Hizbullah: Tam çekilme olmadan hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyiz

Per, 25/06/2026 - 08:53

Washington'da yürütülen iki günlük müzakereler, ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptından bu yana en büyük niyet sınavıyla karşı karşıya olduğunu gösterirken; İsrail'in öne sürdüğü şartlar uzlaşı zeminini tehdit ediyor.

Welayet News  - Washington'da gerçekleştirilen iki günlük müzakereler, ABD ile İran arasındaki uzlaşının, tarafların niyetlerini sınayan en büyük sınavla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

ABD yönetiminin, hamisi olduğu Lübnan hükümeti ile İsrail arasında yürüttüğü görüşmelerde ortaya çıkan veriler, Washington'ın İran ile varılan mutabakatı göz ardı etme eğiliminde olduğuna işaret ediyor.

ABD'nin, İsrail'in taleplerine uygun bir planı Lübnan makamlarına dayatarak Lübnan ordusunu direnişle karşı karşıya getirmeyi hedeflediği belirtilirken, ABD başkentindeki tartışmaların henüz nihai bir formüle ulaşmadığı kaydediliyor.

El-Ahbar gazetesinin haberine göre ABD tarafı, İsrail'in 60 gün içinde çekilmesini öngören taslak bir uygulama planı hazırladı.

Ancak bu plan, Lübnan ordusu ile işgal ordusu arasında ABD'nin doğrudan yönetiminde operasyonel bir koordinasyon kurulması şartına dayanıyor.

Planlanan "pilot bölgelerin" Lübnan ordusu ile direniş arasında bir çatışma tuzağına dönüştürülmek istendiği aktarılıyor.

İsrail ordusunun öncelikli talebi, Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin kuzeyinde ve işgal edilmemiş bölgelerde direnişe ait askeri ve lojistik altyapıyı söküp imha etmesi üzerinde yoğunlaşıyor.

ABD'lilerin ise Lübnan tarafını ikna etmek için orduya büyük mali destek sağlama ve henüz sınırları ve işleyiş mekanizması kesinleşmemiş deneme bölgelerinde imar faaliyetlerini başlatma vaadinde bulunduğu belirtiliyor.

İsrail yönetiminin, herhangi bir uzlaşı sürecinin kendi hareket alanını kısıtlayacak veya güneyden şartsız çekilmesini zorunlu kılacak yeni bir siyasi ve askeri gerçekliğe dönüşmesini engellemek istediği görülüyor.

Bu doğrultuda Tel Aviv, Lübnan dosyasını hem sahadaki askeri gerilimi tırmandırarak hem de ateşkes ve çekilme taahhütlerini kendi şartlarına bağlayarak geniş kapsamlı müzakerelerde bir koz olarak kullanıyor.

Doğrudan müzakerelerin beşinci turuna ilişkin İsrail cephesinden yapılan açıklamalar, güneyden fiili bir çekilmeyi engelleme niyetini açıkça ortaya koyuyor. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, "Lübnan'daki görevimiz henüz bitmedi, güvenlik bölgelerini elimizde tutmaya devam edeceğiz" diyerek çıtayı yüksek tutarken; Savaş Bakanı Yisrael Katz, "Washington talep etse bile İsrail güney Lübnan'dan çekilmeyecektir" açıklamasını yaptı.

Bununla birlikte İsrail kaynakları, Lübnan ordusunun sahaya hakim olabilmesi için öncelikle ABD tarafından askeri eğitime tabi tutulması ve direnişin silahsızlandırılması sürecinin ABD ordusunca teyit edilmesi şartıyla, belirli bölgelerden "deneme amaçlı" kısmi çekilmeleri kabul edebileceklerini sızdırdı.

Washington'dan gelen bilgilere göre Lübnan askeri heyeti sunulan önerilerin birçoğuna itiraz ederken, İsrail sahada ateşkes ihlallerini sürdürdü. İsrail saldırılarında iki kişi hayatını kaybetti.

Ayrıca Merceyun bölgesine bağlı Ayn Arab köyü sakinlerine tahliye uyarısı gönderildikten sonra İsrail savaş uçakları Nebatiyehel-Fevka kasabasına hava saldırısı düzenledi.

Müzakere sürecine yakın kaynaklar, Washington'daki görüşmelerde bizzat müzakere kavramının tanımı üzerinde bir uyuşmazlık yaşandığını belirtiyor.

Lübnan, bu görüşmelere ateşkesin sağlanması, işgalin son bulması ve toprakları üzerinde tam egemenliğin tesisi amacıyla katılırken; İsrail süreci askeri varlığına siyasi ve güvenlik açısından meşruiyet kazandırma ve geçici işgalini uzun vadeli bir düzenlemeye dönüştürme fırsatı olarak görüyor.

Bu nedenle Lübnan askeri heyetinin itirazlarının biçimsel olmadığı, heyet üyelerinin İsrail heyetiyle ortak fotoğraf çektirmeyi reddetmesinin de sembolik bir tavrın ötesine geçtiği ifade ediliyor.

Asıl anlaşmazlık noktalarından birini, İsrail'in işgal altında olmayan Litani kuzeyindeki bölgelere Lübnan ordusunun girmesi ve çekilme başlamadan önce buralarda ABD denetiminde arama faaliyetleri yürütmesi yönündeki talebi oluşturuyor.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN), gece saatlerinde geçtiği haberde, İsrail ve Lübnan arasındaki müzakerelerin Pentagon'da sürdüğünü, güney Lübnan'dan çekilmenin başlama sürecinin ele alındığını ve harita teatisinde bulunulduğunu bildirdi.

Haberde, dün öğleden sonra çekilmenin hızı ve bölgeler konusunda görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı ve kaynakların tam bir çekilme yerine kısmi bir İsrail çekilmesi beklediği aktarıldı.

ABD ve İsrail kaynaklı sızıntılarda ise Reuters haber ajansının İsrail hükümet yetkililerine dayandırdığı haber öne çıktı.

Buna göre, Lübnan ordusu mensuplarının Hizbullah ile bağları bulunmadığından emin olmak amacıyla ABD tarafından güvenlik taramasına ve eğitimine tabi tutulacağı, İsrail'in ise tampon bölge içinde askeri varlığını koruyacağı iddia edildi.

Bu önerilerin herhangi bir anlaşmayı tamamen çıkmaza sokmaya yeteceği değerlendiriliyor. Nitekim direniş kaynakları, Lübnan içindeki ve dışındaki tüm resmi makamlara, Washington toplantılarından çıkacak hiçbir sonucu tanımayacaklarını iletti.

Kendilerine İsrail'in dayattığı şartlar çerçevesinde yaklaşılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan yetkililer, İsrail tamamen çekilmeden hiçbir bölgeden geri adım atmayacaklarını ve ordunun alacağı önlemlerin yalnızca Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeyle sınırlı kalacağını bildirdi.

Eş zamanlı olarak Lübnan ordusu içinde de tartışmalar yeniden alevlendi. Üst düzey subaylar, ordunun iç çatışmalara sürüklenmesinden endişe duyduklarını ifade ediyor.

Ordunun, İsrail'e Lübnan askeri üzerinde dolaylı bir denetim ve gelecekteki olası ihlallere meşruiyet sağlama fırsatı sunacak bir ABD güvenlik taramasına tabi tutulmasının kabul edilemez olduğu belirtiliyor. Bu durum devlet yetkilileri arasında da geniş çaplı tartışmalara yol açmış durumda.

Lübnan iç siyasetinde ise resmi makamlar, silahların kontrolü ve direnişin rolü konusunda farklı yaklaşımlara sahip olsa da önceliğin İsrail'in eksiksiz çekilmesi olduğu konusunda birleşiyor.

Cumhurbaşkanı Jozef Aun, ateşkesin kalıcı hale gelmesini İsrail'in çekilmesine, ordunun bölgeye yayılmasına, göçmenlerin geri dönüşüne, esirlerin serbest bırakılmasına ve imar sürecinin başlamasına bağlıyor. Başbakan Nevaf Selam da Lübnan'ın sınırda "ne beş noktanın ne de iki noktanın" işgal altında kalmasını kabul etmeyeceğini yineledi.

Silahların devlet tekelinde olması konusuna da değinen Başbakan Selam, "Hizbullah'tan sadece taahhütlerine sadık kalmasını talep ediyorum" diyerek, partinin daha önce 1701 sayılı kararın uygulanmasını ve devlet otoritesinin tesisi ile silahların yalnızca meşru güçlerin elinde bulunmasını öngören düşmanlıkların durdurulması anlaşmasını kabul ettiğini hatırlattı.(YDH)



Yeni yorum ekle