ABD ve İsrail’in İran’a Karşı Savaş Hesapları
Arap dünyasının önde gelen gazetecesi ve analistlerinden Abdülbari Atvan, 12 günlük savaşın İran’ın askeri ve füze gücünün yalnızca yüzde 30’unu gösterdiğini, bunun bile ABD ve İsrail rejimini büyük bir korkuya sürüklediğini belirtti. Atvan, “Washington ve Tel Aviv yaptıkları hesaplamalar sonucunda İran’a saldırmaları halinde ağır kayıplar vereceklerini ve İran’ı yenemeyeceklerini anlamış durumda” dedi.
Welayet News - Atvan, “Sovt” adlı YouTube kanalına yaptığı açıklamada şu ifadelerde bulundu: “Son dört videomda hep İran’dan söz ettim, çünkü Araplardan ve Arap ümmetinden geriye bir şey kalmadı. Onların rolü artık yalnızca ABD ile İran arasındaki müzakerelerde arabuluculuk yapmaktır. Genel olarak ABD ve İsrail rejimi karşısında teslim olmuş durumdalar. İsrail’in “Büyük İsrail” projesi karşısında duran tek ülke İran’dır. İran direnişi olmasaydı Siyonizm dönemi başlamıştı. Araplar ise derin bir uykuda ve kendi aralarında bölünmüş durumdalar, bazıları birbirine karşı komplo kuruyor ve birbirini öldürüyor. Bu son derece utanç vericidir.”
Atvan şunları söyledi: “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran füzelerinin İsrail’i yok etme tehdidi nedeniyle çok korkmuş durumda. Şimdi ise İran ve ABD anlaşmasından dehşete düşmüş durumda, çünkü anlaşma sadece İran’ın nükleer programını ele alıyor. İran’ın nükleer programı İsrail için doğrudan bir tehdit oluşturmuyor.
İsrail için iki gerçek tehdit bulunmaktadır. Birincisi İran’ın son derece gelişmiş füze programıdır. Bu füzelerin bir örneği Yemen’de de bulunmaktadır, hipersonik ve patlayıcı taşıyan bu füzeler işgal altındaki toprakların derinliklerine, Yafa, Tel Aviv, Hayfa, Beerşeba ve diğer bölgelere ulaşmış ve milyonlarca İsrail vatandaşının sığınaklara kaçmasına neden olmuştur. Yemen füzelerinden kaçanlar özellikle Hürremşehr ve Siccil gibi İran füzeleri işgal altındaki topraklara ulaşırsa hiçbir şey yapamayacaktır. Arap orduları İsrail ordusu için tehdit oluşturmamakta, asıl tehdit İran’ın füze sistemleri ve insansız hava araçlarıdır.
İkinci tehdit ise İran’ın Lübnan, Gazze, Yemen, Suriye ve Irak’taki direniş gruplarına verdiği destektir. Tüm bu unsurlar Netanyahu’yu korku ve paniğe sürüklemektedir.”
Atvan açıklamalarının devamında, İranlı yetkililerin “ABD anlaşmaya hazırsa İran da hazırdır” mesajı verdiğini söyledi ve şu ifadelerde bulundu: “Trump İran’a saldırıyı tamamen durdurmuş değil, donanma, savaş gemileri, silahlar ve askerleri bölgeye sevk etti. Ancak ABD’deki “derin devlet” bu savaşa karşı çıkıyor ve “Neden askerlerimizi tabutlarla karşılayalım?” sorusunu soruyor. Irak’ta 5 bin kayıp verilmiş ve Afganistan’da yenilgi yaşanmıştır, ABD kamuoyu da İran’a saldırıya karşıdır.
İsrail, İran ile ABD arasında bir uzlaşmadan korkuyor, çünkü bu, İran’a yönelik saldırının durmasına ve ekonomik yaptırımların kaldırılmasına yol açacaktır. Yaptırımların kaldırılması temel bir meseledir ve İsrail bunu istememektedir. İsrail, İran’daki füze tesisleri, silah ve İHA fabrikaları ile ekonomik altyapının bombalanmasını istemektedir.
Trump saldırıyı ertelemektedir, saldırmak isteseydi şimdiye kadar bunu yapmış olurdu. Washington ve Tel Aviv yaptıkları hesaplamalar sonucunda İran’a saldırmaları halinde ağır kayıplar vereceklerini ve İran’ı yenemeyeceklerini görmüştür. İran, yaklaşık 1 milyon 700 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle adeta bir kıtadır.
İran halkı onur ve haysiyet sahibidir, ABD ve İsrail’in ülkelerine saldırmasına izin vermeyeceklerdir ve böyle bir saldırıya karşılık vereceklerdir. İsrail ve ABD İran’da rejim değişikliği için çabalamış ancak başarısız olmuşlardır.
12 günlük savaş İran’ın askeri ve füze gücünün yalnızca yüzde 30’unu göstermiştir ve bu bile ABD ile İsrail’i büyük bir korkuya sürüklemiştir. Netanyahu’nun son ABD ziyareti, Washington’u İran’a saldırıya teşvik etmeyi amaçlıyordu. İsrail İran’ın olası misillemesinden çok korkuyor.
Ali Şemhani de İran’a yönelik herhangi bir saldırı durumunda Tel Aviv ve İsrail’in kontrolündeki diğer bölgelerin hedef alınacağını söylemiştir. Bu durum çok önemlidir, çünkü bölgede 50’den fazla ABD üssü ve 70 binden fazla Amerikan askeri hedef alınabilir.
İran, füze kapasitesinden ve direniş gruplarına verdiği destekten asla vazgeçmeyecektir. Müzakereler başarısız olursa Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki direniş hareketleri ABD ve İsrail’e karşı harekete geçecektir ve Yemen Ensarullah hareketinin füzeleri hazırdır. Düşman yalnızca güç dilinden anlamaktadır ve teslimiyet hiçbir fayda sağlamayacaktır.”

Yeni yorum ekle