Tümgeneral Rızai: Ukrayna’da 3 Noktayı Vurmaya Hazırdık
Tümgeneral Rızai, Ukrayna’nın İran gemisine düzenlediği saldırıya değinerek, “Ukrayna’da 3 bölgeyi vurmaya hazırdık; ancak saldırının ‘yanlışlıkla’ gerçekleştiğini açıklamalarının ardından, iddialarını incelemek üzere yanıtımızı askıya aldık. Tabii ki yanlışlıkla da olsa bunun bir karşılığı (bedeli) olacaktır,” dedi.
Welayet News - Kutsal Savunma’daki (İran-Irak Savaşı) 8 yıl boyunca Devrim Muhafızları Genel Komutanlığı görevini yürüten Tümgeneral Muhsin Rızai, katıldığı “Özel Haber Söyleşisi” programında Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü üçüncü savaşın yarı yolda başarısızlığa uğradığını belirterek, “Zirveye giden yolun büyük bir kısmını katettiğimiz bu kritik koşullarda, Şehit Liderin ‘izzet, hikmet ve maslahat’ doktrininden ilham alarak, birlik ve direniş anlayışıyla duruşumuzu korumalıyız,” dedi.
Tümgeneral Muhsin Rızai, Erbein-i Hüseyni münasebetiyle taziye dileklerini ilettikten sonra, ABD’nin ülkeye yönelik son saldırılarını 12 Günlük Savaş ve 40 Günlük Savaş’ın ardından “Trump’ın İran’a Karşı Üçüncü Savaşı” olarak niteledi. Önceki mülakatına atıfta bulunarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Onların sözlerini tutmayacağı zaten belliydi. Müzakereye karşı çıkanlara sabırlı olmalarını, çünkü uzlaşmayı bizzat ABD’nin ihlal edeceğini söylemiştik. Nitekim ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın güneyinde bir koridor oluşturarak ahdi ihlal etmeye başladığını ve güney bölgesini bombalayarak buna devam ettiğini gördük. Oysa ihtilaflı bir konu varsa Katar ve Suudi Arabistan’dan oluşan belirlenmiş İhtilaf Çözüm Komitesi’ne başvurabilirlerdi.”
Devrim Muhafızları Eski Genel Komutanı, Hürmüz Çatışması’nı detaylandırırken şunları söyledi: “Yeni saldırı dalgasında ilk olarak İsrail sahada yoktu; ikinci olarak saldırıların ekseni ülkenin güneyiydi. Muhtemelen hedefleri, Hürmüz Boğazı’nı açmak veya İran’ın nükleer tesislerini hedef almak amacıyla bir kara harekatı düzenlemekti. Bu doğrultuda, kara saldırılarına zemin hazırlamak ve İran’ın lojistiğini zayıflatmak için bağlantı köprülerini, radarları ve bazı askeri merkezleri bombalamaya başladılar.”
Tümgeneral Rızai açıklamasına şöyle devam etti: “Trump, kara harekatı koşulları oluşmadığı için CENTCOM Komutanı’ndan saldırıları ağırlaştırmasını istedi. Ancak CENTCOM Komutanı kapasitelerinin sonuna kadar kullanıldığını belirterek buna olumsuz yanıt verdi ve yine de başarılı olamadılar. Bu durum, Amerikalı askeri komutanların hesap hatasını göstermektedir.”
Rızai, “ABD’nin tecavüzüne yanıt olarak İran, ABD’nin bölgedeki üslerine dalgalar halinde, şiddetli ve nokta atışı saldırılar düzenledi. Bu saldırılar Amerikan güçlerinin yer değiştirmesine neden oldu; komuta merkezleri önce Katar’dan Ürdün’e, ardından İsrail’e taşındı. Yani komuta ve destek mekanizması çatışma bölgesinden çok uzaklaştı. Dolayısıyla İran onların planını bozdu ve Trump’ın İran’a karşı üçüncü savaşı yarı yolda başarısızlığa uğradı; Trump’ın önceki başarısızlıklarına ağır bir yenilgi daha eklendi. Biz, ABD saldırılarını durdurduktan iki gün sonrasına kadar saldırılarımıza devam ettik,” dedi.
Devrim Muhafızları Eski Komutanı, Siyonist rejimin son çatışmaya katılmama nedenini açıklarken, “İlk olarak İsrail Gazze, Batı Şeria ve Lübnan gibi diğer cephelerde meşguldü. İkinci olarak Trump, bu savaşı İsrail’in müdahalesi ve baskısı olmadan başlattığı izlenimini vermek istiyordu,” ifadelerini kullandı.
Tümgeneral Muhsin Rızai, “Şu anda bir ateşkes var mı?” sorusuna yanıt olarak şu değerlendirmede bulundu: “Şu an bildiğimiz anlamda bir ateşkes yok ancak önemli olan husus, saldırılarımızın anlamlı bir nitelik kazanmış olmasıdır. Son dönemde ABD, son çatışmalarda 650 ölü ve yaralı verdiklerini açıkladı. Bizim tahminimiz ise yaklaşık 500 ölü ve çok sayıda yaralı olduğu yönündedir.”
“Halen bir kara harekatı ihtimali var mı?” sorusunu da yanıtlayan Rızai: “Kara harekatı planlarının tamamen rafa kalktığı söylenemez ancak Trump’ın zihnindeki o hayali plan gerçekleşmeyecek ve oldukça zayıflamış durumda; belki kısıtlı bir operasyon yapabilirler. ABD şu anda dördüncü dalga için planlama yapıyor. İlki, ülke içinde kaos çıkarma planları var; ikincisi, diğer ülkeleri savaşa dahil etmeye çalışıyorlar. Örneğin Ukrayna’nın gemimize saldırması bu kapsamdaydı. Biz onların bu eylemine yanıt vermeye ve Ukrayna’daki bazı noktaları vurmaya hazırlanıyorduk ki yaptıkları görüşmede bu saldırının bir ‘hata’ sonucu gerçekleştiğini bildirdiler. Tabii ki her halükarda bu eylemin tazmin edilmesi/telafi edilmesi gerekir. Bir diğer örnek ise Suudi Arabistan’ın Irak’ın bombalanmasına katılması iddiasıydı; ancak Suudiler İran ile temas kurarak bu saldırılarda yer almadıklarını belirttiler. Biz de bu konuyu araştırmayı sürdürüyoruz.”
Batı Asya bölgesinin mevcut hassas durumuna dikkat çeken Devrim Muhafızları Eski Komutanı şu uyarıda bulundu: “ABD’nin bu çırpınışları Üçüncü Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyebilir. Batı Asya’nın mevcut potansiyeli, İkinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa’sından çok daha yüksektir. Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi son derece hassas bir noktadır; ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme girişimleri ve hedefleri, bölge dışı çatışmaları tetikleme ve diğer küresel güçleri sürece dahil etme potansiyeline sahiptir.”
Tümgeneral Rızai konuşmasını şöyle sürdürdü: “Trump, NATO’yu savaşa dahil etmeyi planlıyor. Şimdi İngiltere de yeni başbakanın gelmesiyle müdahale eğilimleri gösteriyor; ancak bu çırpınışlar çaresizlikten, kafa karışıklığından, Kırk Günlük ve On Yedi Günlük Savaşlardaki yenilgiden kaynaklanmaktadır. Netanyahu son gezisinde Trump’ı kandırarak ABD’yi gerilimi tırmandırmaya tekrar sürüklemek istedi ancak bu kez pek başarılı olamadı.”
“Bazıları ABD’nin bu eylemlerinin bir hatadan kaynaklanmadığını, seçimlere kadar savaşı ve enerji piyasalarını yönetme senaryosunun bir parçası olduğunu düşünüyor, siz ne dersiniz?” sorusu üzerine Rızai şunları açıkladı: “Üçüncü dayatılan savaş boyunca ABD büyük hatalar yaptı. Üst üste gelen hata ve yenilgilerin ardından planlarını, performanslarını ve senaryolarını düzeltmeye çalışmaları doğaldır. Ancak bu senaryoların başarılı olacağı ne malum? Oysa biz bu savaşta ABD komutasında önceki savaşlarına kıyasla ciddi bir öngörü ve feraset eksikliği görüyoruz; teknik ve profesyonel olmayan adımlara şahit oluyoruz. Diğer taraftan Savunma Bakanları da bu alanda pek bir uzmanlığa sahip değil. Çok gelişmiş teknoloji ve teçhizatlarına rağmen komuta zafiyeti nedeniyle yenildiklerini görüyoruz. Herkes bilsin ki son derece çaresiz durumdalar ve gelecekte bu dönem ABD tarihine ‘karanlık bir dönem’ olarak geçecektir.”
İran’ı savaş yanlısı olmakla suçlayanlara da yanıt veren Tümgeneral Muhsin Rızai: “ABD’nin savaş yanlısı olduğu son derece açık ve nettir. Dünya çapında bir kamuoyu araştırması yapılsa, insanların kahir ekseriyeti ABD’yi savaş çığırtkanı olarak niteleyecektir. İran her zaman savaşı önlemeye çalışmıştır. ABD’nin ahde vefasızlığını bilmesine rağmen sırf savaşı engellemek amacıyla müzakereleri yürüttü. Ancak düşman bir hesap hatası yaparak İran’ın siyasi nezahetini ve müzakereleri kabul etmesini zayıflık olarak yorumladı; üç kez müzakerelere ihanet etti ve İran’a savaşı dayattı. Ülkemize ve milletimize saldıran, Liderimizi ve çocuklarımızı şehit eden ABD’dir. Biz mi onlara saldırdık, onların halkını mı katlettik?” dedi.
Sözlerine devam eden Rızai: “Biz savaşı yayma peşinde değiliz ve diğer ülkeler arasındaki çatışmaları da memnuniyetle karşılamıyoruz; çünkü bu durum dünya savaşı riskini doğurur. Diplomasi doğru bir adımdır ve var olmalıdır ancak müzakere konusunda Yüce Liderimizin buyurduğu gibi ABD davranışlarını değiştirmelidir. Taahhütlerine uymalıdırlar; davranışlarındaki değişim, diplomaside ciddi olduklarının bir göstergesi olabilir.”
İran’ın Hürmüz Boğazı’nda sorumlu bir şekilde hareket ettiğini, herkes için güvenliği sağladığını ve küresel ekonomi güvenliğinin kendileri için önemli olduğunu belirten Tümgeneral Rızai: “Hürmüz Boğazı’nda güvensizlik yaratan ABD’nin kendisidir. Oysa biz uzlaşmaya varmıştık ve kendi Kongreleri de savaşın bitirilmesi yönünde oy kullandı. Dolayısıyla ‘savaş-müzakere-ateşkes’ kısır döngüsü sona ermeli ve savaşın gölgesi kaldırılmalıdır. Soru şu: Neden bu gerilimi tırmandırıcı eylemleri yapıyorlar? Bu nedenle bugün ilk adımı atması ve davranışını değiştirmesi gereken ABD’dir. Eğer eski tutum devam edecek olursa kuşatmaya tahammül etmeyiz. Nitekim alternatif adımlar atılmıştır ancak kuşatmanın sürmesi onların gemilerini ve savaş gemilerini riske atacaktır,” uyarısında bulundu.
Önceki mülakatına atıfta bulunan Rızai: “Önceki konuşmamızda halkımızdan, şu anda ön cephe konumunda olan sokaklara sahip çıkmalarını ve bu büyük dirilişi (ba’s) korumalarını rica etmiştik. Elbette bu ön cephe ve bu aziz halk ekonomik olarak da gelişmeli ve desteklenmelidir. Bu siyasi ve askeri diriliş ekonomik alana da yayılmalıdır. Zira ekonominin gelişmesi, askeri sanayi de dahil olmak üzere her alanda ilerlemeyi sağlayacaktır. Öte yandan, sadece yaptırımların kalkmasına ve ülkeye para girişine bel bağlamakla bu ekonomik diriliş gerçekleşmez; bunun şartı ekonomik engellerin, bürokratik yasaların kaldırılması ve devletçi ekonomiden çıkılmasıdır. Bugün büyük İran milleti meydanda nasıl öncülük ediyorsa, ekonomik alanda da öncü olmalı ve halk ekonomiye ortak edilmelidir.”
Muhsin Rızai, sadece tasarruf yoluyla yılda 100 milyar dolar gelir elde edebileceğimizi belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Bu tasarruf halkın katılımıyla olmalı ve getirisi de yine halka ulaşmalıdır. Dolayısıyla tüm İran halkı servet üretebilir. Gençlerimiz yetenek ve zeka doludur; bugün hem toplum hem de yetkililer olarak sadece siyasi kültürden ekonomik kültüre doğru hareket etmeliyiz. İran halkının büyük dirilişi, hem namazın hem zekatın olduğu Mehdi toplumunun oluşmasına yol açmalıdır; servet üreten bir toplum zekat verebilir.”

Yeni yorum ekle