İbrani Medyası: İsrail’in Bilimsel Sektörü Çöküş Noktasına Ulaştı
İbranice yayın yapan bir medya kuruluşu, İsrail’de bilimsel sektörün çöküş noktasına geldiğini bildirdi.
Welayet News - Israel Wilman, Yedioth Ahronoth gazetesinde yayımlanan bir makalesinde, geçen Haziran ayında Weizmann Araştırma Merkezi’ne isabet eden iki füzenin İsrail’e iki milyar şekeli aşan zarar verdiğini, ancak bunun İsrail’in araştırma ve bilim sektörüne verilen kayıpların yalnızca bir boyutu olduğunu belirtti.
Haberde, İsrail Bilimler Araştırma Merkezi Başkanı David Harel’in görüşlerine yer verilerek, İsrail’in bilimsel ve araştırma altyapısının yıkımının birkaç yıl önce başladığı vurgulandı.
Harel, İsrailli yetkilileri eleştirerek, İsrail’in içine sürüklendiği koşulların başlıca sorumlularının onlar olduğunu, her geçen gün daha da kötüleşen bu durumun oluşmasında savaşın ve süregelen gerilimlerin büyük payı bulunduğunu ifade etti.
Harel şu değerlendirmede bulundu: “Bize yönelik yaptırımlar üç şekilde uygulanıyor. Belirli bir bilim insanını hedef alan bireysel yaptırımlar var. İsrail dışındaki meslektaşlarının artık onlarla makale yazmak ya da iş birliği yapmak istemediği çok sayıda araştırmacı örneğini biliyoruz.
Nobel Ödülü sahibi Prof. Aharon Ciechanover, Nobel ödüllülerine yönelik çevrim içi bir dizi konferansa katılması için saygın bir Avrupa üniversitesi tarafından davet edilmişti, ancak bu davet iptal edildi.
Şu anda içinde bulunduğumuz bu binada ve bitişikteki binalarda, uluslararası üne sahip seçkin araştırmacılar bulunuyor. Bu kişiler son iki yıl içinde ya hiçbir konferansa davet edilmediler ya da davet edildikten sonra davetleri iptal edildi.”
Üniversite Başkanları Komitesi tarafından yaptırımlarla mücadele amacıyla kurulan bir kuruluşun son raporuna göre, 2024 yılında İsrailli bilim insanlarına yönelik yaptırımlara ilişkin 200’den fazla vaka rapor altına alındı.
2025 yılına gelindiğinde ise bu sayının yaklaşık 1000 rapora ulaştığı belirtildi.
Harel, şu ifadeleri kullandı: “Özellikle Avrupa’da, üniversitelerin tamamını kapsayan kurumsal, kamusal ve açıkça ilan edilmiş yaptırımlar söz konusu. Son aylarda Belçika ve Hollanda’daki neredeyse tüm üniversiteler, İsrail kurumlarıyla tüm ilişkilerin kesildiğini duyuran bildiriler yayımladı. Anvers Üniversitesi, Granada Üniversitesi ve Gent Üniversitesi gibi önde gelen kurumlarla stratejik iş birlikleri de askıya alındı.”
Ayrıca, mevcut akademik birliklerden öğretim üyelerinin çıkarılmasına yönelik girişimlerin de bulunduğu, ancak bunların şimdiye kadar hukuki mücadele sayesinde başarısız olduğu aktarıldı. Bu kapsamda, İsrailli araştırmacıların siyasi gerekçelerle (Siyonist rejimin Gazze halkına karşı işlediği soykırım ve suçlar nedeniyle) Avrupa akademik derneklerinin burs programlarından dışlandığı belirtildi.
İnsani ve sosyal bilimler alanındaki araştırmacıların yanı sıra tüm disiplinlerdeki genç öğretim üyelerinin bu yaptırımlardan en fazla zarar gören kesim olduğu ifade edilirken, bu kişilerin ilerlemeleri için gerekli olan uluslararası ağları kurmakta ciddi zorluk yaşadıkları kaydedildi.
Haberde ayrıca “gizli yaptırımlar” olarak tanımlanan ve en yaygın olmasına rağmen çoğu zaman fark edilmeyen bir başka yaptırım türüne dikkat çekildi. Bu yaptırımların, iş birliği yapılmaması ve davet gönderilmemesi şeklinde kendini gösterdiği, aynı zamanda İsrailli araştırmacılara ödül verilmesini de etkilediği ifade edildi. Harel, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: “Bence günü geldiğinde, Nobel Ödülü, Turing Ödülü ya da diğer saygın ödüllerin kazananlarını belirleyen komitelerde bile, örneğin son üç aday bir Alman, bir Britanyalı ve bir İsrailli olduğunda, İsrailli seçilmeyecektir.”
En büyük endişelerinin, Avrupa Birliği’nin önde gelen programı olan ve seçkin bilim insanları için araştırma fonlarının sağlanmasında dünyanın en büyük platformu olarak kabul edilen Horizon Europe programına verilebilecek olası zarar olduğu belirtildi.
Habere göre, İsrail’in bu programdan çıkarılmasına yönelik öneri hâlen gündemdedir. Harel, böyle bir durumda bazı meslektaşlarıyla öngörülen etkiler konusunda görüş ayrılığı yaşayacağını belirterek, bunun İsrail bilimi için nihai bir darbe mi yoksa yalnızca ciddi bir gerileme mi olacağı sorusunu gündeme getirdi.

Yeni yorum ekle