İsrail ‘tersine yıpratma savaşı’yla karşı karşıya

Pt, 18/05/2026 - 09:06

İsrail’in Lübnan cephesinde “hızlı savaş” hedefinin yerini uzun süreli bir yıpratma sürecine bıraktığı, bu durumun ise askeri, ekonomik ve toplumsal düzeyde derin bir baskı yarattığı belirtildi.

Welayet News  - El-Ahbar’da yer alan makalede, 2 Mart 2026’da savaşın başlamasından bu yana İsrail’in kuzey cephesinde caydırıcılık kavramını yeniden tesis etmeyi ve savaşın uzun bir yıpratma sürecine dönüşmesini engellemeyi hedefleyerek hızlı bir savaş yürütmeye çalıştığı belirtildi.

İsrailli liderlerin, Hizbullah’ın kendisini “stratejik bir tuzağa düşürdüğü” yönünde değerlendirmeler yaptığı aktarıldı.

“Tersine yıpratma savaşı”na dönüşen cephe

Buna karşın sahadaki çatışmaların bunun tam tersi bir yön ortaya koyduğu ifade edildi. Lübnan cephesinin zamanla İsrail için sürekli askerî, ekonomik ve psikolojik bir yüke dönüştüğü, bunun da “tersine bir yıpratma savaşı” biçimi aldığı kaydedildi. Bu savaşta İsrail’in zaman karşısında dayanma kapasitesinin, askerî sonuç üretme kapasitesinden daha hızlı aşındığı belirtildi.

İsrail’in  birçok alanda üstünlüğüne, yüksek ateş gücüne, yoğun hava saldırılarına, suikastlara ve Lübnan içine sızmalara rağmen İsrail’in Hizbullah’ın askerî tehdidini sınırladığını ya da operasyonların temposunu düşürdüğünü iddia etmediği kaydedildi. Ayrıca, 75 günü aşkın süredir kuzey sınırında kalıcı bir istikrar sağlanamadığı ifade edildi.

Bütçe krizi ve savaşın maliyeti

Bu durumun İsrail ordusunu daha fazla asker talep etmeye yönelttiği aktarıldı. İsrail gazetesi “Globes”un aktardığına göre ordunun savunma bütçesini 112 milyar şekelden 177 milyar şekele (yaklaşık 33 milyar dolar) çıkarma talebinde bulunduğu belirtildi.

Bu rakamların savaşın kısa süreli bir baskı operasyonundan uzun ve maliyetli bir çatışmaya dönüştüğünü gösterdiği ifade edildi. İsrail ekonomik kaynaklarına göre Lübnan ve İran ile savaşın maliyetinin yaklaşık 47 milyar şekel (yaklaşık 15 milyar dolar) olduğu kaydedildi.

Ayrıca, hükümetin bir günlük savaş maliyetini yaklaşık 1,5 milyar şekel (yaklaşık 420 milyon dolar) olarak hesapladığı belirtildi.

İHA’lar ve “ekonomik yıpratma” boyutu

Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçları ve düşük maliyetli füze sistemlerinin İsrail’i her gün pahalı hava savunma sistemlerini çalıştırmaya zorladığı, bunun da ekonomik yıpratmanın önemli bir parçasına dönüştüğü ifade edildi.

“Di Marker” gazetesine göre, on binlerce yedek askerin hizmette tutulmasının aylık maliyetinin yaklaşık 3,2 milyar şekel (yaklaşık 920 milyon dolar) olduğu kaydedildi. Tahliye ve tazminat ödemelerinin de bütçeye ek yük oluşturduğu belirtildi.

Maliye Bakanlığı’nın savaş harcamalarındaki artış nedeniyle büyüyen bir bütçe açığıyla karşı karşıya olduğu ifade edildi.

İsrail ordusunun Lübnan, Gazze ve İran savaşlarından dersler çıkararak 10 yıllık bir yeniden yapılanma planı hazırladığı ve bunun maliyetinin yaklaşık 350 milyar şekel (yaklaşık 100 milyar dolar) olduğu aktarıldı.

İsrail Knesset’inin mart ayında rekor bir savunma bütçesini onayladığı, 2026 yılı toplam askeri harcamasının 850 milyar şekel (yaklaşık 240 milyar dolar) olduğu belirtildi. Netanyahu hükümetinin ayrıca Hizbullah’ın insansız hava araçlarına karşı askerleri korumak için yaklaşık 700 milyon dolar ayırdığı kaydedildi.

İç cephede psikolojik kırılma

Kuzey cephesinde psikolojik ve toplumsal bir krizin derinleştiği ifade edildi. Sürekli alarm durumu, sirenlerin tekrarlanması ve kısmi tahliyelerin İsrail iç tartışmalarını artırdığı belirtildi.

Tartışmanın yalnızca Hizbullah’a nasıl saldırılacağı değil, hükümetin yerleşimcileri geri döndürüp döndüremeyeceği ve uzun vadeli güvenliği sağlayıp sağlayamayacağına yöneldiği aktarıldı.

İsrail’in yoğun saldırılara ve suikastlara rağmen operasyonları durduramadığı ve bunun caydırıcılık krizine yol açtığı ifade edildi. Savaşın klasik bir çatışmadan çıkarak uzun süreli bir dayanıklılık mücadelesine dönüştüğü belirtildi.

Her gün İsrail ekonomisi, ordusu ve toplumuna ek bir maliyet eklediği kaydedildi. Karşılıklı yıpratma durumunun asimetrik savaşlarda genellikle zayıf taraf lehine sonuç doğurduğu ifade edildi.

“Savaşın doğası değişti”

İsrail’in gelişmiş ordu yapısı, hava üstünlüğü ve ABD desteğine rağmen Hizbullah’ın dağıtık savaş taktikleri, füze ve insansız hava araçlarıyla sürekli bir yıpratma yarattığı belirtildi. Sahadaki gelişmelerin İsrail’in kuzeyde operasyonları durduramadığını gösterdiği kaydedildi.

Bu nedenle İsrail medyasında “açık yıpratma savaşı” değerlendirmelerinin yapıldığı aktarıldı. “Yediot Aharonot”un İsrailli askeri kaynaklara dayandırarak kuzeyin “uzun süreli bir kanamaya” dönüşmesinden endişe edildiğini aktardığı belirtildi.

Güvenlik uzmanı Eyal Zisser’in “gerçek tehlikenin net sonuç üretmeyen uzun savaş” olduğu yönünde değerlendirme yaptığı kaydedildi.

Kuzeyde yerleşimcilerin tahliye ve mali destek talep ettiği, ancak Netanyahu hükümeti ve ordu tarafından bunun reddedildiği belirtildi. Bunun maliyet ve siyasi sonuçlar nedeniyle olduğu, tahliyenin Hizbullah için “başarı” olarak görüleceği ifade edildi.

Netanyahu’nun kuzey için hazırlanan 5 milyar şekellik yeniden inşa planını gündemden çıkardığı ve bunu daha sonra “özel hükümet toplantısında” ele alacağını söylediği aktarıldı.

Yerleşimcilerin hükümeti acil ihtiyaçları karşılamamakla suçladığı ve ek bütçelerin geciktiğini belirttiği ifade edildi. Güvenlik krizinin “normalleştirildiği” yönünde eleştiriler yapıldığı kaydedildi.

Güvenlik krizi ve sahadaki olaylar

Buna örnek olarak, Hizbullah saldırılarının gizlendiği iddiası ve Kibbutz Sasa yakınlarında bir insansız hava aracının düşmesi gösterildi.

Kuzey Askeri Komutanlığı’nın kıyı şeridini kapattığı, ancak bazı bölgelerin açık tutulması konusunda ordu ile yerleşimciler arasında anlaşmazlık yaşandığı belirtildi. Turistik bir alanın açık tutulduğu, buna rağmen burada İHA saldırısı sonucu üç kişinin yaralandığı ve bunun “güvenlik ile siyasi kararlar arasındaki çelişki” tartışmasını artırdığı kaydedildi.(YDH)



Yeni yorum ekle