ABD'nin İran Nükleer Programı ile İlgili Yeni Kararı Ne Anlama Geliyor?

Pa, 06/02/2022 - 09:11

ABD yönetimi ve ona bağlı medya kuruluşlar, Washington’un Tahran’a yönelik yaptırım muafiyetleri yeniden devreye sokma kararının iyi niyet kapsamında yapıldığını iddia ediyor.

Welayet News  - ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Tahran'ın sivil amaçlı nükleer programına yönelik ABD Eski Başkanı Donald Trump döneminde kaldırılan yaptırım muafiyetlerinin yeniden getirileceğini açıkladı.

ABD'nin yeniden yürürlüğe koyduğu yaptırım muafiyeti sayesinde diğer ülkeler ve şirketler, ABD yaptırımlarına maruz kalmadan İran’ın sivil amaçlı nükleer faaliyetlerine dahil olabilecek.

Bazı Batılı medya kuruluşları ve yerel basın, ABD yönetiminin bu adımını "yaptırımların kaldırılması" olarak nitelendirdi ve Washington'un bu hareketle, Viyana'daki nükleer müzakereleri kolaylaştırma konusunda İran'a iyi niyet göstermeyi amaçladığını ileri sürdü; ABD'nin yeni kararına daha derinden bakıldığında bu değerlendirmenin yanlış olduğu ortaya çıkıyor.

ABD hükümetinin attığı adım yaptırımları kaldırmak anlamına gelmez, aslında bu İran'la bazı nükleer işbirliğine yönelik muafiyetleri yeniden getiriyor. Söz konusu muafiyetler, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın döneminde İran nükleer anlaşmasından çekilmesinden yaklaşık iki yıl sonra yani 2020’de iptal edilmişti.

Bazı Batılı medya kuruluşları, ABD'nin son hareketini Viyana müzakerelerinde Batılı tarafların iyi niyetinin bir işareti olarak göstermeye çalışsa da, bazı gerçeklere daha derin bir bakış, muafiyetlerin eski haline getirmenin böyle bir yorumunun doğum olmadığını gösteriyor.

Yeni ABD yönetiminin nükleer anlaşmanın uygulanması yoluyla İran'a ekonomik fayda sağlamak için pratik adımlar atmaktan ne kadar uzaklaştığını anlamak için şu örnek yeterli olacaktır: İran'a yönelik ekonomik yaptırımlar uygulamak için aceleci davranan Trump yönetimin döneminde sözü geçen muafiyetin kaldırılması iki yıl sürdü.

Aslında, Trump'ın nükleer anlaşmadan ayrıldıktan sonra muafiyetleri iki yıla kadar uzatmaya devam etmesinin nedeni, Washington'un Buşehr nükleer santrali, Erak ağır su santrali ve Tahran araştırma reaktörü için uluslararası işbirliğine izin vermenin İran için hiçbir ekonomik yararı olmadığını bilmesiydi. Öte yandan Washington Post'un o dönemde yazdığına göre, bu işbirliğinin devam etmesi İran'ın nükleer programı hakkında bilgi edinme konusunda değerli bir penceredir.

Eski Trump yönetiminin tavrından da anlaşılacağı gibi, bu muafiyetler İran'dan ziyade Amerikan tarafının lehindedir ve bu nedenle Biden yönetiminin şu anki adımı sadece İran'a taviz işareti olarak değerlendirilemez. Bu adım İran sahasına topu atıp Tahran'ı suçlamak için yeni bir ABD oyunu olabilir.

Viyana görüşmelerinin ilerlemesinin önündeki en büyük engelin, ABD tarafının İran'a yönelik tüm yaptırımları kaldırma konusundaki katılığı olduğu çeşitli delillerden açıkça anlaşılır.ABD muafiyeti geri getirerek, nükleer anlaşmanın tam olarak uygulanmasındaki ilk adımın İran'ın eylemlerine bağlı olduğu mesajını göndermeye çalışıyor ve geçtiğimiz birkaç ayda olduğu gibi, İran'ı suçlu duruma düşürmek istiyor.

Birçok kongre üyesi bu muafiyete tepki gösterirken, ABD Dışişleri Sözcüsü Ned Price, Twitter hesabından tepkilere yanıt verdi.

Price, "İran'a yaptırımları gevşetmedik ve Tahran Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) kapsamındaki taahhütlerine geri dönene kadar/dönmedikçe de bunu yapmayacaktır. Biz tam olarak önceki yönetimin yaptığını yaptık. Uluslararası ortaklarımızın İran'da artan nükleer silahların yayılmasını önleme ve güvenlik risklerini ele almalarına izin verdik" ifadelerini kullandı.

İranlı yetkililer daha önce ABD'nin ancak tüm yaptırımların doğrulanabilecek şekilde kaldırılması halinde nükleer anlaşmaya dönebileceğini belirtmişti. Son haftalardaki rutin görüşmeler, ABD ve Batı tarafının henüz bu adımı atmaya hazır olmadığını, bunun yerine psikolojik ve medya operasyonlarına başvurduğunu gösterdi.

İran'a göre son 6 yılda nükleer anlaşmanın uygulanmasındaki deneyimler göz önüne alındığında, yaptırımların doğrulanabilir şekilde kaldırılması çok önemlidir. Ancak ABD hükümeti, Batı ile birlikte yaptırımları geçici olarak askıya alma yöntemini gündemde tutuyor.

Batılı taraflar, yaptırımların kaldırılması konusunu İran'ın dondurulan varlıklarının küçük bir bölümünün serbest bırakılması veya birkaç uçak alımına izin verilmesi gibi geçici mutluluk veren yöntemlerle sınırlamaya çalıştılar, ancak Batılıların bankacılık işlemler veya İran'la ticareti kolaylaştırma konusundaki isteksizliği söz konusu olduğunda, 2. ve 3. nükleer anlaşmanın uygulanmasına zemin hazırlamak için mesele İran'ın füze ve bölgesel politikalarına bağlanıyor.

Bu strateji ile Batılı taraflar son altı yılda  çeşitli gerekçelerle İran'ın anlaşmanın ekonomik avantajlarlarından yararlanmasını engelledi ve  eski İran hükümetinin "yaptırımların kaldırılması" hedefinde pratikte başarısız oldu.

Viyana'daki görüşmelerin yeni turunda, Reisi hükümetinin yaklaşımı önemli ölçüde değişti, "yaptırımların kaldırılması"na öncelik verilmesi hedefi "yaptırımların etkisiz hale getirilmesine" kaydırılırken, yaptırımların kaldırılması hala gündemde yer alıyor.

İbrahim Reisi hükümet, iktidara geldiğinden beri her dış politika konusu için bir ekonomik ek tanımlamaya çalışmıştır. Hükümetin Şanghay İşbirliği Örgütü gibi uluslararası kuruluşlara katılma ve Avrasya Birliği üyelik sürecini tamamlama ve dış politika şeklinde ikili veya çok taraflı ekonomik ittifaklar ve anlaşmalar sağlama çabaları buna bir örnektir.

ABD'nin uyguladığı petrol yaptırımları ve İran petrol satışlarını azaltma çabalarına rağmen son aylarda artan petrol satışları, İran'ın ambargoyu delme yollarını bulduğunu gösterdi. Bloomberg dün (4 Şubat) Çin'in 2021'de İran ve Venezuela'dan ham petrol ithalatını artırdığını bildirdi.

Bu ayrıntılarla, ABD'nin yeni oyunnun, İran milletinin haklarını takip eden İran müzakere ekibini etkilemesi beklenemez. Ancak Amerikalılar davranışlarını gerçekten değiştirip önümüzdeki günlerde yaptırımları kaldırma konusunda pratik adımlar atarsa durum farklı olabilir.

Tags: 


Yeni yorum ekle