Hüseyin’in (a.s.) O Günkü Hitabı, İran Halkınaydı!
Bütün yarenleri yere düşmüşken neden hâlâ “Bana yardım edecek kimse var mı?” diye sesleniyordu?
Welayet News - 1- Birkaç yıl önce Kayhan gazetesindeki bir yazımızın başında değindiğimiz bir noktayı, bugünlerde yaşanan “Ramazan Savaşı”, halkın geceleri sokaklarda sergilediği coşkulu ve eşsiz katılımı ve bunun sürdürülmesinin gerekliliği nedeniyle yeniden paylaşmak yerinde olacaktır. Okuyalım:
“O hüzünlü günün ikindi vaktiydi. Mazlum önderimiz, başını feda etmesinden kısa bir süre önce ‘Bana yardım edecek kimse var mı?’ (Hel min nasirin yensuruni) diye seslenmişti. Şeytan ise şaşkınlıktan parmağını ısırıyordu. Resulullah’ın (s.a.a.) torununa ne olmuştu? Kimi yardıma çağırıyordu?
Bu tarafta bütün yarenleri kana bulanmış halde yere düşmüşken, karşı tarafta düşmanları kılıçlarını çekmiş onun kanını dökmeye hazırlanmıştı. O halde Hüseyin kime sesleniyordu? Bu kavurucu ve ateşli çölde hangi ‘Lebbeyk’i’ bekliyordu?
Şeytan şaşkındı. Fatıma’nın oğlu kiminle konuşuyor, hangi topluluğu yardıma çağırıyordu? Burada kimse yoktu!…
Şeytan bilmiyordu — o günün ve bugünün haramileri de bilmiyor — ki Kerbelâ bütün yeryüzü kadar geniş bir diyardır ve Aşura bütün zamanlar boyunca süren bir gündür…
Bilmiyordu ki Kerbelâ yolun başlangıcıdır ve Aşura hikâyenin başlangıcıdır…
Fakat Hüseyinimiz biliyordu ki önünde bir çağ vardır; Şehit İmam Hamenei’nin ifadesiyle ‘Humeyni Çağı’ denilen bir çağ. Aşura ikindisinde yükselen ‘Hel min nasir’ çağrısı zamanın kulaklarında yankılanacak ve Humeyni Çağı’nda, o gün Kerbelâ’ya ulaşamayan Kerbelâ ehline ulaşacaktır.
Hüseyinimiz biliyordu ki önümüzde başka bir Aşura vardır; bu kez İran Kerbelâsında yeniden yaşanacaktır…
Ancak bu kez Yezidiler ezilip yok edilecektir…
O hüzünlü günün ikindisinde önderimiz, Humeyni Çağı’nın ve Şehit Hamenei’nin Aşura ehli olan bizleri yardıma çağırıyordu.”
2- Bizim küresel hegemonya sistemiyle olan mücadelemiz, İmam Humeyni’nin ve şehit liderimizin de ifade ettiği gibi, olaylar veya geçici anlaşmazlıklar üzerine değil; varoluşsal ve mahiyetle ilgili bir mücadeledir.
Bizim varlığımız, başta Amerika olmak üzere küresel hegemonya düzeninin varlığını sorgulamaktadır; onların varlığı da bizimkini.
Bu mücadele ancak iki taraftan biri mahiyet değiştirirse sona erebilir:
- Ya İslami İran, küresel hegemonya sisteminin taleplerine teslim olur,
- Ya da küresel hegemonya sistemi kibirci karakterinden vazgeçer ve İmam Humeyni’nin ifadesiyle “Amerika şeytanın sırtından iner.”
Mücadele alanları değişebilir; fakat mücadelenin özü değişmez.
3- Dün, Mark Dubowitz, son mutabakat zaptına işaret ederek Amerika’ya şu tavsiyelerde bulundu:
- Enerji piyasalarını yeniden sakinleştirin ve stokları doldurun.
- Amerikan ordusuna dinlenme fırsatı verin ve onu yeniden silahlandırın.
- İran’daki muhalifleri destekleyerek hükümeti felce uğratacak bir plan hazırlayın.
- Yaptırımları kesintisiz baskıyla uygulayın.
- Müzakere masasında aldatılmayın.
- Tahran’ın iradesini erken test edin.
- Az taviz verin.
- Sonuç isteyin.
- Gerekirse müzakere masasından hızla kalkın.
- Daha sert vurun ve saldırın.
Her ne kadar bu açıklamaların, Amerika’nın uğradığı yenilginin yarattığı itibar kaybını azaltmaya yönelik bir blöf olma ihtimali yüksek olsa da, bunlar İran ile küresel hegemonya sistemi arasındaki mahiyet ve varoluş temelli çatışmanın bir kez daha teyididir.
Ayrıca bu çatışmanın, son mutabakat zaptı ya da olası bir anlaşmayla sona ermeyeceğini de göstermektedir.
Tam da bu nedenle İran Silahlı Kuvvetleri, “parmaklarının tetikten çekilmeyeceğini” vurgulamaktadır.
4- Artık hiçbir tereddüt olmadan söylenebilir ki; son üç ayı aşkın süredir geceleri sokaklarda ve meydanlarda coşkuyla, kararlılıkla ve eşi benzeri görülmemiş şekilde bulunan insanlar, o hüzünlü Aşura ikindisinde mazlum önderimizin yardıma çağırdığı Kerbelâ ehlinin ta kendisidir.
Şeytan, olayın hakikatini bilmediği için şaşkınlıktan parmağını ısırıyor ve Hüseyin bin Ali’nin kimleri yardıma çağırdığını anlayamıyordu.
Bütün yarenleri yere düşmüşken neden hâlâ “Bana yardım edecek kimse var mı?” diye sesleniyordu?
Şeytan bilmiyordu ki Hüseyin’in Kerbelâlı yardımcıları, bugün İslami İran’ın sokaklarında kan davası için ayağa kalkan insanlardır.

Yeni yorum ekle