NPT’den Çıkmanın Zamanı Hâlâ Gelmedi Mi?

Per, 11/06/2026 - 18:41

Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında İran’ın NPT’den ayrılma zamanı geldiğini vurguladı.

Welayet News - Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;

1- Çarşamba günü, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, İran aleyhine sunulan kararı 21 lehte, 3 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul etti. ABD ve üç Avrupa ülkesi tarafından hazırlanan bu kararda, İran’dan nükleer tesisleri ve uranyum stoklarına ilişkin bilgilere UAEA müfettişlerinin tam erişimine izin vermesi istendi.

Bu talep şu nedenlerle dikkat çekiyor:

A) ABD ve İsrail rejimi, 12 günlük savaş ve Ramazan savaşı sırasında İran’ın bazı nükleer tesislerini bombalamış, ayrıca çok sayıda İranlı nükleer bilim insanını suikastlarla şehit etmiştir.

B) İran’ın nükleer tesisleri ve bilim insanlarına ilişkin bilgiler yalnızca UAEA’nın elindeydi. Ajans kurallarına göre bu bilgilerin “Çok Gizli” (TOP SECRET) seviyesinde korunması gerekiyordu. Ancak Ajansın bu son derece gizli bilgileri ABD ve İsrail’in kullanımına sunduğu ileri sürülmektedir.

C) UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi’nin Mossad ile bağlantılı olduğunu gösterdiği iddia edilen çok sayıda belge yayımlandı. Bu belgelerde, İran’ın nükleer tesisleri ve bilim insanlarına ilişkin gizli bilgilerin İsrail’e aktarıldığı öne sürülmektedir. Yazıya göre Grossi, Mossad belgelerinin “Hanzala” grubu tarafından ele geçirilmesinin ardından yaptığı açıklamalarla bu durumu dolaylı biçimde kabul etmiştir.

D) ABD Başkanı Donald Trump son savaş sırasında defalarca İran’ın nükleer tesislerini hedef almak istediğini açıklamış, İsrail de İranlı nükleer bilim insanlarını tespit edip hedef alma politikasını inkâr etmemiştir.

2- UAEA Yönetim Kurulu’nun son kararında İran’dan, nükleer tesisleri ve uranyum stoklarına ilişkin bilgileri Ajans müfettişlerine vermesi isteniyor.

Yazıda, bunun tam da ABD ve İsrail’in askeri saldırı düzenlemek ve imha etmek amacıyla elde etmeye çalıştıklarını açıkça ilan ettikleri bilgiler olduğu savunuluyor. Bu nedenle kararın, İran’a yönelik saldırılarda ABD ve İsrail’le aynı çizgide hareket etmek anlamına geldiği öne sürülüyor.

Metinde ayrıca şu soru yöneltiliyor:

“Bu karara olumlu oy veren ülkeleri düşman ülkeler listesine alıp, bu ülkelerin petrol ve ticaret gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişini engellemek İran’ın meşru hakkı değil midir?”

3- Yazı, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) 10. maddesine de dikkat çekiyor.

Söz konusu maddede şu hüküm yer alıyor:

“Her devlet, bu antlaşmanın konusu ile ilgili olağanüstü gelişmelerin ülkesinin hayati çıkarlarını tehlikeye attığı kanaatine varırsa, ulusal egemenlik hakkını kullanarak antlaşmadan çekilebilir. Çekilme kararının üç ay önceden diğer taraflara ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne bildirilmesi gerekir. Bildirimde, hayati çıkarları tehlikeye atan olağanüstü durumlar da belirtilmelidir.”

Yazıda şu değerlendirme yapılıyor:

ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırması ve nükleer bilim insanlarını hedef alması, ülkenin “hayati çıkarlarının” doğrudan tehdit edilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle NPT’nin 10. maddesi uyarınca İran’ın antlaşmadan çekilme hakkına sahip olduğu savunulmaktadır.

Metin şu ifadelerle sona eriyor:

“Eğer durum gerçekten buysa ki öyledir, o halde neden bekliyoruz? Neden kararlı bir şekilde NPT’den çekildiğimizi ilan etmiyoruz? Yirmi yılı aşkın süredir kendimizi NPT’nin kısıtlamalarına bağlamış durumdayız. İnanın, eğer bugün çıkmazsak yarın çok geç olabilir.”

Tags: 


Yeni yorum ekle