Atvan: İran Savaşı Başlatan Taraf Olmayacak; Ancak Onu Bitiren Ülke Olacak

Ct, 31/01/2026 - 13:25

Arap dünyasının önde gelen analizcilerinden Abdülbari Atvan, İran’ın savaşı başlatan taraf olmadığını, ancak çıkması hâlinde onu sona erdirecek güce sahip olduğunu vurgulayarak, Donald Trump’ın son anda İran’a yönelik bir saldırıdan geri adım atma ihtimalinin bulunduğunu yazdı. Atvan’a göre bu ihtimal, Trump’ın kişisel korkusundan değil, böylesi bir saldırının yıkıcı sonuçlarından duyulan endişeden kaynaklanıyor. Hatta İsrail’in bile İran’dan gelecek kesin karşılıktan çekinerek saldırının ertelenmesi yönünde Trump’ı teşvik edebileceği belirtiliyor.

Welayet News - Abdülbari Atvan kaleme aldığı değerlendirmede, ABD’nin İran’a yönelik tüm askeri hareketliliği ve saldırı tehditlerinin aslında Washington’un psikolojik savaşının bir parçası olduğunu ifade etti. Atvan, bu baskı ve tehditlerle Tahran’ın yeniden müzakere masasına çekilmek istendiğini, ancak bunun bir müzakere değil; kalıcı uranyum zenginleştirmenin durdurulması ve gelişmiş füze sistemlerinden vazgeçilmesi gibi Amerikan şartlarına teslimiyet anlamına geldiğini vurguladı. Ona göre bu tehditler geçmişte olduğu gibi bugün de sonuç vermeyecek.

Atvan, uçak gemilerinin ve onlara eşlik eden savaş gemilerinin bölgeye gönderilmesini “eskimiş bir taktik” olarak nitelendirerek, bunun İran gibi bağımsız bölgesel güçler üzerinde artık etkili olmadığını kaydetti. İran’ın savunma alanında kendi kendine yeterliliğe yöneldiğini, füze, insansız hava aracı ve gelişmiş denizaltı programlarında büyük ilerleme kaydettiğini belirtti.

İran’ın savaş istemediğini ancak ABD ya da İsrail rejiminden gelecek herhangi bir saldırıya tüm savunma kapasitesiyle karşılık vereceğini vurgulayan Atvan, İran’ın en büyük silahının “uzun soluk” olduğunu ifade etti. İran’ın geniş ve yıpratıcı bir savaşa girme kapasitesine sahip olduğunu, bunun da ABD’nin “hızlı, kısa ve temiz” olarak tanımlanan yeni askeri doktriniyle tamamen çeliştiğini yazdı. Atvan’a göre “temiz” ifadesi, insan kayıplarından ve ağır hasarlardan kaçınma anlamına geliyor.

Bu tehditlerin yoğunlaştığı bir dönemde, İran Genelkurmay Başkanı Emir Hatemi’nin, Amerikan deniz unsurlarını hedef almak üzere hava kuvvetlerine binden fazla yeni insansız hava aracının katıldığını açıkladığını hatırlatan Atvan, en önemli ve en net mesajın ise İran İslam Devrimi Lideri’nin üst düzey danışmanı Amiral Ali Şemhani’den geldiğini aktardı. Şemhani’nin, “ABD İran’a saldırırsa, cevabımız Tel Aviv’e saldırı olacaktır; çünkü bu, topyekûn bir savaşın başlangıcı anlamına gelir” sözlerinin, İran’da son haftalarda en üst siyasi, askeri ve dini düzeylerde şekillenen stratejiyi yansıttığını belirtti.

Atvan’a göre İran bu olası çatışmada yalnız kalmayacak. Lübnan Hizbullahı’ndan Yemen Ensarullah’ına ve Irak’taki direniş gruplarına kadar bölgedeki müttefikler, İran’la birlikte hareket etmeye hazır olduklarını ilan etmiş durumda. Hizbullah, ABD’nin herhangi bir saldırısı karşısında tarafsız kalmayacağını açıkça ifade ederken, Ensarullah Kızıldeniz veya Arap Denizi’ne yaklaşacak her Amerikan ya da İsrail gemisinin hedef alınacağı uyarısında bulundu. Irak’taki direniş grupları da, Ketâib Hizbullah ve Nüceba Hareketi başta olmak üzere, “Irak halkı seyirci kalmayacak” mesajı verdi.

Atvan, Washington’un bu savaşı İsrail’in güvenliğini korumak adına başlatacağını; ancak alevlerinin, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Kuveyt gibi Amerikan üslerine ev sahipliği yapan Arap ülkelerini de saracağını ifade etti. Suudi Arabistan’ın, ABD’nin İran’a saldırmak için kendi hava sahasını ya da topraklarını kullanmasına izin vermeme yönünde “akıllıca” bir karar aldığını belirten Atvan, diğer Arap ülkelerinin de bu tutumu örnek alması gerektiğini vurguladı.

Yazının sonunda Atvan, Trump’ın son anda geri adım atma ihtimalinin hâlâ masada olduğunu yineleyerek, bunun nedeninin yıkıcı sonuçlara dair duyulan endişe olduğunu belirtti. Hatta İsrail’in bile İran’dan gelecek kesin karşılıktan çekinerek saldırının ertelenmesi için baskı yapabileceğini ifade etti. Atvan’a göre ABD Başkanı şu anda Tahran’dan ya da Erdoğan gibi arabuluculardan gelecek bir telefon çağrısını bekliyor; bu çağrının, İran’ın kendi şartlarıyla müzakereye hazır olduğunu bildirmesi isteniyor. Bu şartların başında ise tehditlerin sona ermesi ve Amerikan savaş gemilerinin üslerine geri dönmesi geliyor.

Atvan, İran’ın her senaryoya hazır olduğunu ancak bu süreçte savaşın nasıl sona ereceğini belirleyecek tarafın da İran olacağını vurgulayarak yazısını şu değerlendirmeyle tamamladı: İran bugün tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor ve teslimiyetin bedeli, direnişin maliyetinden kuşkusuz çok daha ağır.

Tags: 


Yeni yorum ekle