Bilsellerdi, Vazgeçerlerdi!
1- İlk olarak, okyanusta sadece bir damla ve binlercesinden yalnızca birkaçı olan şu örneklere bir göz atın:
Welayet News - Martin Indyk (Amerikalı diplomat, ABD dış politika uzmanı ve eski ABD İsrail Büyükelçisi): “İran ile mücadele etmek için artık öğrencileri sokağa dökme vakti değil; aksine kadınların başından çarşafı çekip almak gerekir, bu yolla İran İslam sistemini devirmek mümkündür.”
Michel Houellebecq (İslam karşıtı Fransız yazar): “İslamcılığa karşı savaş Müslümanları öldürerek bir işe yaramaz, zafere ancak onları yozlaştırarak ulaşılabilir. Bu yüzden Müslümanların tepesine bomba yağdırmak yerine minietekler yağdırmalıyız.”
David Cave (Eski CIA ajanı): “İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmeye yönelik en önemli hamle, mevcut İran toplumunun kültürünü değiştirmektir ve biz bunu yapmaya kararlıyız.”
Beyaz Saray danışmanlarından ve ajanlarından biri: “Eğer bu başörtüsünü İranlı kadınların elinden alabilir ve İranlı kadınları sokağa dökebilirsek, nihayetinde İranlı kadınların çocuklarını eğitecek vakitleri kalmayacaktır! İşte o zaman İran’da İslam’dan ve Devrim’den geriye hiçbir şey kalmaz!”
Binyamin Netanyahu (ABD Devlet Reformu Komitesi’ne sunduğu raporda): “ABD; çekici genç insanları, çeşitli çıplaklık durumlarında, cezbedici, materyalist bir yaşam sürerken ve gayrimeşru cinsel ilişkiler kurarken gösteren diziler yayınlayarak İran hükümetine karşı bir devrim başlatabilir.”
Count de Marenches (Fransız istihbaratının eski başkanı, eski ABD Başkanı Reagan’a hitaben): “Bir inançla tankla, uçakla savaşamazsınız. Her inançla ancak başka bir inançla savaşmalısınız. Bu kez düşmanımız dindir.”
Frantz Fanon (“Cezayir ve Başörtüsü Meselesi” kitabında): “İşgalcinin suç ortağı olan başörtüsüz kadınlar vasıtasıyla Cezayir toplumunu ehlileştirme rüyası henüz sona ermiş değil. Cezayirli bir kadın ne zaman başını açsa, bu aslında Cezayir’in, işgalcinin kendi varlığını inkâr etmesini kabullendiği anlamına gelir.”
Dr. Michael Jones (“Cinsel Devrim ve Siyasi Kontrol” kitabının yazarı), Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) İranlı kadınların başörtüsüne yönelik planı hakkında uyarıda bulunuyor: “İran’daki başörtüsüzlük macerası bir CIA planıdır.” Jones ayrıca şunu vurguluyor: “İran’daki kadınlara söylüyorum; eğer bir adım geri atarsanız -ve tekrar ediyorum, başörtüsünü çıkarıp CIA darbesine alet olursanız- ne olacağını görün. Onlar ülkenizi yıkmaya kararlılar. Ben size gelecekten bahsediyorum.”
Sadece binlercesinden birkaç örnek olan bu delillerin yanı sıra; dış düşmanların istihbarat servislerinden elde edilen çok sayıda belge ve gözaltına alınan önemli sayıdaki ajanın itirafları, başörtüsünü çıkarmanın ve fuhşiyatı yaygınlaştırmanın İslam İranı’na, onun şerefli ve fedakâr halkına karşı yürütülen hibrit savaşın planlanmış bir parçası olduğunu açıkça göstermektedir. Okumaya devam edin!
2- Daha önce, Başörtüsü ve İffet Yasa Tasarısı gündeme gelip yargı erkinden hükümete, hükümetten de meclise gittiğinde; bu tasarının ortaya atılmasının temelden şüpheli olduğunu, düşmanın istihbarat servislerinin yerli unsurlarını kullanarak muhterem ülke yetkililerimizi kandırdığını yazmış ve kaleme aldığımız bir makalede çeşitli deliller ve belgeler sunarak bu tasarının başörtüsüzlüğü engellemek bir yana, bu iffet yıkıcı olgunun yaygınlaşmasına da yol açacağını vurgulamıştık. O makaleden sonra bazı yetkililer ve milletvekilleri yazara itiraz ederek “Neden yetkilileri kandırılmış olmakla suçluyorsun?!” diye tepki göstermişlerdi.
Fakat birkaç gün sonra, Devrim’in Aziz Lideri ve Şehidi, sistem yetkilileriyle yaptığı Ramazan buluşmasında başörtüsü krizinin yapay ve dayatma olduğunu vurgulayarak şöyle buyurdu: “Birileri oturup plan yaptı, program hazırladı ki başörtüsü ülkemizde bir mesele haline gelsin. Halbuki ülkede böyle bir mesele yoktu. İnsanlar farklı şekillerde yaşamlarını sürdürüyorlardı.” Hazretleri konuşmasının devamında başörtüsü hükmünün şer’i ve yasal olduğuna, buna uyulmasının gerekliliğine vurgu yaparak başörtüsüzlüğün dış odağına ve bu noktanın kavranmasının lüzumuna işaretle şunları söyledi: “Bugün [düşmanlar] kadınların başörtüsünü kaldırması meselesi üzerinde çalışıyorlar ama bu işin başlangıcıdır. Hedef bu değildir. Düşmanın hedefi ülkenin durumunu devrim öncesindeki duruma geri döndürmektir…” (Tam da bazı düşmanların açıkça vurguladığı ve yukarıda değindiğimiz maksadın kendisi).
3- Burada açıkça ifade etmek gerekir ki, başını açan kadın ve kızların çoğu olayın derinliğinden habersiz olan temiz kalpli insanlardır. Şehit Üstadımızın hikmetli ifadesiyle: “Başörtüsünü çıkarmak hem şer’i haramdır hem de siyasi haramdır; evet, hem şer’i haramdır hem siyasi haramdır. Başını açanların birçoğu bunu bilmiyor; yaptıkları bu işin arkasında kimlerin olduğunu bilseler kesinlikle yapmazlar, biliyorum. Bunların çoğu dinine bağlı, dua eden, Ramazan ayını ihya eden, ağlayan ve dua eden insanlardır; [ancak] başörtüsünü kaldırma ve başörtüsüyle mücadele politikasının arkasında kimin olduğunun farkında değiller. Düşmanın ajanları, düşmanın istihbarat örgütleri bu işin peşindedir. Bilselerdi, kesinlikle yapmazlardı.”
Bu gerçeği, bu kesimden insanların bugünlerdeki halka açık ve coşkulu toplanmalarda, örneğin Şehit İmam’ın cenaze törenindeki görkemli katılımda ve insanların gece mitinglerinde açıkça görmek mümkündür. Şehit Üstadın yasında gözyaşı dökerken, ABD ve İsrail’e karşı heyecanla slogan atıyorlar…
4- Ve son olarak; eğer başörtüsünü korumak ilahi bir farz ve yasal bir hükümse -ki öyledir-, eğer başörtüsüzlük yuvaları yıkan ve aile müessesesinin temelini sarsan bir olguysa -ki böyledir-, eğer bu çirkin fenomen bu diyarın gençlerinin iffetli yaşamını felakete sürüklüyorsa -ki sürüklüyor- ve eğer bu tuzak planı, İslam ve Devrim düşmanları ile şerefli İran halkının çekemeyenleri tarafından devasa bütçeler harcanarak ve tüm imkânlar seferber edilerek sahaya sürülmüşse -ki arkasında düşmanın olduğunu gösteren pek çok belge mevcuttur-, yine Şehit Devrim Lideri’nin ifadesiyle “kendi kızlarımız olan” bu kadın ve kız çocuklarını kurtarmak, kutsal İran İslam Cumhuriyeti sisteminin kesin görevidir.
Bu bakımdan sormak gerekir: Muhterem yetkililer ve bu uygunsuz olguyla mücadele etmeye eli, dili ve gücü yeten herkes; sadece bu hile ağına düşen gençlere cevap vermek adına değil, o son gün (ahiret günü) için avuçlarında kabul edilebilir ve geçerli nasıl bir cevap taşıyorlar?

Yeni yorum ekle