Kissinger neden Rusya'nın yenilgisi konusunda uyardı ve Ukrayna'nın kendisine toprak vermesini istedi?

Sat, 28/05/2022 - 16:31

Ukrayna savaşı devam ediyor ve Rus kuvvetleri Başkan Vladimir Putin’in, güneydoğu Ukrayna’daki Donbask bölgesinin ayrılması, burada iki bağımsız cumhuriyetin (Donetsk ve Luhansk) kurulması ve 15 eski Sovyet cumhuriyetini NATO'ya ilhak edecek herhangi bir Amerikan projesine karşı direnme ve Rusya'yı çevreleyen nükleer balistik füzelerle askeri üsler kurma şeklinde belirlediği plana göre ilerliyor.

Welayet News  - Bu savaşın gelişmeleri, geleceği ve bundan kaynaklanabilecek sonuçlar hakkında son birkaç gün içinde çok kritik üç kehanet yayınlandı ve önümüzdeki ayların ve yılların neler getirebileceğini ve ne tür sürprizlere gebe olduğunu tahmin etmek için bu kehanetler üzerinde durmamız gerekir.

Birincisi, eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in geçen Pazartesi Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada dile getirdiği kehanettir. Kissinger konuşmasında, Batı'yı, uzun vadede Avrupa'nın istikrarı üzerinde yaratabileceği korkunç sonuçlarından dolayı Ukrayna'daki Rus güçlerini yenmeye yönelik kesintisiz devam eden girişimlerine karşı uyardı ve aynı konuşmada Ukrayna'nın “bazı toprakları Rusya’ya vermesi gerektiğini” vurgulayarak bombayı patlattı.

İkincisi, ABD Genelkurmay Başkanı General Mark Milley'in Princeton Üniversitesi'nde bir grup yedek subayın mezuniyeti vesilesiyle yaptığı konuşmada sarfettiği açıklamalardır. General Milley, “Bir yanda ABD ile diğer yanda Rusya ve Çin arasındaki çatışma on yıllarca sürebilir” dedi ve ekledi: “Rusya'nın zaferi, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana elde edilen tüm başarıların sonu anlamına geliyor”.

Üçüncüsü de Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Clement Beaune'nin, Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılımının muhtemelen 15 ila 20 yıl süreceğine ve NATO'ya katılımının ise imkansız gibi değilse de daha uzun sürebileceğine vurgu yapmasıdır. Bu, Rusya'nın kuvvetleri Ukrayna'yı işgal etmeden önce taleplerine yanıt vermemenin bir hata ve Zelensky'nin NATO ve Avrupa Birliği'ne katılmakta ısrar etmesinin de daha büyük bir hata olduğuna dair Fransız hükümeti tarafından yapılan açık bir itiraftır.

Bütün bu kehanetler, Batı askeri ve siyasi kurumlarındaki karar alıcılar tarafından dile getirildiği için büyük bir önem kazanıyor. Ancak Kissinger'ın Davos Forum'daki konuşmasında söyledikleri, ABD yönetimindeki etkisi ve özellikle Başkan Joe Biden üzerindeki etkisi ve uluslararası ilişkiler ve Doğu ile Batı arasındaki ilişkilerdeki uzun deneyimi nedeniyle en kritik ve önemli olanıdır.

Başkan Nixon döneminde Çin'i kontrol altına alacak ve Sovyetler Birliği'nden uzak tutacak en büyük Amerikan diplomatik başarısının arkasındaki isim olan Kissinger, ABD’ye ve dünya liderliği üzerindeki hegemonyasına yönelik oluşturabileceği tehlikeler nedeniyle Başkan Biden'ı herhangi bir Rus-Çin yakınlaşmasına karşı uyardı. Ancak Başkan Biden bu tavsiyeye uymadı ve şimdi Rusları kışkırtarak onları Ukrayna'yı işgal etmeye itmesi ve Çin'i kuşatmaya alması nedeniyle belki de iki süper güç arasındaki ilişkiyi ve onların yakınlaşmasını ve Hindistan, Pakistan, İran, Brezilya ve Venezuela gibi yükselen bölgesel süper güçleri içeren beşli veya altılı bir ittifaka dahil olmalarını –istemeden – güçlendirmeye çalışıyor. 

Kissinger'ın aynı konuşmada bize göre dile getirdiği en kritik nokta, Donbask bölgesini kastederek “Ukrayna'nın Rusya'ya bir miktar toprak bırakmasının gerekliliği”dir. Bu tavsiyeyi kabul etmek, doğrudan veya vekalet yolu ile savaşan iki tarafın, yani Rusya ve Amerika'nın bu savaştan çıkış yollarını aramak için müzakere masasına oturması durumunda, uzamadan veya Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un öngördüğü gibi üçüncü bir nükleer dünya savaşına dönüşmeden Ukrayna krizinden çıkmanın tek ve en az maliyetli yolu olabilir.

Mevcut ABD yönetimi, yenilgilerinden ya da başarısızlığından ders almıyor ve ikincisinin özellikle Arap bölgesindeki müttefiklerinin üzerindeki etkisini azaltmak olduğunu söylüyoruz. Rus kuvvetleri karada ilerliyor, Ukrayna şehirlerini ve limanlarını ele geçiyor, binlerce askeri esir alıyor, Ukrayna hava ve savunma yeteneklerini havada ve karada yok ediyor ve ekonomik olarak daha güçleniyor. Buna karşın, NATO güçleri hala “tepenin üzerinde” uzaktan izliyorlar ve liderliği, karşı yanıtın korkusu ve dehşeti nedeniyle Ukrayna'ya hava ambargosu uygulamayı reddediyor ve Başkan Biden bir Amerikan askeri göndermekte tereddüt ediyor ve sadece para ve hafif silahlar göndemekle yetiniyor. Bütün bunlara rağmen Biden, skandal ve ikna edici olmayan yalanlar ve beyhude açıklamalar yapmaya ederek Çin kuvvetlerinin Tayvan'ı işgal etmesi halinde Tayvan’ı savunmaya hazır olduğunu söylüyor.

Ortadoğu'daki politikalarına katılmasak da Kissinger ile iki ana konuda hemfikiriz: Birincisi, Ukrayna savaşının uzamasının Avrupa'yı ekonomik olarak istikrarsızlaştıracağı ve tüketeceği ve muhtemelen bölünmesiyle sonuçlanacağıdır. İkincisi ise, Ukrayna için elverişli durumun tarafsız olması, Avrupa ile Rusya arasında bir köprü olmasıdır.

Amerika ve Avrupalı müttefikleri, Ukrayna savaşından uzun veya kısa vadede kaybedenler olarak çıkacaklardır. Eğer savaş uzun sürerse, bu, toprakları ve şehirlerinin bir nükleer savaş sahnesine dönüşme olasılığını saymasak bile, büyük bir mali ve insani zayiat anlamına gelir. Ve eğer kısa sürerse, bu, Rus-Çin ittifakının koşullarını dayatma ve dünyadaki hegemonyasını ve liderliğini teyit etmede başarılı olması, Ukrayna'nın bölünmesi, Rusya'nın Donbas bölgesini ve Çin'in Tayvan'ı etki alanına katması anlamına gelecektir.

 

raialyoum.com / Abdülbari Atvan

Welayet News 

alinti yazilar: 


Add new comment