Hamas, 10 maddelik siyasi muhtıra yayınladı
Hamas, ateşkes anlaşmasına tam bağlılığını vurguladığı kapsamlı muhtırasında, Gazze’de yaşanan insani felaketin sorumluluğunun işgalci güçlere ait olduğunu belirterek uluslararası toplumu acil ve bağlayıcı adımlar atmaya çağırdı.
Welayet News - Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden yüz gün sonra gerçekleşen sistematik ihlaller hakkında Hamas, siyasi muhtıra yayınladı
İslami Direniş Hareketi (Hamas); ateşkes anlaşmasına varılmasını sağlayan siyasi ve insani çabalara ve bu süreçte Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkımızın maruz kaldığı eşi benzeri görülmemiş insani felaketin yansımalarını sınırlamaya yönelik girişimlere olan takdirinin bir ifadesi olarak, işbu muhtırayı arabulucu kardeşlere, garantör taraflara, devlet başkanlarına, hükümetlere ve ilgili uluslararası kuruluşlara sunmaktadır.
Halkımızı korumayı ve kan akmasını durdurmayı amaçlayan bağlayıcı bir çerçeve olarak gördüğü bu anlaşmaya; ulusal ve insani sorumluluklarından hareketle Hareket, tüm maddelerine tam, titiz ve şeffaf bir şekilde bağlı kaldığını; anlaşmayı saldırganlığın sürdürülmesi veya soykırım politikalarının yeniden üretilmesi için bir siyasi kılıf olarak görmediğini teyit eder. Bu bağlılık şu şekilde tecelli etmiştir:
Birinci madde: Hareketin anlaşma maddelerini sadakatle uygulama taahhüdü
Hareket, mutabık kalınan zaman çizelgesine bağlı kalmış ve anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ilk yetmiş iki saati içinde, anlaşma metninde belirtildiği üzere işgal ordusundan sağ olan yirmi esiri teslim etmiştir. Ayrıca, son derece ağır saha koşullarına, bölgenin tamamen yıkılmış olmasına, işgalin Gazze Şeridi yüzölçümünün %63’ünden fazlasında ateş ve saha hakimiyeti kurmasına, patlamamış mühimmatların yaygınlığına ve esirleri korumakla görevli bazı personelin kaybedilmesine rağmen, esirlerin cenazelerini arama çalışmalarını sürdürmüştür.
İşgalin tamamen sorumlu olduğu bu zorlu şartlara rağmen Hareket, 28 cenazeden 27’sine ulaşmayı başarmış; arabulucular ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile koordineli bir şekilde son cenazeyi arama çalışmalarını ise dürüst ve sürekli çabaların bir meyvesi olarak beklentilerin üzerinde bir sonuçla sürdürmektedir.
İkinci madde: Vatandaşların doğrudan hedef alınması ve öldürülmesi
Anlaşma kapsamındaki süre boyunca şehit sayısı 483’e ulaşmış olup dağılımı şu şekildedir:
169 çocuk (%35), 64 kadın (%13,3), 19 yaşlı (%3,5), 191 sivil erkek (%39,8) ve 39 direnişçi (%8,1).
Şehitlerin %96,3’ü, ateşkes anlaşması uyarınca koruma altında olması gereken “Sarı Hat” bölgesi içinde hedef alınmıştır. Bu durum, söz konusu suçların bireysel hadiseler veya saha hataları olmadığını; aksine doğrudan vatandaşları hedef alan, anlaşmayı sabote etmeyi ve anlaşmanın insani ve hukuki içeriğini boşaltmayı amaçlayan sistematik ve kasıtlı bir politikanın ürünü olduğunu açıkça göstermektedir.
Üçüncü madde: Yaralanmalar ve sivillerin hedef alınmaya devam edilmesi
Yaralı sayısı, günlük ortalama 13 kişi olmak üzere toplam 1294’e ulaşmıştır. Dağılımı şöyledir: 428 çocuk (%33), 262 kadın (%20), 66 yaşlı (%5), 528 sivil erkek (%41) ve 10 direnişçi (%1).
Bu yaralanmaların tamamı anlaşma kapsamındaki bölgelerde belgelenmiş olup, bu durum işgalin sivilleri hedef alma konusundaki ısrarını ve anlaşmayı kasten sabote ettiğini teyit etmektedir.
Dördüncü madde: Saha ve ateş ihlalleri ile zorlayıcı fiili durum dayatılması
İşgalci, günlük ortalama 13 sistematik saha ve ateş ihlali gerçekleştirerek anlaşmayı toplam 1298 kez ihlal etmiştir. 428 doğrudan ateş açma vakası, askeri araçların anlaşma kapsamındaki bölgelere 66 kez girmesi, ayrıca sivil yerleşim alanlarını hedef alan 604 hava saldırısı ve topçu atışı belgelenmiştir.
Ayrıca işgalci, “Sarı Hat” içinde ve saha kontrolünü sürdürdüğü bölgelerde 200 konut bloğu ve evi havaya uçurarak imha etmiş; yeni coğrafi ve demografik gerçekler dayatmak amacıyla bu bölgelerin çoğunda geniş çaplı ve sistematik bir yıkım gerçekleştirmiştir.
Aynı bağlamda işgalci, anlaşmayı ağır bir şekilde ihlal ederek açık denizde 50 sivil vatandaşı ve balıkçıyı gözaltına almıştır.
Beşinci madde: Geri çekilme hattının aşılması ve yeni bir saha gerçeği dayatılması
İşgalci, Cebaliye kampının derinliklerinde olduğu gibi Sarı Hat’tı 200 ile 1300 metre arasında değişen mesafelerle aşarak ve özellikle Gazze Şeridi’nin kuzeyinde bazı bölgelerde 1700 metreye varan ek ateş kontrol alanları dayatarak, üzerinde mutabık kalınan geri çekilme haritalarını açıkça ve sistematik bir şekilde bozmuştur.
Sarı Hat’tan sonra dayatılan ek ateş kontrol alanı yaklaşık 34 km²’ye ulaşmış olup, bu durum anlaşmanın açık ve esaslı bir ihlalidir; öngörülen kademeli geri çekilme ve yeniden konuşlanma ilkesinin fiilen ortadan kaldırılmasıdır.
Bu ihlal; arazi tesviyesi, binaların havaya uçurulması ve yerleşim yerlerinin ortadan kaldırılması dahil olmak üzere çatışmaların durdurulması kapsamındaki bölgelerde yürütülen günlük mühendislik imha operasyonlarıyla eş zamanlı yürütülmüştür. Bu, anlaşmanın metni ve ruhuyla taban tabana zıt olan, istikrar fırsatlarını ve bölge sakinlerinin geri dönüşünü baltalayan yeni bir coğrafi, güvenlik ve nüfus gerçeği dayatma çabasıdır.
Altıncı madde: Sağlık sektörünün boğulması ve tıbbi sistemin çöküşü
Öldürme, yaralama, bombalama, sızma, ateş ihlalleri ve geri çekilme hatlarının aşılması politikaları, Gazze Şeridi’ndeki sağlık sektörünün çökmesinin doğrudan nedeni olmuştur. İşgalci, sağlık tesislerinin operasyonel kapasitesini neredeyse tamamen felç eden boğucu ve karmaşık bir kuşatma uygulamıştır.
Bu durum; tıbbi ekiplerin ve uzman heyetlerin girişinin engellenmesi, hayat kurtarıcı ilaç ve tıbbi malzemelerin alıkonulması ve imha edilmesi, röntgen cihazları, yoğun bakım ünitesi ve ameliyathane ekipmanları dahil hayati tıbbi cihazların girişinin yasaklanması ve hasar gören hastane ile sağlık merkezlerinin onarımı için gerekli inşaat malzemelerinin girişinin engellenmesi şeklinde tezahür etmiştir.
Bu kasıtlı boğma politikası, hastanelerin asgari tedavi hizmetlerini sunamaması nedeniyle başta çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar arasında ölüm oranlarının tehlikeli bir şekilde artmasına neden olmuştur; bu felaket sonuçların tüm ve doğrudan sorumluluğu işgalciye aittir.
Yedinci madde: İşgalin anlaşmaya uygun yardım girişine uymaması ve kamyon sayılarıyla oynaması
Anlaşma, günlük 600 yardım kamyonunun girişini açıkça belirtmektedir. Ancak işgalci, anlaşmanın yürürlüğe girdiği ilk günden itibaren bu maddeyi aksatmak ve uygulanmasını manipüle etmek yoluna gitmiş; sınır kapıları üzerindeki doğrudan uluslararası denetimi engellemiş ve yüz gün içinde 58.281 kamyonun girdiğini iddia ederek gerçekle ilgisi olmayan yanıltıcı rakamlar sunmuştur.
Titiz saha belgeleri, son iki ay içinde fiilen giren kamyon sayısının, bu dönemde girmesi üzerinde mutabık kalınan 60 bin kamyon yerine sadece 26.111 olduğunu kanıtlamıştır. Bunların dağılımı şöyledir: 15.285 insani yardım kamyonu, 10.165 ticari mal kamyonu ve 661 yakıt kamyonu. Günlük giriş ortalaması 261 kamyon olup, bu miktar mutabık kalınan miktarın sadece %43,5’ine tekabül etmektedir.
Bu ihlalden en çok etkilenen kalem yakıt olmuştur; anlaşma günlük 50 yakıt kamyonunun girişini öngörürken, fiilen giren sayı sadece 661 kamyon olmuş, yani mutabık kalınanın sadece %13,2’sine ulaşılmıştır. Bu durum başta hastaneler, fırınlar, ulaşım ve enerji sektörleri olmak üzere temel hizmetlerde geniş çaplı bir felce yol açmış ve asgari düzeyde dahi hayatın normale dönmesini engellemiştir.
Sekizinci madde: Altyapının Boğulması ve İnsani Krizin Derinleşmesi
İşgalci; Gazze Şeridi’ndeki tek elektrik santralinin çalıştırılmasını engelleyerek, güneş panelleri, fırın ekipmanları, kurtarma ve ambulans ekipmanlarının girişini yasaklayarak, prefabrik yapılar (geçici evler) ve yeterli miktarda çadırın girişine izin vermeyerek sivil hayatı felç etmeyi ve herhangi bir insani iyileşmeyi önlemeyi amaçlayan sistematik bir politika izlemiştir.
Ayrıca su, kanalizasyon ve iletişim ağlarının kurulumunu aksatmış; 27 aydan fazla süredir durmuş olan hastanelerin, okulların ve temel altyapının onarımı için gerekli inşaat malzemeleri ve ağır ekipmanların girişini engelleyerek anlaşmayı ve uluslararası insancıl hukukun en temel kurallarını açıkça ihlal etmiştir.
Dokuzuncu madde: Refah Sınır Kapısı’nın kapatılması ve insani hareketliliğin kısıtlanması
İşgalci, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana Refah sınır kapısını her iki yönde de tamamen kapalı tutmaya devam ederek anlaşmanın maddelerini ve ruhunu doğrudan ihlal etmiştir. Bunun sonucunda binlerce yaralı ve hasta, Gazze Şeridi dışında tedavi görme haklarından mahrum bırakılmış; öğrencilerin ve insani durumdaki kişilerin seyahatleri engellenmiştir.
Ayrıca tıbbi heyetlerin ve uluslararası uzmanların girişi engellenmiş, vatandaşların ailelerine ve evlerine dönmesi zorlaştırılmıştır. Bu durum, hukuki ve insani yükümlülüklerle bağdaşmayan bir toplu cezalandırma politikasıdır.
Onuncu madde: Tutuklular ve kayıplar
İşgalci, onlarca tutuklu ve kayıp kişinin akıbetini açıklama konusunda sistematik olarak kaçınmış, kadın ve çocukların serbest bırakılmasını geciktirmeye devam etmiş ve hapishanelerde şehit olan tutukluların resmi isim listelerini sunmayı reddetmiştir.
Ayrıca, uluslararası insancıl hukuku ağır bir şekilde ihlal ederek 1200’den fazla cenazeyi hala alıkoymakta, tutuklulara karşı belgelenmiş suçlar işlemekte ve bu ihlalleri uluslararası topluma meydan okurcasına basın yoluyla yayınlamaktadır.
Sonuç
İslami Direniş Hareketi (Hamas), bu muhtırada yer alan belgelenmiş gerçeklerin; Hareketin anlaşmanın tüm maddelerine ve sorumluluklarına tam bağlılığına karşılık, işgalcinin anlaşmayı baltalamayı, içeriğini boşaltmayı ve vatandaşlara yönelik felaket niteliğindeki insani gerçeği yeniden üretmeyi amaçlayan sistematik ve kasıtlı bir politika izlediğini açıkça gösterdiğini teyit eder.
Buna dayanarak Hareket; arabulucu kardeşleri, devlet başkanlarını, dünyanın özgür insanlarını, uluslararası kuruluşları, garantör tarafları ve dost ülkeleri şunlara davet eder:
1. İşgalciyi tüm ihlalleri derhal ve tamamen durdurmaya zorlayacak acil ve etkili bir uluslararası eylem.
2. İlk aşamanın gereklerinin tamamlanması ve Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmeyi içerecek şekilde derhal ikinci aşamaya geçilmesi.
3. İşgalcinin üzerinde mutabık kalınan geri çekilme hattına uymaya ve 34 km²’lik alan üzerindeki ateş kontrolü dayatmasından vazgeçmeye zorlanması.
4. Anlaşma ve yardım girişi için tarafsız, uluslararası bir saha denetim mekanizması kurulması.
5. Doğrudan uluslararası denetim altında, 50 yakıt kamyonu dahil olmak üzere günlük 600 yardım kamyonunun girişinin garanti altına alınması.
6. Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşlarının kısıtlama olmaksızın çalışmasına imkan sağlanması.
7. Refah sınır kapısının her iki yönde derhal açılması için işgalciye baskı yapılması.
8. Yakıt, tıbbi malzemeler, hayati cihazlar, prefabrik yapılar, çadırlar ve altyapının onarımı için inşaat malzemelerinin girişi.
9. Tutuklu ve kayıpların akıbetinin açıklanması, kadın ve çocukların serbest bırakılması ve alıkonulan cenazelerin teslim edilmesi için işgalciye baskı yapılması.(Milli Gazete)

Yeni yorum ekle