Suudi Arabistan’ın Kalbinde “Kartal Gözü” Avı
Şehzade Sultan Hava Üssü’nde E-3 Sentry AWACS uçağının imha edildiğini gösteren yeni görüntüler; İran’ın el-Harc’ın çok katmanlı savunma ağını aşarak ABD’nin bölgedeki en kritik erken ihbar, keşif ve hava harekat sevk merkezlerinden birini nasıl devre dışı bıraktığını gözler önüne seriyor.
Welayet News - Amerikan CBS kanalı, İran’ın Batı Asya’daki ABD askeri mevzilerine düzenlediği füze ve İHA saldırılarının yol açtığı hasara ait yeni görüntüler yayımladı. Görüntüler, Suudi Arabistan’daki Şehzade Sultan Hava Üssü’nde konuşlu E-3 Sentry Erken İhbar ve Kontrol (AWACS) uçağının enkazını ilk kez yakından ortaya koyuyor.
Sızdırılan fotoğraflarda, dört motorlu E-3 uçağının arka kısmının doğrudan vurulduğu, kuyruk bölümünün gövdeden ayrıldığı ve gövde üzerindeki döner radar sisteminin tamamen yandığı görülüyor. Kimliğinin gizli kalması şartıyla CBS’e konuşan bir ABD’li asker, üslere verilen hasarın gerçek boyutunun Amerikan kamuoyuna yansıtılmadığını itiraf etti.
Suudi Arabistan’ın Kalbindeki AWACS Evi
Riyad’ın güneyinde, el-Harc bölgesinde yer alan Şehzade Sultan Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri’nin bölgedeki en stratejik destek merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Üssün coğrafi konumu, Patriot bataryaları, erken ihbar radarları ve devriye uçaklarıyla korunan çok katmanlı yapısı, Amerikalı komutanlarda el-Harc’ın stratejik hava araçları için “güvenli bir sığınak” olduğu algısını oluşturmuştu.
Savaştan önce uydu görüntüleri üste en az 43 askeri hava aracının bulunduğunu göstermişti; bunların arasında 13 adet KC-135 yakıt ikmal uçağı ile 6 adet E-3 Sentry AWACS yer alıyordu. Büyük boyutları nedeniyle hangarlara girmeyip açık alanda park edilen bu dev uçaklar, savunma hatları aşıldığı takdirde açık birer hedefe dönüşmekteydi.
“Şahid-136” ve Savunma Ağını Aşma Stratejisi
İranlı operasyon planlamacıları, alçak irtifadan uçabilen, dolambaçlı ve önceden programlanmış rotaları izleyen Şahid-136 İHA’larını devreye soktu. İHA’ların düşük radar kesit alanı ve önleme füzelerine kıyasla ucuz maliyeti, hava savunma ağını yıpratmak ve yanıltmak için büyük avantaj sağladı.
Operasyon ekibi, havada vurmak yerine AWACS uçağının uçuş döngüsünü saatlerce izledi. Amacım, uçağın görev dönüşü üste park ettiği ve hızlıca taşınamayacağı o kısıtlı zaman penceresini yakalamaktı. Aynı zamanda sahte/yanıltıcı rotalar aktif edilerek düşman radar ekranları birden fazla yönden gelen hedeflerle doyuma ulaştırıldı.
Hedef Tek Bir Uçak Değil, Tüm Hava Ağıydı
E-3 Sentry yalnızca bir keşif uçağı değil; döner radarı, haberleşme teçhizatı ve veri işleme sistemleriyle ABD hava komuta kontrolünün ana düğüm noktalarından biridir.
Komuta Merkezinin Çöküşü: Bir E-3’ün imhası; uçan bir radarın, veri işleme merkezinin ve hava komuta karargahının aynı anda yok edilmesi anlamına gelir. Bu tür sistemlerin kısa sürede ikame edilmesi imkansızdır.
Altyapıya Darbe: AWACS uçaklarının yanı sıra yakıt ikmal uçaklarının da zarar görmesi, Amerikan savaş uçaklarının menzil ve operasyonel kalıcılık kapasitesine doğrudan darbe indirdi. İran, tek tek savaş uçaklarıyla maliyetli bir mücadeleye girmek yerine, tüm hava ağının işlevselliğinin bağlı olduğu hayati kilit noktaları hedef aldı.
“Güvenli Derinlik” İllüzyonunun Sonu
el-Harc Operasyonu’nun stratejik mesajı tek bir uçağın imhasının ötesine geçmektedir. ABD, stratejik varlıklarını İran sınırından uzaklaştırıp Suudi Arabistan’ın iç kesimlerine taşıyarak coğrafi mesafeyi bir güvenlik kalkanı olarak görmekteydi. Ancak İran İHA ve füzelerinin Şehzade Sultan Üssü’ne ulaşması, coğrafi uzaklığın artık mutlak bir koruma sağlamadığını kanıtladı. İran hareketli hedefleri izleme, uzun menzilli görev planlama ve Suudi Arabistan’ın kalbindeki en iyi korunan noktaları vurma yeteneğini sergilemiş oldu.

Yeni yorum ekle