Batı’nın Protestolara Yaklaşımındaki Çifte Standart
Son dönemde uluslararası kamuoyunda, Batılı ülkelerin farklı coğrafyalardaki protestolara yönelik tutumları yeniden tartışma konusu oldu. Özellikle İran’da yaşanan toplumsal hareketlere verilen destek mesajları ile ABD ve bazı Batı ülkelerinde gerçekleşen iç protestolara uygulanan güvenlik politikaları arasındaki farklar, “çifte standart” eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Welayet News - Uzmanlara göre Batılı hükümetler, İran gibi ülkelerdeki gösterileri sıklıkla “halk hareketi” veya “barışçıl protesto” olarak tanımlarken, kendi sınırları içinde yaşanan benzer eylemleri “kamu düzenine tehdit” ya da “iç güvenlik sorunu” olarak nitelendiriyor. Bu yaklaşım, protestolara verilen siyasi ve medya desteğinin ülkeye göre değiştiği yönünde algı oluşturuyor.
ABD’de son yıllarda yaşanan kitlesel gösterilerde güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri, toplu gözaltılar ve olağanüstü güvenlik önlemleri gündeme gelirken, aynı dönemde Washington yönetiminin başka ülkelerdeki protestolara açık destek vermesi dikkat çekiyor. Eleştirmenler bu durumu, dış politikada insan hakları söyleminin çıkar odaklı kullanıldığı şeklinde yorumluyor.
Siyasi analistler, Batı’nın protestolara yaklaşımında temel belirleyicinin evrensel değerlerden çok stratejik ve ekonomik çıkarlar olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, dış ülkelerdeki protestolar jeopolitik baskı aracı olarak desteklenirken, iç kamuoyundaki hareketler ise sistem istikrarını tehdit eden unsurlar olarak değerlendiriliyor.
Tartışmalar, küresel medya ve uluslararası kuruluşların olaylara yaklaşım biçimini de kapsıyor. Bazı gözlemciler, haber dilindeki farklı tonlamaların kamuoyunu yönlendirme amacı taşıdığını ve bu durumun bilgiye olan güveni zedelediğini ifade ediyor.
Uzmanlar, protestolara yönelik tutumun ülkeye göre değil, evrensel hukuk ve insan hakları ilkelerine göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgularken, mevcut uygulamaların küresel ölçekte “çifte standart” algısını güçlendirdiğine dikkat çekiyor.

Yeni yorum ekle