Av, Kendi Ayağıyla Avlağa Gelmiştir!
Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında Fransa’nın savaş gemilerini bölgeye gönderme kararını değerlendirdi.
Welayet News - Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında Fransa’nın savaş gemilerini bölgeye gönderme kararını değerlendirdi.
Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
- Fransa Genelkurmay Başkanlığı, uçak gemisi Charles de Gaulle’ün Paris ile Londra arasındaki ortak iş birliği görevi kapsamında Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne gönderildiğini açıkladı.
Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı bu operasyonun, Hürmüz Boğazı bölgesinde “deniz taşımacılığı özgürlüğünü güçlendirme” amacıyla gelecekte yürütülecek ortak bir görev için hazırlık programının parçası olduğunu duyurdu.
Başka bir haberde ise söz konusu uçak gemisinin çarşamba günü Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e girdiği bildirildi.
Aynı zamanda İngiltere hükümeti de Fransa’ya eşlik etmek üzere savaş gemilerinden birini Kızıldeniz’e göndereceğini açıkladı.
- Daha önce de belirtildiği gibi, Hürmüz Boğazı İran’ın kara sularında yer almaktadır ve İran İslam Cumhuriyeti’nin bu boğaz üzerindeki egemenliğini uygulaması ve hukuki rejimini belirlemesi İran’ın tartışmasız hakkıdır.
1958 Cenevre Sözleşmesi ile 1982 Jamaika Sözleşmesi’nde de bu hak açık şekilde vurgulanmıştır.
Başka bir ifadeyle:
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliği ve gemi trafiğini denetlemesi savaşla ilgili değildir.
Bu egemenliğin savaş öncesinde de uygulanması gerekiyordu; ancak ne yazık ki bu konuda ihmaller yaşandı.
1958 Cenevre Sözleşmesi’nin 14. maddesi açık şekilde şunu belirtmektedir:
- Kıyı suyolundan geçen gemilerin geçişi kıyı devletine zarar vermemeli,
- o ülkenin egemenliği ve milli çıkarlarıyla çelişmemelidir.
Aynı sözleşmenin 14. maddesinin 4. bendi ile 16. maddesinin 1. bendinde ise:
Gemilerin geçişinin “zararsız” olup olmadığına karar verme yetkisinin kıyı devletine ait olduğu
özellikle vurgulanmıştır.
Burada bu yetki İran İslam Cumhuriyeti’ne aittir.
- Uluslararası hukukun bu hükümleri dikkate alındığında, Fransa, İngiltere veya başka herhangi bir ülkenin savaş gemilerinin; ABD’ye İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki yasal egemenliğine karşı destek vermek amacıyla bölgede bulunması:
- İran’ın iç işlerine ve egemenlik haklarına açık müdahale,
- ve fiilen İran İslam Cumhuriyeti’ne savaş ilanı anlamına gelecektir.
Bu nedenle ülke yetkililerinin iki hayati adımı acilen gündeme almaları beklenmekte ve gerekli görülmektedir:
Birinci Adım:
Fransa, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinin halklarına hitaben bir bildiri yayımlanmalıdır.
Bu bildiride şu uyarı yapılmalıdır:
Hükümetleriniz, vergilerinizden oluşan kamu kaynaklarını sizin refahınız için değil; ABD ve Siyonist rejimin gayrimeşru taleplerini karşılamak için harcamaktadır.
Ayrıca kendi halklarını, “Siyonist rejim ve çocuk katili Trump’ın öncü askerleri” olarak kullandıkları vurgulanmalıdır.
İkinci Adım:
Fransız ve İngiliz savaş gemilerine karşı önleyici müdahalede bulunulmalıdır.
Çünkü Fransa ve İngiltere orduları resmen:
- ABD ve İsrail’le iş birliği amacıyla,
- Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e girdiklerini açıklamışlardır.
Dolayısıyla bu gemilere saldırmak:
bizim doğal ve tanınmış hakkımızdır
ve meşru savunma çerçevesinde değerlendirilebilir.
Bu savaş gemileri İran’ın uzun menzilli füzelerinin menzilindedir.
Ayrıca Kızıldeniz ve Babülmendep de Yemen Ensarullahı’nın füze hâkimiyeti altındadır.
Bu hâkimiyetin düşmanlar üzerindeki etkili ve pişmanlık verici sonuçları daha önce defalarca görülmüştür.
Yemen direniş güçleri de bu “ilahi görev” için sabırsızlıkla hazır olduklarını ilan etmişlerdir.
Artık av, kendi ayağıyla avlağa gelmiştir.
Ona aman verirsek, o bize aman vermeyecektir.
Ve İmam Humeyni’nin hikmetli sözünde ifade edildiği gibi:
“Düşmanlara gözlerinizi açık tutarak bakın ve onları rahat bırakmayın; çünkü siz onları bir an rahat bırakırsanız, onlar da sizi bir an rahat bırakmazlar.”
(İmam’ın Sahifesi, cilt 12, s. 932)

Yeni yorum ekle