İmam Humeyni’nin (r.a) öngördüğü ve arzuladığı şeylerin çoğu, şu anki halefinin eliyle gerçekleşti

Fri, 04/06/2021 - 16:07

İran, uluslararası arenada belirleyici bir role sahip olmakla birlikte bölgenin en güçlü ülkesi haline geldi.

Welayet News  - Bu dönemde merhum İmam Humeyni’nin (r.a) öngördüğü ve arzuladığı şeylerin çoğu, şu anki halefinin eliyle gerçekleşti. İran, uluslararası arenada belirleyici bir role sahip olmakla birlikte bölgenin en güçlü ülkesi haline geldi.

1- Bundan 21 yıl önce, bir münasebetle Keyhan gaztesinde yazdığım bir yazıda şunları demiştim: “ Uhud savaşında, Resulullah’ın şehadete erdiğine dair söylenti yayıldığı sırada, onun gitmesiyle her şeyin elden gideceğini düşünen mümin bir grup, üzüntülü ve perişan bir halde meydandan geri çekilince, Yüce Allah onları ‘Resulullah (s.a.a) ölür veya şehit edilirse geriye mi döneceksiniz?’ diye kınamıştı. Geri çekilenler, utancından başlarını öne eğmiş ve Resulullah’ın gidişi müminler için zor ve acı olsa da ancak kalıcı olanın Resulullah’ın risaleti olduğu noktasında gaflete düştükleri için pişman olmuşlardı.

Nihayet, o gün, Uhud’da değil, birkaç yıl sonra geldi ve Resulullah (s.a.a) elini ayağını çekip hiç gönül bağlamadığı bu dünyadan göçüp gitti. Ve ümmet değil sadece o günde, tüm tarih boyunca onun yasını tuttu ve o gün bugündür dilinde sürekli ‘Seni elden vermemiz ve vahiyden mahrum olmamız ne büyük bir musibettir’ zimzimesi vardır...”

O gün, İslam'ın gelişiyle aristokratik egemenliğini yitiren kimseler, Resûlullah’ın (s.a.a) vefatı ile onun "mesajının" da gideceği sanarak, halkın Resulullah’a gönül verme sırrını –ki İslam’ın kalıcı olmasının sırrıdır –hesaba katmadan kendilerini “Gözden kaybolan kimse gönülden de silinip gider” vehmine kaptırmışlardı. Ancak onun hatırası, adı ve yolu sadece gözlerin odağında ve kulaklara köpe değil, gönüllerin de bir parçası olmuştu, dideden gelmemişti ki gitmesiyle gönüllerden çıksın. İşte bu nedenledir ki o günden bugüne ve bundan sonra da, Müslümanların büyük bir çoğunluğu, onu görmedikleri halde onun yoluna gönül verip baş koymakta ve gönül ehli olup da gönlünde Resulullah’ın (s.a.a) olmadığı hiçbir gönül ehli bulunmamaktadır.

2- O gece İmam Humeyni'nin (r.a) durumunun ağırlaştığına dair haber gelmişti. Devrim Muhafızları Ordusu ‘hazır ol’ vaziyetine geçmişti. Yürekler endişeden ağza gelmiş ve gözler gözyaşına boğulmuştu. Eller dua için yükselmişti ama hıçkırıklar duaya eman vermiyordu. O gece, haberlerin, özellikle yabancı haber ajanslarının haberlerini takip etme sorumluluğu bu satırların sahibine verilmişti. O günlerde bugünlerdeki cep telefonları, internet ve diğer iletişim araçları yoktu, yabancı haber ajanslarının birkaç telefon hattı ve teleksleri vardı...İmam Humeyni'nin (r.a) evinde bulunan sıpahi kardeşlerimizle sürekli temas halindeydik. Haberler acı ve talihsizdi. Saat yaklaşık 22: 30 sularında o acıklı elim hadise yaşandı. İmamın evinde bulunan sıpahi kardeşlermizden biri, gözyaşlarına boğulmuş ve yutkunmuş bir halde "İmam gitti" dedi...

Ve birkaç dakika sonra aradılar ve İmam Humeyni'nin (r.a) ölüm haberinin yarın yayınlanacağını söylediler. Ertesi gün sabah -14 Hordat- Radyoda’dan “Allah’ın ruhu Allah’a kavuştu” haberi yayınlanınca, adeta İsrafil’in suruna üfürülmüşcesine, yaşlısından gencine, erkeğinden kadın ve çocuklara kadar herkes  sokağa döküldü ve İran siyaha büründü...Yıllardır o günü bekleyen dış düşmanlar sevinçle ağzını açıp konuşmaya başladılar ve Associated Press Haber Ajnası olaya ilişkin haberinde şöyle dedi: “Humeyni'nin hayatının sonu İslam Cumhuriyeti'nin çöküşünün başlangıcıdır"!...

İş yerimi bırakıp caddelerde azadari yapan büyük kalabalığın arasına girdim. Devrim Muhafızları'ndaki iş yerime döndüğümde saat sabahın 11'iydi. Direk haber telekslerine gittim... Aynı Amerikan Associated Press Haber Ajansı, halkın tek parça halinde çıktığı sokaklardaki varlığına, yaşadıkları üzüntü ve dökdükleri gözyaşlarına atıfla yaptığı haberde, “Humeyni battıktan sonra yeniden doğdu” demişti.

3- İslam Devrimi'nin zaferinden sonraki ilk yıllardan itibaren bazı siyasi çevreler ve Batılı düşünce kuruluşları, Max Weber’in teorisine dayanarak, İmam Humeyni'nin (r.a) liderliğinin, liderin kişisel cazibelerinin –karizma – halkı kendisine cezbolması ve hayran kalması yönünde etkileyen bir tür karizmatik (!) liderlik olduğunu öne sürmüş ve İmam Humeyni'nin (r.a) vefatı ile geride bıraktığı temellerin yıkılacağı ve geriye sadece Humeyni döneminden bir hatıra veya belirli bir yönetim tecrübesinin tarihte kalacağı sonucuna varmışlardı... Oysa ki karizmatik liderlikte “cazibe hattı” halktan başlayıp karizmatik lidere uzanır ve onda biter ve tam da bu yüzden, karizmatik liderin ömrünün sonuna gelmesi, insanların onun attığı temellerden dönmelerinin başlangıcıdır, çünkü karizmatik bir liderin cazip/çekici özellikleri kişiseldir ve onun şahsı ortandan kalktıktan sonra cazibe merkezinin ömrü de sona erer...Ancak Peygamberler, İmamlar (Aleyhimusselam)’ın liderliğine benzer ilahi liderliklerde ise, cazibe hattı halktan başlayıp ilahi lidere uzansa da ancak ilahi liderde durup bitmez, ilahi lider sadece bir vasıtadır ve cazibenin asıl merkezi, ilahi liderlerin halkı kendisine çağırdığı Allah Tebareke ve Teala’dır.   Bu nedenle, Peygamber (s.a.a) gider ama onun mesajı kalır ve Resûlullah'ın (s.a.a) gidişiyle risaleti ortadan kalkmaz...

4- İmam Humeyni'nin (r.a) vefatından kısa bir süre sonra, ümmetin liderliği Resûlullah'ın (s.a.a) temiz soyundan gelen başka bir güzide şahsiyete devredildi. İmam Hamanei’nin liderliği döneminde İslam İnkılabı ve ondan doğan nizam, büyük olaylar ve hadiseler yaşamış, yemenli düşmanların ve kirli iç akımların ağır ve kesintisiz komplolarıyla karşı karşıya kalmış ve aynı zamanda istenilen noktaya doğru, bazıları mucize gibi olan büyük adımlar atmıştır.

Bu dönemde merhum İmam Humeyni’nin (r.a) öngördüğü ve dilediği şeylerin çoğu, şu anki halefinin eliyle gerçekleşti. İran, uluslararası arenada belirleyici bir role sahip olmak birlikte bölgenin en güçlü ülkesi haline geldi.

İslam İnkılabı bölgenin dört bir yanını ve bölge dışındaki birçok noktayı sardı. İrili ufaklı tüm güçler, Suriye’yi direniş zincirinden koparmak için aralarında ittifak kurdular ancak İnkılap Lideri’nin tedbirleri ve direniş güçlerinin yiğitçe savunması karşısında ibretlik bir yenilgi yaşadılar.

Devrim Irak'ta, Filistin'de, Lübnan'da, Yemen'de vb. bölgelerde çoğaldı ve İslami İran’ın öcülüğünde düşmanların uykusunu kaçırdı. Düşman yapımı 1999 fitnesi ve daha sonra 2009 Amerikan ve İsrail fitnesi sahneye sürüldü ve Amerika, İsrail, İngiltere, Fransa vb. ülkelerin çokyönlü açık desteğine rağmen İnkılap Lideri’nin liderliği, bilgece aldığı tedbiler ve örnek gösterilecek cesaretine çarparak başarısız kalmıştır. İslami İran, bölgenin en büyük askeri gücü ve dünyanın en büyük askeri güçlerinden biri haline geldi.

Bilim ve teknolojinin birçok alanında ilk sıradakilerin listesine girdik: Dünyada kalp kapakçığı yapma kabiliyetine sahip ikinci ülke; kemik iliği nakli ile talasemi tedavisinde ikinci ülke; güç iletim kulelerinin üçüncü büyük üreticisi; lazer teknolojisinde dünyada 10. sırada; nanotıp üretimi alanında dünya ikincisi; etanol üretiminde dünyada dördüncü ülke; baraj sektöründe dünya üçüncüsü; tam bir uzay teknolojisi döngüsüne sahip dokuzuncu ülke; radardan kaçan drone üretme teknolojisine sahip ikinci ülke; biyo-implantların ilk endüstriyel üreticisi; dünyanın en büyük dördüncü füze gücü; dünyadaki 10 denizaltı üreticisinden biri; dünyanın en hızlı radar tahliye torpidosunun üreticisi; benzinde kendi kendine yeterlilik gibi stratejik bir bileşenine sahip olmak; insansı robot yapan en büyük beşinci ülke; dünyada güneş enerjisi santrali yapım teknolojisine sahip dördüncü ülke; Batı Asya'daki ilk uçak marş motoru üreticisi; dünyanın dördüncü büyük deniz gücü ve korona aşısını üreten dört ülkeden biri. Herkes kendi gözüyle gördü ve tüm içtenlikle, “Hamanei Humeyni-yi diger est / Hamanei başka bir Humeyni’dir” gerçeğini itiraf ettiler...

Ancak, bugünlerde de 1400/2021 seçimleri ile birlikte ülke ekonomisinin can damarı olan ve ayrı bir yazı gerektiren bir akabeden, zorluktan daha geçiyoruz.

Keyhan gazetesi / Hüseyin Şeriatmedari

Çev. Mehmet Gönül / Welayet News 



Add new comment