Galibaf: Ramazan Savaşı En Kritik Anında

Pa, 29/03/2026 - 16:17

İran Meclis Başkanı, İranlıların 30. Ulusal Savunma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Welayet News -  İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İranlıların 30. Ulusal Savunma Günü münasebetiyle bir mesaj yayımladı.

Meclis Başkanı'nın mesajının metni şöyle:

"Vatanseverlik Savaşı Ramazan'dan bu yana otuz gün geçti. Vatanı korumanın sağlam ve güçlü siperi olarak sokaklarda ilk kez yer almanızın ve diğer alanlarda vatanınıza karşı cansiperane savunmanızın üzerinden bir ay geçti. Otuz günlük ihtişam. Otuz günlük gurur. Otuz günlük onur. Büyük İran tarihi kadar görkemli otuz gün. Milli ve ulusal destanların ihtişamına eş değer otuz gün. Bu otuz gün boyunca sokaklarda ve diğer alanlarda bulunmanız, yalnızca silahlı kuvvetlerdeki savaşçılara destek olmak değil, aynı zamanda savaş alanında yer almak ve alçak düşmanla doğrudan çarpışmaktı ve hâlâ da öyledir.

Bu otuz gecede sokak, yenilgiyi bilmeyen, yenilmez olan, zorbalık dilini tahammül etmeyen ve şehit lideri gibi 'Muhammed’e biat eden Yezid’e biat etmez' diye haykıran bir milletin toplumsal gücünün tecellisi ve aynasıydı. Düşman, sokağın ta kendisinin, büyük millet sizin, tarihin canileri karşısında geniş bir cephe olduğunu nereden bilecekti?

Ve şimdi bu gücü anlamış durumda. Sokaktan öfkeli ve tedirgin. Bu tedirginliğin sonu yok, çünkü siz, millet, sonsuz bir güçsünüz.

Bu otuz gece boyunca yan yana durdunuz. Birlikteydiniz. İran'dınız. Gururdunuz. Bu otuz gece boyunca yan yana şehit liderimizin yasına ağladınız, lanetlenmiş düşmana karşı 'aşağılık bize uzak olsun' diye haykırdınız. 'Ne uzlaşma, ne teslimiyet, ABD'yle mücadele' çığlığıyla füzelerinize güç kazandırdınız ve hatta belki de siz bizzat bir füze gibi düşmanın bedenine indiniz.

Kadir gecelerinde Allah'tan rahmet, mağfiret ve zafer dilediniz ve sonsuz ilahi kudret karşısında teslimiyet göstererek maddi güçler karşısında baş eğmeme gücünü buldunuz.

Şehit liderimizin anısına 'Kutsal Birlik Geceleri' olarak adlandırabileceğimiz bu mübarek gecelerde, aziz liderimiz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney Hazretleri'ne biat ettiniz ve ne coşkulu, ne heybetli bir biattı bu. Büyük acınız, ağanın şehadetinden duyduğunuz kederi, düşmana karşı öfkeye ve İmam Zaman'ın (a.c.) naibine icabete dönüştürdünüz.

Büyük serdarlar, yiğit komutanlar, Minab'ın mazlumları ve İran'a üstünlük kazandıran isimsiz mücahitler için ağladınız. Tüm cephelerde cansiperane savaşan savaşçıların arkasındaki güç oldunuz.

Büyük İran milleti! Siz, Mahmud Kerimi'nin 'Ey İran'ını okuduğunuzda İran'ın canı ve ruhuydunuz. Mehdi Resuli'nin 'Vur, ne güzel vuruyorsun' diye haykırdığınız anda öyleydiniz. Hüseyin Tahiri'nin destansı 'Allahu Ekber' nağmesine eşlik ettiniz ve Kudüs Günü'nde İran'ın gücünün sesi oldunuz. Muhsin Çavuşi'nin 'Hasbiyallah'ı ile tevekkül gücünüzü ifade ettiniz.

Siz gerçekten de İmam Hüseyin'in (a.s.) milletisiniz; birbirinizin acısını paylaşan, birbirinize yardım etmede asla tereddüt etmeyen, kendi eksiklerinizi başkalarıyla paylaşan ve hiçbir cömertliği esirgemeyen bir millet. Aşura lideri böyle bir İmam Hüseyin milletini hak eder.

Düşman, toplumun savaştan sonra paramparça olacağını ve birbirine karşı duracağını zannetmişti; ancak büyük İran milleti doksan milyon canlı bir vücut olarak, düşmanın varsayımının aksine her zamankinden daha birlik içinde yan yana kaldı. Bu birlik o kadar görkemli ve derindi ki, İran savunmasındaki kekemelikler giderildi ve düşmanın komplosu kendine geri döndü.

Bugün sanatçı, sporcu, savaşçı, işçi, öğretmen hepsi tek sesle İran diye sesleniyor ve kolektif ruhlarını cani düşanın gözüne sokuyor. İran'ın büyük insanları, farklı görüşleriyle birbirlerini buldu ve ulusal savunmayı şekillendirdi. Bu büyük milletin önünde eğiliyorum.

Şimdi Ramazan Savaşı en kritik anında. Hava ve deniz kuvvetlerimizi ve füzelerimizi yok ettiğini iddia eden, İslam Cumhuriyeti'nin çöküş planını yapan düşman, şimdi hedefini Hürmüz Boğazı'nı açmak olarak belirlemiş durumda. Ramazan Savaşı öncesinde açık olan bir boğazı açmak, Trump'ın operasyonel hayali haline gelmiştir.

Trump, Avrupa ülkelerini yanına almaktan aciz. Enerji piyasası kontrolden çıkmış, gıda enflasyonu yaklaşmıştır. F-35'ten uçak gemisine ve bölgedeki Amerikan üslerine kadar Amerikan heybetinin tezahürleri büyük darbe almıştır. Rejime yapılan vuruşlar etkili, isabetli ve temel sarsıcı niteliktedir.

Sürekli silahsızlandırılma tehdidiyle karşı karşıya kalan Lübnan Hizbullah'ı, bugün direnişin önemli ve etkili bir parçasıdır ve uğursuz rejimi sıkıştırmıştır. Irak Direnişi kahramanca savaşmakta ve düşmanı şaşırtmaktadır. Yemen Ensarullah'ı, direniş cephesine yeni bir soluk getirmiş ve görülmeye değer sürprizlere imza atmaya hazırdır.

İşte bu, direniş cephesinin dünyadaki müstekbirlere karşı gösterdiği onur ve büyüklüktür. Trump dünyada hedefsiz bir savaş başlatmakla suçlanmakta ve kamuoyuna verecek bir cevabı bulunmamaktadır. Savaşı başlatmanın kötülüğü, onu başlatana geri dönmüştür.

Düşman açıktan müzakere ve diyalog mesajı gönderirken, gizliden kara harekâtı planları yapmaktadır. Bizim adamlarımızın Amerikan askerlerinin kara harekâtını, onların canına ateş düşürmek ve bölgesel ortaklarını ebediyen cezalandırmak için dört gözle beklediklerinden habersizdir. Atışlarımız devam etmektedir. Füzelerimiz hazırdır. Azim ve imanımız artmıştır. Düşmanın zayıflıklarını bilmekteyiz ve düşman ordusundaki korku ve dehşetin izlerini açıkça gözlemliyoruz.

Bu günlerde düşman yetkililerinden müzakere hakkında farklı sözler işitiliyor. Amerika, hayallerini anlatmakta ve savaşta elde edemediklerini 15 maddelik bir liste olarak ilan etmekte ve diplomasiyle elde etmeye çalışmaktadır.

Amerikalılar İran'ın teslimiyetini aradığı sürece, sizin evlatlarınızın bu Amerikan hayallerine cevabı bellidir: Aşağılık bize uzak olsun.

Biz büyük bir küresel savaşın içindeyiz ve zirveye ulaşana kadar önümüzdeki dolambaçlı ve zorlu yola kendimizi hazırlamalıyız; ancak hepinizin desteği, veliyy-i emrimizin liderliği ve İmam Zaman'ın (a.c.) doğrudan himayelerinin gölgesinde, Amerika'yı cezalandırabileceğimizden, pişman edebileceğimizden ve bir daha İran'a saldırma hevesine kapılmamasını sağlayarak haklarımızı güçle elde edebileceğimizden şüphemiz yoktur.

Askerlerimizin ve hizmetkarlarımızın iradesinden asla şüphe etmeyin; onlar düşmana karşı dağdan daha sağlam, ateşten daha yakıcı ve yıldırımdan daha korkunçtur. Emirü'l-müminin'in sözünde ifade edildiği gibi: Dişlerini sıkarlar, başlarını Allah'a emanet ederler, ayaklarını yere sağlam basarlar ve dağlar bile yerinden sarsılsa, onlar sabit ve kararlıdırlar.

Size şu güvenceyi veriyorum ki, Allah'ın lütfuyla bu savaştan zaferle ayrılacağız; bu zaferin işaretleri şimdiden ortaya çıkmaktadır. Aşura ile başlattığımız bu savaşı ancak zaferle sonuçlandıracağız ve İran'ın gücü tesis edilmeden düşmanların savaştan çıkmasına izin vermeyeceğiz. Bu savaşı, Yüce Allah'ın izniyle her saldırgan için büyük bir ibrete dönüştüreceğiz.

Son olarak siz değerli insanlardan sokakları terk etmemenizi rica ediyorum. Füze, sokak ve boğaz, düşmanın boğazını sıkmıştır. Askerleriniz füze ve Hürmüz Boğazı'nı bırakmadığı gibi, siz de boğaz niteliğindeki sokağı bırakmayın. Birliğinizi ve beraberliğinizi koruyun. Allah'ın vaadine güvenin ve farklı savaş alanlarındaki evlatlarınızı unutmayın ve onların sağlığı için dua edin.

Hepimiz, uyanık, bilinçli ve takva sahibi veliyy-i fakih Aziz Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney Hazretleri'ne tabi olalım. Her gece buluşma noktalarınızda Allahu Ekber deyin. Bu cansiperane direnişin şükrünü eda edin ve askerleriniz ve savaşçılarınız için dua edin. Allah, İslam İran'ının koruyucusudur."

 



Yeni yorum ekle