tanımlıyor. Amaç rejim değişikliği değil, Birinci Ada Zinciri'nde (First Island Chain) kurulan "İnkâr Savunması" ile Çin'in ABD'ye hükmetmesini engellemek.

Rusya: Rusya, NATO'nun doğu kanadı için bir tehdit olsa da, küresel bir hegemonya kurma kapasitesinden yoksundur. ABD için öncelik Çin ve Anavatan savunmasıdır; Rusya ile mücadele Avrupa'nın işidir.

İran: Son operasyonlarla İran rejimi ve direniş ekseni (Hizbullah, Hamas, Husiler) "tarihlerinin en zayıf" dönemini yaşamaktadır. Yine de, İran konvansiyonel askeri güçlerini yeniden oluşturmaya niyetli görünüyor. Dahası, İran'ın vekilleri de harap olan altyapı ve kabiliyetlerini yeniden inşa etmeye çalışabilirler. Elinde Amerikalıların kanı bulunan ve yakın müttefikimiz İsrail'i yok etmeye niyetli olan İran’a karşı Körfez'de, ABD ortakları, kendilerini savunmak için daha fazlasını yapmaya giderek daha istekli ve muktedirler.

Kuzey Kore: ABD Anavatanını nükleer füzelerle vurma kapasitesine ulaşan "açık ve mevcut bir tehlike" olarak tanımlanmaktadır.

Ortadoğu Stratejisi

Avrupa bağlamında ifade edildiği gibi ABD, Orta Doğu'da da müttefiklerinin liderliği almasını istiyor. İran ve direniş ekseninin bir cepheye konumlandırıldığı raporda, Körfez ülkeleri ve diğer ABD müttefikleri karşı cepheye konumlandırılarak şu ifadelere yer veriliyor:

“İsrail'in kendini savunma çabalarını güçlü bir şekilde destekleyerek; Arap Körfezi ortaklarımızla işbirliğini derinleştirerek; ve Başkan Trump'ın tarihi girişimi olan İbrahim Anlaşmaları üzerine inşa ederek İsrail ile Arap Körfezi ortaklarımız arasındaki entegrasyonu sağlayarak, bölgesel müttefikleri ve ortakları İran ve vekillerine karşı caydırıcılık ve savunma konusunda birincil sorumluluğu üstlenmeleri için güçlendirecektir.”

 



Yeni yorum ekle