Devrim Muhafızları: Direnişin Seyyid’i Yaşıyor ve Yolu İhtişam ile İktidarın Zirvesinde Devam Ediyor

Pt, 28/09/2026 - 10:38

İslam Devrimi Muhafızları Ordusu yayımladığı bildiride şu vurguyu yaptı: Seyyid Hasan Nasrallah, bölgedeki yeni direnişin stratejik mimarıydı.

Welayet News  - Devrimi Muhafızları Ordusu, Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah’ın şehadetinin ikinci yıl dönümü anısına bir bildiri yayımladı. Bildiride, Direnişin Seyyid’inin yolu ölümsüz; onun temiz kanı ise direnişin bünyesinde iktidarın ve Hizbullah ile Lübnan İslamî Direnişi’nin izzet ve yüceliğinin coşkun kaynağı olarak nitelendirildi.

Bildirinin bir bölümünde şu ifadeler yer aldı: “O kanlı günden ve cani, teröristçe işlenen o suçun üzerinden iki yıl geçti. O gün, şeytanı siyonist rejimin cani eli, direnişin seyyidini, özgürlüğün bayraktarı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Seyyid Hasan Nasrallah’ı İslamî direniş cephesinden, özellikle de Lübnan’ın kahraman Hizbullah’ından kopardı. Ancak düşmanın aksine ve şeytani niyetinin tersine, onun aziz kanının parlaklığı sönmek bir yana, direnişin bünyesinde iktidar ve gelişimin coşkun bir kaynağına dönüşerek ölümsüzleşti.”

Bildiri şöyle devam etmektedir: “Seyyid Hasan Nasrallah sadece bir lider değildi; o, yeni direnişin stratejik mimarı, meydanın ve diplomasinin stratejisti ve bölgedeki direnişçi milletlerin sarsılmaz bağının somut bir simgesiydi. O, mevlası ve önderi Şehit İmam Hamaney’in (kuddise sirruh) izinden giderek direnişi bir taktik olmaktan çıkarıp düşünsel, kimliksel ve medeniyetsel bir nizama yükseltti. Direnişin bir tepki değil; aksine stratejik bir seçim, izzetli ve güç üreten bir yaşam tarzı olduğunu kanıtladı.”

Bildiride daha sonra, direnişin bu şerefli ve yiğit seyyidinin benzersiz cesaret, samimiyet, fesahat ve salabetinin zirvesindeyken sözlerinin dağları titrettiği ve kalpleri aydınlattığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın etkisi bölgesel sınırları aşmaktaydı; bu etkinin menzili Lübnan ve Filistin’den Yemen, Irak, Suriye ve ötesine uzanarak İslam ümmetinin uyanık vicdanının sesi haline gelmişti.”

Bildiride şu husus vurgulandı: “Şehit Nasrallah, direnişin tek bir cephe olduğuna ve bu cephenin her noktasındaki zaferin herkes için bir zafer olduğuna inanıyordu.”

Bildiri şu sözlerle sürmektedir: “Şüphe yok ki, aziz şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın liderlik dönemi, aziz Lübnan tarihinin en parlak ve en gurur verici kesitidir; onun bölgenin yakın tarihindeki müstesna konumu ise eşsiz ve kalıcıdır. Direnişin düşünce dünyasında onun adı, direnişi marjinalleşmekten çıkarıp merkeze taşıyan, bölge denklemlerinde hakim bir söyleme dönüştüren ve şehadet anına kadar siyonist rejime karşı caydırıcılık denklemini koruyup onun yenilmezlik efsanesini sonsuza dek yıkan bir stratejist ve teorisyen olarak her zaman anılacaktır.”

Bildirinin devamında şunlar vurgulandı: “Hiç kuşkusuz Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın yolu, liyakatli halefi Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Şeyh Naim Kasım liderliğindeki Lübnan İslamî Direnişi ve Hizbullah savaşçıları tarafından izzet ve iktidarın zirvesinde sürdürülecektir. Nitekim güneydeki benzersiz direniş ile Ali et-Tahir’deki tarih yazan cesaret ve destanlar, tersine göç sürecini hızlandırmış olup siyonist rejimin pek yakındaki çöküşünü müjdelemektedir.”

Bildiride şu ifadelere dikkat çekildi: “Bugün tüm bölgedeki direniş cephesi, özellikle terörist ABD ve sahte siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı dayattığı 12 günlük ve 40 günlük savaşın meydana gelmesinden bu yana; tahakküm ve işgal karşıtlığında izzetin, özgürlüğün ve duruşun simgesi olduğunu göstermiştir.”

İslam Devrimi Muhafızları Ordusu bildirinin sonunda, Devrimin büyük imamları ve şehidi ile olan ahdini tazeleyerek ve başta “Seyyid Hasan Nasrallah” ve “Tümgeneral Abbas Nilfuruşan” olmak üzere direniş cephesi şehitlerinin yüce ideallerini saygıyla anarak; günümüzün medeniyetsel ve varoluşsal savaşlarının ortasında gayretli İslam savaşçılarının eliyle stratejik Hürmüz Boğazı üzerinde sağlanan hakimiyet, denetim ve yönetimi, ilahi yardıma olan iman ve inancın başarılarından biri olarak nitelendirdi ve şu vurguyu yaptı: “Bir kez daha gür bir sesle, salabet ve iktidarın zirvesinde ilan ediyoruz ki; direniş cephesini desteklemek, mazlumların haklarını savunmak ve mukaddes Kudüs tamamen özgürleşene kadar direnmek; devrimci ve güçlü halk Muhafızlar Ordusu ile ülkenin diğer silahlı kuvvetlerinin ebedi, milli ve insani misyonudur. Allah’ın lütfuyla, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Hazreti Ayetullah İmam Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney’in (medde zılluhu’l-âli) rehberliği, kıyam etmiş İran milletinin görkemli ve muktedir meydan hakimiyeti ve sahaların birliği sayesinde; terörist büyük şeytan ABD’nin, onun kuduz köpeği işgalci siyonist rejimin ve destekçilerinin komploları asla sonuca ulaşamayacaktır. İslam savaşçıları geleceğin tarihini yazacak ve nihai zafere kadar tek bir adım bile geri atmayacaktır.”



Yeni yorum ekle