Prof. Marandi: İran askeri doktrinini savunmadan taarruza çevirdi

Cu, 20/02/2026 - 15:49

Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Marandi, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki askeri tatbikatlarının olası bir bölgesel çatışmaya hazırlık niteliği taşıdığını belirtti.

Welayet News  - Dialogue Works YouTube kanalına mülakat veren Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Marandi, İran’ın askeri stratejisi, ABD ile ilişkileri ve bölgesel dinamiklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun Hürmüz Boğazı’nda gerçek mühimmatla yürüttüğü tatbikatlara değinen Marandi, bu adımın ABD ve müttefiklerine yönelik stratejik mesaj içerdiğini belirtti.

Marandi, “İran donanması ve Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nı kısmen kapatarak ABD’ye ve Basra Körfezi’nde ABD ile bağlantılı tüm unsurlara karşı kullanılacak silahları test ediyor” dedi.

Körfez’deki Arap ülkelerinin durumuna işaret eden Marandi, bölgedeki yönetimleri eleştirerek bu ülkelerin ABD üslerine ev sahipliği yaptığını hatırlattı.

Marandi, “Savaş çıkması halinde bu ülkeler tarafsız kalamazlar, saldırı savaşına suç ortağı olurlar. Hem ABD üslerini barındırıp hem de İran ile dost kalmaları mümkün değil” diye konuştu.

İran’ın askeri kapasitesinin yalnızca İsrail’e yönelik operasyonlarda kullanılan uzun menzilli füzelerden ibaret olmadığını vurgulayan Marandi, karadan denize, denizden denize, kısa ve orta menzilli füzeler ile Hint Okyanusu’na kadar uzanacak yüz binlerce insansız hava aracının hazır bekletildiğini kaydetti.

Bölgedeki petrol ve gaz tesislerinin, rafinelerin ve ticaret yollarının kırılganlığına işaret eden Marandi, “Basra Körfezi dar bir alan. Bir tarafını ve ortasındaki adaları İran kontrol ediyor. Olası bir çatışma küresel ekonomiyi çökertir ve enerji fiyatları kontrol edilemez seviyelere ulaşır” değerlendirmesini yaptı.

Marandi, küresel petrol tüketiminin yüzde 20’sinin ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin yüzde 25’inin Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiğini, Kızıldeniz ile birlikte bu oranın deniz yolu taşımacılığında ciddi bir hacim kapladığını belirtti.

“ABD iç siyasetinde çatlaklar derinleşiyor”

Marandi, ABD iç siyasetine ve karar alıcı mekanizmalara yönelik eleştirilerini de dile getirdi. Washington yönetimini yönlendiren siyasi ve ekonomik elitleri “Epstein sınıfı” olarak nitelendiren Marandi, bu grubun ABD’nin çıkarlarından ziyade İsrail’i öncelediğini kaydetti.

ABD medyasının ve karar alıcıların ortak bir anlatı oluşturarak İran’ı şeytanlaştırdığını belirten Marandi, “Trump zayıf ve kırılgan durumda. ABD ekonomisi kötüleşiyor. Acı hissedilmeye başlandığında Trump’ın savaş için halk desteği bulması imkansız hale gelecek. Kendi yüzde 30’luk tabanı bile işlerini kaybettiklerinde ilk tepkiyi gösterenler olacak” diye konuştu.

Ocak ve şubat gösterilerinin perde arkası

İran’da yaşanan kitlesel gösterilere değinen Marandi, ülkedeki toplumsal dayanışmanın Batı medyasının iddialarının aksine güçlü olduğunu ifade etti.

Marandi, 9 ve 10 Ocak tarihlerinde yaşanan şiddet olaylarında 3 bin 117 kişinin öldüğünü belirterek, “Bu olaylar ABD, İsrail, İngiliz istihbaratı (MI6) ve muhtemelen Fransız istihbaratının ortak komplosuydu” dedi.

ABD Hazine Bakanı’nın para birimini çökertip halkı sokağa dökme planlarına dair açıklamalarını ve İsrail televizyonlarının silahların yabancı ajanlarca ülkeye sokulduğuna dair yayınlarını hatırlatan Marandi, bu sürecin ardından 12 Ocak ve 11 Şubat tarihlerinde milyonlarca insanın sokaklara döküldüğünü vurguladı.

Marandi, “Batı medyası Tahran’daki helikopter görüntülerini yapay zeka ürünü diyerek yalanlamaya çalıştı ancak şubat ayındaki kalabalık, ocak ayındakinden yüzde 25 daha fazlaydı” ifadesini kullandı.

Askeri doktrin savunmadan taarruza geçti

İran’ın askeri doktrininde yaşanan değişime dikkat çeken Marandi, savunma pozisyonundan taarruz pozisyonuna geçildiğini aktardı. Marandi, “İran’ın stratejisi artık tamamen saldırı odaklı. Savaş başladığında İran bütün gücüyle hareket edecek ve bölgedeki hedefleri hızla yok edecek” dedi.

Rusya ve Çin ile artan teknolojik işbirliğine atıfta bulunan Marandi, “Ukrayna’daki savaşta elde edilen deneyimler ve Rusya’dan alınan helikopterler, İran’ın insansız hava araçlarına karşı koyma kapasitesini artırdı. İran, füzelerinin hassasiyetini, taşıma kapasitesini ve manevra yeteneğini sürekli olarak geliştiriyor” diye konuştu.

Marandi, seyir füzelerinin (cruise) bölgesel kilit hedefleri rahatlıkla vurabilecek kapasitede olduğunun altını çizdi.

Yemen ve bölgesel ittifaklar devrede

Bölgesel ittifaklara dikkat çeken Marandi, Yemen ve Irak’taki direniş güçlerinin savaşa hazır olduğunu belirtti. Yemen’in ABD ile yürüttüğü yedi haftalık çatışma sürecine atıf yapan Marandi, “ABD o savaşı kazanamadı ve geri çekilmek zorunda kaldı. İran’ın kapasitesi Yemen’inkinden çok daha büyük” değerlendirmesini yaptı.

Marandi, ABD’nin bölgeye askeri yığınak yapmasının milyarlarca dolara mal olduğunu, İran’ın ise kendi coğrafyasında asimetrik savaş avantajına sahip olduğunu kaydetti.

Afganistan ve Taliban yönetimi ile ilişkilere değinen Marandi, ideolojik farklılıklara rağmen bölgesel dinamiklerin değiştiğine işaret etti. Marandi, “Geçmişte Körfez ülkelerinin desteklediği mezhepsel yaklaşımlara rağmen, Taliban şu an Filistin konusunda bölgedeki en samimi gücün İran olduğunu görüyor ve bu nedenle İran’a yaklaşıyor” dedi. Rusya, Çin, Latin Amerika ve Afrika ülkelerinin tutumlarına atıf yapan Marandi, küresel eksenin Filistin meselesi üzerinden yön değiştirdiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin diplomatik konumu

Avrupa ülkelerinin diplomatik süreçteki ağırlığını yitirdiğini ifade eden Marandi, “Avrupa’nın bizim için önemi kalmadı. Afganistan ile olan ticaretimiz Avrupa ile olandan çok daha büyük” dedi.

İran Dışişleri Bakanı’nın Almanya Şansölyesi’ne sosyal medya üzerinden verdiği sert yanıtı hatırlatan Marandi, Avrupa’nın sanayisizleşme sürecine girdiğini ve olası bölgesel çatışma durumunda yeni mülteci krizleriyle karşı karşıya kalacağını kaydetti.

Umman’daki müzakerelerde geri adım atılmıyor

Cenevre’deki görüşmelerin ardından Umman’ın başkenti Muskat’ta devam eden dolaylı müzakerelere ilişkin bilgi veren Marandi, İran’ın nükleer program, askeri kapasite ve bölgesel ittifaklar konusunda taviz vermeyeceğini vurguladı.

Müzakerelerin amacına dair Marandi, “Eğer Trump makul davranırsa anlaşma olabilir. Ancak İran, olası felakette uluslararası toplumun suçlunun kim olduğunu açıkça görmesini istiyor. İnsanlar evlerini ve işlerini kaybettiklerinde bunun sorumlularını bilecekler” diye konuştu.

ABD’nin müzakere öncesi sunduğu şartların reddedildiğini belirten Marandi, “Müzakerelerin Umman’da yapılması, İran’ın koşullarını ABD’ye kabul ettirdiğinin göstergesidir. Geçmiş müzakerelerde ABD kuralları sürekli değiştirdi ve sonunda savaş kararı aldı. Bu süreçte ABD’ye güvenmediğimizi tüm dünyaya hatırlatıyoruz” dedi.

Bölgedeki krizin temelinde Filistin meselesinin yattığını belirten Marandi, “Mesele hiçbir zaman nükleer program veya insan hakları olmadı. Temel mesele İran’ın Filistin’e ve bağımsızlık hareketlerine verdiği destektir” diye konuştu.

El Cezire televizyonunun; Türkiye, Katar ve Mısır’ın İran’a Hamas ve İslami Cihad’a desteği kesme teklifinde bulunduğuna dair yayınladığı haberi eleştiren Marandi, bu ülkelerin Filistin halkına gerçek destek sağlamadığını ifade etti.

İran’ın kültürel ve dini dinamiklerine atıf yapan Marandi, Kerbela olayı ve Aşure Günü’nün İran toplumundaki yeri üzerinden ABD’ye mesaj verdi.

Marandi, “İmam Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Bugün de ABD, çağımızın Yezid’i konumundadır. İran’ın ruhaniyet kavramını ve direniş kültürünü ABD’li elitlerin anlaması mümkün değil” dedi.

General Kasım Süleymani’nin “Biz İmam Hüseyin’in milletiyiz” sözünü hatırlatan Marandi, “Teslim olmayacağız. Bu bizim varoluş savaşımızdır ve ABD’nin üstünlük sağlamasına asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.(Harici)

Tags: 


Yeni yorum ekle