Arıkan’dan Gazze Barış Kurulu’na Benzetme: Adını 3. Siyonist Kongre Koyun

Çar, 21/01/2026 - 11:53

Saadet Partisi lideri Arıkan, Yeni Yol Grup Toplantısı’nda Gazze’ye ilişkin açıklamalarda bulunarak, ABD öncülüğünde duyurulan “Gazze Barış Kurulu ve İcra Kurulu”na tepki gösterdi: “Bunun adı icra kurulu değil, Gazze’yi İsrail’e peşkeş çekme kuruludur. İlk toplantıyı Basel’de yapın, adını da 3. Siyonist Kongresi koyun.”

Welayet News  - Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de düzenlenen Yeni Yol Grup Toplantısı’nda adalet, ekonomi ve dış politika başlıklarında iktidara eleştiriler yöneltti. Konuşmasının Gazze bölümünde ABD tarafından açıklanan “Gazze Barış Kurulu ve İcra Kurulu”na sert tepki gösteren Arıkan, kurulda yer alan isimleri sıralayarak, “Bunun adı icra kurulu değil; Gazze’yi İsrail’e peşkeş çekme kuruludur” dedi. Arıkan, “İlk toplantıyı Basel’de yapın, toplantının adını da 3. Siyonist Kongresi olarak belirleyin” ifadelerini kullandı.

 “ÜÇÜNCÜ SİYONİST KONGRE’Yİ Mİ YAPACAKLAR?”

“Sadece kendi içimizde değil, sınırlarımızın ötesinde de aynı çarpık zihniyetin farklı tezahürleriyle karşı karşıyayız. Gözümüz, kulağımız Gazze’de… Gazze’de sözde ateşkes antlaşmasından bugüne yüzlerce çocuk Siyonist İsrail tarafından katledildi, hava saldırıları devam etti, insani yardım koridorları İsrail’in kontrolünde kaldı. Bizim “barış gücü gönderin” dediğimiz garantörler; bırakın barış gücünü, Gazze’ye ilaç, ekmek, su gönderemiyor. Bütün bunlar yaşanırken ABD tarafından Gazze Barış Kurulu ve İcra Kurulu üyeleri açıklandı. Yedi kişilik icra kurulunda Irak’ın işgalinde iki numara olan Tony Blair var, Siyonist aşığı, emlakçı ve aynı zamanda Trump’ın damadı Jared Kushner var, bölgemiz hakkında cüretkâr açıklamalarda bulunan Marco Rubio var, Trump’ın kendisi var.

Arkadaşlar, bunun adı icra kurulu değildir; bunun adı “Gazze’yi İsrail’e peşkeş çekme” kuruludur. Oluşturulan icra kuruluna ve barış kuruluna baktığımızda söylenebilecek tek şey şudur: “İlk toplantıyı Basel’de yapın, toplantının adını da 3. Siyonist Kongresi olarak belirleyin.” Çünkü bu kurulun başka hiçbir izahatı yoktur. Bizler Gazze’yi katil İsrail’in, soykırım suçlusu Netanyahu’nun soykırım ve katliamlarına bırakmadığımız gibi, masa başında oynanmaya çalışılan Siyonist oyunlara da bırakmayacağız. Bir kez daha söylüyoruz; Gazze Gazzelilerindir, Gazze nehirden denize Filistinlilerindir.”

“SURİYE’DE TÜM MESELELERİN ZOR YOLUYLA DEĞİL, MÜZAKERE EDİLEREK ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR”

“15 Mart 2011’den 8 Aralık 2024’e kadar devam eden iç savaşın ardından Suriye’de yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Suriye’nin toparlanmasına ve toprak bütünlüğünün tesisine yönelik her adımı olumlu karşılarken, çatışmaları körükleyen ve yeni yaralar açılmasına sebep olacak her hamleyi endişe ile izliyoruz. Biz komşu ve kardeş ülke Suriye’de Suriyeliler arasındaki tüm meselelerin zor yoluyla değil, müzakere edilerek çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Suriye yönetiminin ülkenin tamamında Suriyelilerin rızası ile, desteği ile kontrolü ele alması, Suriye’nin toprak bütünlüğünün tüm Suriyelilerin kalplerine dokunularak sağlanması ve hiçbir Suriyelinin saçının telinin zarar görmeyeceği bir ortamın oluşturulması hepimizin temennisidir. Suriye’de hiç istemediğimiz durum, çatışmaların yeniden alevlenmesi ve can kayıplarının artmasıdır. Ne kadar uzun sürerse sürsün meselelerin müzakere yoluyla çözülmesi en sağlıklı yoldur. Suriye’deki her gelişmenin hem ülkemize hem de bölgemize etkisi yadsınamaz. Şam’ın, İdlib’in, Halep’in, Kobani’nin, Kamışlı’nın huzuru; Ankara’nın, İstanbul’un, Hatay’ın, Gaziantep’in, Diyarbakır’ın huzurudur. Türkiye’ye düşen; silahların susması, çatışmaların durması, müzakerelerin devam etmesi için çalışmak, tüm Suriyelilerin rızasını gözeten yönetimi ve Suriye’yi yeniden inşa edecek süreci desteklemektir. Bölgede etkin olmanın yolu; konjonktüre bakarak ve çıkar hesapları yaparak sabun köpüğü kıvamında günü birlik taktikler geliştirmek değil, bölge halklarıyla ve ülkeleriyle emperyal politikalara ve tuzaklara karşı hak ve adalet ekseninde heybetli dağlar gibi uzun soluklu stratejiler üretmekten geçer. Sorumluluğumuz gereği şunu bir kez daha hatırlatıyoruz: İsrail’i işgal ettiği Suriye topraklarında tutan, Suriye’yi ABD’nin nüfuz alanına dönüştüren politikalara ortak olmanın kimseye zerrece faydası olmayacaktır. Bölgede ABD ve İsrail’e istediklerini vererek elde edilen kazanımların hiçbiri garanti kapsamında değildir ve üzerinde siyaset yapılacak sağlam bir zemin oluşturamaz.”

“YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE” TALEBİNİ KARŞILAMAYAN “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ BİZİ HİÇBİR YERE GÖTÜREMEZ”

“Bölgemizde böyle bir sürecin yaşandığı bir dönemde Türkiye’de iktidar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu askıya almayı değil, daha sıkı çalıştırmayı düşünmelidir. Basit taktiklerle günü kurtarmanın değil, stratejik düşünerek geleceği inşa etmenin peşinde olmalıdır. Yıllardır izlenen yanlış politikalar neticesinde oluşan tüm mağduriyetleri giderecek, toplumsal bağları güçlendirecek samimi adımları atmalıdır. Biz, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun seçim ve koltuk hesabıyla değil de adalet ve barış niyetiyle doğru bir şekilde çalıştırılmasının sadece ülkemizde değil, tüm bölgede barış ve kardeşlik iklimi tesis edebileceğine inanıyoruz. “Yaşanabilir Bir Türkiye” talebini karşılamayan “Terörsüz Türkiye” süreci bizi hiçbir yere götüremez. Adaleti tesis etmek ve toplumsal bir uzlaşı zemini oluşturmak; samimi olunduğunda, iyi niyet olduğunda, istek olduğunda uzadıkça uzayan bir süreç değildir. Ancak karanlık ilişkiler ve kişisel çıkarlar söz konusu olduğunda süreç sulandırılarak uzatılır. Biz Saadet Partisi olarak üzerimize düşen vazifeyi yapıyor, yeniden hatırlatıyoruz: Dayanışma ve kardeşlik sadece silahların susmasıyla değil, bu coğrafyanın her bir insanının ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal açıdan kendini tam bir iyilik halinde hissetmesiyle gerçekleşir. Kötülüğü zamana yayarak iyiliğe ulaşamazsınız.” /karar



Yeni yorum ekle