Siyonist İsrail’in Suriye’ye Yönelik Saldırılarının Arka Planı

Ct, 29/11/2025 - 17:50

İsrail'in Suriye saldırıları, Esad rejiminin yeniden güçlenmesini engelleme ve bölgesel caydırıcılık stratejisinin parçasıdır. ABD'nin söylemle çelişen pratiği İsrail'e alan açarken, Suriye rejimi iç zaaflar ve uluslararası baskılar nedeniyle tepki veremiyor.

Welayet News - İsrail’in son yıllarda Suriye’ye yönelik saldırılarının temelinde hem askeri hem de jeopolitik nedenler bulunuyor. Suriye’nin güney bölgelerinde artan İsrail operasyonları, sahadaki güç dengelerini kendi lehine yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. Ülke içindeki yeniden yapılanma sürecinin yarattığı kırılganlık da bu saldırılar için uygun bir zemin oluşturuyor. İsrail için, merkezî otoritesi güçlü, istikrarlı ve yeniden yapılandırılmış bir Suriye, uzun vadede bölgesel tehdit anlamına geliyor. Bu nedenle bölgesel devletlerin de desteğiyle yıktıkları Esad yönetimi yerine daha güçlü bir yönetimin gelmesine müsaade etmemek adına, kendi oluşturdukları terör rejimini filizlenmeden boğmaya çalışmaktalar.

Bu saldırılar aynı zamanda bölge ülkelerine yönelik bir mesaj niteliği taşıyor. İsrail, yalnızca Suriye’yi değil; Suriye’ye yakınlaşmayı düşünen bölge aktörlerini de hedef alarak caydırıcı bir güç gösterisinde bulunuyor. Bu politika, Suriye’nin dış ilişkilerini daraltıp ülkeyi jeopolitik olarak izole etmeyi amaçlayan daha geniş bir stratejiyle bağlantılı.

ABD’nin Tutumu ve Çelişkileri

ABD, resmi açıklamalarında İsrail'in Suriye’ye yönelik saldırılarını desteklemediğini sık sık vurguluyor. Washington yönetimi, Suriye krizinin çözümünde diplomatik sürecin Şam’ın liderliğinde yürütülmesi gerektiğini ve hem Suriye hem İsrail'le iletişimde olduklarını belirtiyor. Ancak bu açıklamalar, Washington’ın bölgedeki güvenlik çıkarlarıyla tam olarak örtüşmüyor.

Pratikte ABD, Suriye’deki istikrarsızlığın sürmesini kendi stratejik nüfuz alanının bir parçası olarak görüyor. Suriye’de yeniden güçlenen bir devlet yapısı, hem Rusya hem İran’ın etkisini artırabileceği için, Washington açısından riskli görülüyor. Bu nedenle ABD’nin, resmi açıklamalarında saldırılara karşı çıkmasına rağmen, İsrail’i sahada fiilen sınırlamadığı ve dolaylı olarak manevra alanı sağladığı yönünde yorumlar bulunuyor. Bu durum, ABD’nin diplomatik söylemi ile sahadaki gerçek politikası arasında belirgin bir çelişki oluşturuyor.

Suriye Rejimindeki Sessizlik ve Pasifliğin Nedenleri

İsrail saldırılarına karşı Suriye’den gelen sınırlı ve çoğunlukla sembolik tepkiler, genellikle “sessizlik” olarak nitelense de bunun arkasında yapısal nedenler bulunuyor. Suriye’de yönetimi ele geçiren HTŞ terör rejimi ülkede bütünlüğü sağlayamadığı gibi düzenli bir orduya da sahip olmaması ve İsrail’e karşılık verme niyetinde olmaması gerekçesiyle İsrail saldırılarına karşı hiçbir somut girişimde bulunmamıştır.

Bunun yanında, Suriye’ye uluslararası baskılar da yönetimin manevra alanını daraltıyor. Ekonomik kriz, toplumsal yorgunluk ve iç siyasi bölünmüşlük, Şam rejiminin geniş kapsamlı düşük profilli bir strateji izlemesine yol açıyor.

Bölgesel Dengenin Geleceği

İsrail–Suriye hattındaki gerilim, yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir çatışma olarak değerlendirilemez. Bu tablo; ABD’nin çelişkili politikalarını, bölgedeki güç mücadelelerini, Suriye’nin iç kırılganlıklarını ve uluslararası hukuk tartışmalarını içeren çok katmanlı bir krize işaret ediyor. İsrail saldırılarını sürdürdükçe Suriye’nin askeri ve siyasi kapasitesinin daha fazla aşınması, ülkeyi hem iç istikrarsızlık hem de bölgesel baskı altında bırakıyor.

Her fırsatta asıl düşmanın İran ve direniş cephesi olduğunu söyleyerek ABD ve İsrail’e yaranmak ve Suriye yönetimini elinde tutmak isteyen terör örgütü HTŞ lideri Colani, arkasını yasladığı devletlerden de destek göremeyince İsrail saldırıları karşısında makus talihini belirleyecek stratejik sessizliğe gömülmeye devam edecektir.



Yeni yorum ekle