ABD ile Venezuela Arasında Petrol Anlaşması: Petrol Rezervlerinin Beşte Biri Yüzyıllığına Ele Geçirildi
ABD ve Venezuela arasındaki petrol anlaşması, ülkenin petrol rezervlerinin beşte birinden fazlasını bir yüzyıl boyunca Washington'ın kontrolüne bırakıyor.
Welayet News - Venezuela'nın petrol rezervlerinin beşte birinden fazlasının Washington tarafından ele geçirilmesi, ABD Enerji Bakanı Chris Wright tarafından 2 Eylül'de resmi olarak imzalandı. Bu anlaşma beklenmedik olduğu kadar dikkat çekici de görünüyor; nitekim ABD Başkanı Donald Trump'ın birkaç gün önce bu anlaşmayı "dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması" olarak nitelendirmesi birçok açıdan haklı görünüyor.
Hacim açısından bakıldığında bu anlaşma, Venezuela'nın toplam 303 milyar varil olduğu tahmin edilen kanıtlanmış ham petrol rezervlerinin 17 sahada bulunan 65 milyar varillik kısmını kapsıyor. Anlaşmanın boyutlarını netleştirmek adına, söz konusu rezervlerin ABD'nin şu anki toplam karasal rezervleri olan yaklaşık 46 milyar varilin yaklaşık 1,5 katı olduğunu belirtmekte fayda var.
Öte yandan bu imtiyazın süresi de oldukça dikkat çekicidir; öyle ki 100 yıllık bu süre, modern petrol imtiyazlarının alışılagelmiş 20 ila 30 yıllık sürelerini oldukça kısa bırakmaktadır. Buna ek olarak, anlaşmayı yürüten özel kuruluş olan North American Blue Energy Partners (NABEP), rezerv miktarı açısından ExxonMobil'in ardından dünyanın en büyük ikinci özel petrol şirketi haline gelmiştir ve ABD Savunma Bakanlığı bu şirketin yüzde 35 hissesine sahiptir.
Her halükarda, dünyanın en büyük ulusal petrol rezervlerinin beşte birini bir yüzyıl boyunca kilitlemenin modern çağda emsalsiz olduğunu unutmamak gerekir. Bununla birlikte, bu anlaşmanın verimliliği ve Trump'ın küresel petrol piyasası düzenindeki yeri hakkında birkaç temel soru varlığını korumaktadır.
ABD'nin "2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi" (NSS), Trump'ın ikinci başkanlık dönemindeki dünya ve enerji piyasası vizyonunu resmi olarak açıklamakta; bu belge açıkça Monroe Doktrini'nin "Trump Sonucu" (Trump Corollary) olarak adlandırdığı kavramı tanıtmakta ve şöyle demektedir: "Yıllar süren ihmalin ardından ABD, Batı Yarımküre'deki Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek, vatanımızı ve bölge genelindeki kilit coğrafyalara erişimimizi korumak amacıyla Monroe Doktrini'ni yeniden teyit ve tatbik edecektir."
Belgede ayrıca şu ifadelere yer verilmektedir: "Yarımküremiz dışındaki rakiplerin asker veya diğer tehdit edici unsurları konuşlandırma, ya da yarımküremizdeki stratejik kritik varlıklara sahip olma veya bunları kontrol etme yeteneğini ellerinden alacağız. Monroe Doktrini'nin bu 'Trump Sonucu', Amerikan gücünün و önceliklerinin akılcı ve güçlü bir şekilde yeniden inşası olup, ABD'nin güvenlik çıkarlarıyla uyumludur."

Yeni yorum ekle