ABD’nin İran Karşısındaki Yenilgisinden Mekke İttifakının Kuruluşuna
Arap dünyasının tanınmış analisti; ABD ve İsrail rejiminin İran ile olan savaşta hedeflerine ulaşmakta başarısız olduklarını belirterek, İran’ın yenilmediğini, aksine eskisinden daha güçlü hale geldiğini vurguladı. Atvan ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere, ABD’nin bölgedeki nüfuzunun azalmasına ve Pakistan, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında kurulan ittifaka değinerek, Orta Doğu’daki denklemlerin değiştiğini ve bölge ülkelerinin her zamankinden daha fazla kendi güçlerine dayanma arayışında olduğunu söyledi.
Welayet News - Arap dünyasının tanınmış analisti Abdülbari Atvan, “rememberlebanon” YouTube kanalına yaptığı açıklamaların bir bölümünde şu değerlendirmelerde bulundu: İsrail rejimi, dağınık saldırılarla her şeyi kendi lehine çevirebileceğini sanıyor. Ancak bunu Lübnan’da denediler ve başarısız oldular. Hizbullah şimdi gücünü yeniden topladı ve gelişmiş füze ile dronlarla donatıldı. İsrailliler İran karşısında da yenildi. Son 6 ay boyunca İran’ı dize getirmeyi ve teslim almayı başaramadılar. Bu rejim artık eskisi gibi savaş uçaklarını İran hava sahasına gönderip durumu kendi lehine sonuçlandıramıyor.
Atvan, açıklamalarının başka bir bölümünde Liderin mesajları ve atamalarına değinerek şunları söyledi: Ayetullah Seyyid Mücteba Hamaney’in mesajı çok güçlüydü. Bu durum İran sisteminin hâlen güçlü olduğunu gösteriyor. Bu bir gerçektir. İran’a iki nedenden dolayı saldırıldı. İlk hedef İran’da rejim değişikliğiydi. İsrail rejimi Amerikalılara yanlış bilgi vermiş ve İran’daki sistemin yıprandığını, ABD ve İsrail’in ilk askeri saldırısıyla yok olacağını söylemişti. Ancak İran’daki sistem hâlen güçlüdür ve her geçen gün daha da güçlenmektedir.
İran’a yönelik saldırının diğer bir hedefi ise İran’ın nükleer programını ve tesislerini imha etmekti. Trump, İran’ın tüm altyapısını yok ettiklerini ve İran’ın %60’ın üzerinde zenginleştirilmiş uranyumu ABD’ye teslim etmeye hazır olduğunu iddia etti. Bu gerçekleşmedi. İran Cumhurbaşkanı da Ayetullah Mücteba Hamaney’in hayatta olduğunu, kendisiyle görüşüp konuştuğunu söyledi.
Atvan şöyle devam etti: Ayetullah Hamaney’in hayatta olup olmadığı konusunda ABD ve İsrail rejimi tarafından şüpheler yaratılmasının amacı, İsrail rejimi ve ABD’nin Ayetullah Mücteba Hamaney’e suikast düzenleme arayışında olmasıdır. İranlılar akıllıdır, bu durumu fark ettiler ve tüm güvenlik açıklarını kapattılar. O, Ayetullah Seyyid Ali Hamaney’in cenaze töreninde bile görünmedi. ABD ve İsrail, Ayetullah Mücteba Hamaney’e ulaşmak için İran’da sembolik bir operasyona bile girişti; böylece durumun kendi kontrolleri altında olduğunu ve İran sisteminin zayıf olduğunu göstermek istediler. Ancak İranlılar zekidir ve Sayın Seyyid Mücteba Hamaney’in hareketleri hakkında dışarıya bilgi sızdırmıyorlar. Çünkü ABD ve İsrail gelişmiş imkanlara sahip ve İran içinde bilgiye ulaşma ihtimali olan casusları bulunuyor. İranlıların Ayetullah Hamaney hakkında bilgi vermeme konusundaki tutumu son derece doğrudur.
Tanınmış Arap analist şunları ekledi: İran şu ana kadar Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tutmaktadır. İran’ın onayı olmadan tek bir tanker bile Hürmüz Boğazı’ndan geçemez. Belki de İran ve Umman’a geçiş ücreti ödeniyordur. Trump defalarca yalan söyleyerek Hürmüz Boğazı’nı kontrol altında tuttuklarını iddia etti. İran’ın onayı olmadan boğazdan tek bir varil petrol bile geçiremezken Hürmüz Boğazı’nı nasıl kontrol altında tutabilir? İran, ABD’nin bu şartlara uyması halinde Hürmüz Boğazı’nı açacağını belirten şartlar sundu.
İran’ın ilk şartı, İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılmasıdır. İkinci şart, ABD ve İsrail rejiminin saldırıları sonucu İran’ın uğradığı savaş tazminatlarının ödenmesidir. Üçüncü şart, ABD bankalarında dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılmasıdır. Dördüncü şart, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınmasıdır. Beşinci şart ise ABD ve İran arasındaki mutabakat muhtırasına bağlı kalınmasıdır.
Trump hükümeti bu mutabakat muhtırasına hiçbir zaman saygı duymadı. Eğer ABD bu şartlara olumlu yanıt verirse Hürmüz Boğazı açılacak ve bu bölgedeki seyrüsefer serbest kalacaktır. Boğaz açıktı ve ABD’nin maceraperestliği İranlıların bu boğazı kapatmasına neden oldu. ABD bu adımıyla Basra Körfezi’ne kıyısı olan tüm Arap ülkelerinde kriz yarattı. Çünkü bu boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol geçiyordu. Amerikalılar bu konuda İsraillilerin tuzağına düştü. İsrailliler onlara İran’ı hedef alırlarsa İranlıların hızla teslim olacağını söyledi. Ancak İran teslim olmadı; güçlü olduğunu ve asla zayıflamayacağını kanıtladı.
Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalma süreci devam eder ve Arap ülkelerinden petrol ve gaz ihraç edilemezse, bu ülkeler iflas edecektir; çünkü tek gelir kaynakları enerji ihracatıdır. Şu an 6 aydır petrol ve gaz ihraç edemiyorlar. Bu durum ABD için de geçerlidir.
Atvan şunları söyledi: “Foreign Affairs” dergisi, ABD’nin Basra Körfezi bölgesindeki stratejisinin başarısızlıkla sonuçlandığını ve bu ülkenin tüm Orta Doğu bölgesinden çekilmek için planlama ve hazırlık yaptığını yazdı.
Filistin kökenli analiste göre ABD, Orta Doğu bölgesindeki savaşları için, özellikle Afganistan, Irak ve İran’da 8 trilyon dolar harcadı. Şimdi ABD, askeri ve finansal yıpranma adını verdiğimiz bir olguyla karşı karşıyadır ve öldürülen Amerikan askerlerinin tabutları Washington’a ve diğer Amerikan şehirlerine ulaşmaktadır. Amerikan güçlerinin öldürülmesi ve tabutlarının Amerika’ya ulaşması, bu ülkenin Vietnam, Afganistan ve Irak savaşlarında yenilmesine neden oldu ve bu durum İran’da da Amerikalılar için tekrarlanıyor.
Raporlar, Amerikalıların kayıp ve zararlarını azaltmak için Kuveyt, Bahreyn ve bölgedeki diğer ülkelerden hızlanan bir ivmeyle çekilmekte olduğunu gösteriyor. Gerçekler, Amerikalıların İran’da da yenildiğini gösteriyor. ABD gibi büyük bir ülke, İran savaşında füzelerinin ve dronlarının yaklaşık %80’ini kaybetti; çünkü hesaplamalarında İran’ın gücünü dikkate almamışlardı. ABD çok karmaşık bir durumda bulunuyor, ihtişamını ve büyüklüğünü kaybetti. Artık bu ülkenin hiçbir itibarı kalmadı ve Orta Doğu bölgesindeki müttefiklerini ve üslerini koruyamıyor.
İslam NATO’su
Arap dünyasının tanınmış analisti şunu vurguladı: Bana göre Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye tarafından İslam NATO’su ittifakının kurulması, ABD’nin İran karşısındaki yenilgisinin ve bölge ülkelerinin ABD’ye olan güvensizliğinin bir sonucudur. Artık bu ülkeler kendilerine dayanmak istiyorlar ve son 70 yıldır olduğu gibi ABD’ye dayanmıyorlar. İsrail rejimi de Türkiye ve Mısır’ın yakınlaşmasından endişe duyuyor ve bu iki ülke arasında bir güvenlik ittifakı kurulmasının İsrail için bölgesel bir tehlike sayıldığını defalarca dile getirdi.
Kurulan bu ittifakta Pakistan nükleer bir güç, Suudi Arabistan yüksek finansal ve siyasi kapasiteye sahip, Türkiye ise modern askeri sanayiye, güçlü füzelere, dronlara ve tanklara sahiptir. Bu unsurlar güçlü bir ittifak oluşturmaktadır.
Mısır’ın bu ittifaka girmemesinin sebebi, Mısır’ın askeri nitelik taşıyan herhangi bir ittifakta yer almayı kabul etmemesidir. Bu ülke daha önce de Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz güvenliğini sağlamak için kurduğu ittifaka girmedi. Mısır; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın askeri ittifakının bir parçası olmak istemiyor. Çünkü bu ittifakın temel maddesi, bu üç ülkeye saldıran herhangi bir ülkeye karşı savunma yapmayı öngören ortak savunma anlaşmasıdır. Mısır rejiminin politikası, herhangi bir askeri müdahaleden uzak durmaktır. Çünkü Mısır, Etiyopya’daki Nahda Barajı konusunda pek çok sorunla karşı karşıyadır. Bu ülke ayrıca Libya’da da sorunlar yaşamaktadır ve Libya, Mısır için bir güvenlik tehdidi kaynağı haline gelmiştir.
Rai Al-Youm dijital gazetesinin genel yayın yönetmeni açıklamalarının başka bir bölümünde şunları söyledi: Orta Doğu bölgesi kapsamlı değişimlerin eşiğindedir. ABD, İsrail rejiminin kendisini sürüklediği bu bataklıktan kurtulmak istiyor. Pek çok konu doğal olmayan bir şekilde değişiyor. Şimdi İran güç kazanıyor. Eski ABD Başkanı Joe Biden’ın danışmanı Michael Fox, ABD’nin Orta Doğu bölgesinde yenildiğini, İran’ın ise yenilmediği gibi geçmişe kıyasla daha da güçlendiğini söyledi.
Şimdi Orta Doğu bölgesinde İran adında büyük bir güç ortaya çıkıyor. İran, direniş gruplarını desteklemesi sayesinde Arap ülkelerinin başarısız olduğu bir yolda başarıya ulaştı. İran; Lübnan, Irak, Filistin, Yemen ve diğer yerlerde direniş gruplarına sahiptir. Ancak Arap ülkelerinin böyle grupları ve direniş kolları yoktur. Arap ülkeleri Gazze’de yaşananlar karşısında sessiz kaldılar ve Arap ülkelerinin temel sorunu budur. Arap ülkeleri siyasi ve askeri yenilgilerinin bedelini ödüyorlar.
Bu bir gerçektir ve İran güçlüdür. Suudi Arabistan ve Yemen’deki destekçileri Ansarullah’a baskı yaptıklarında büyük bir hata işlediler. ABD de artık bölgedeki müttefiklerini ve üslerini koruyamıyor. Bu ülke tıpkı Vietnam, Afganistan ve Irak’tan kaçtığı gibi şimdi de bölgeden kaçıyor. Bölge ülkeleri kendilerine dayanmalıdır ve belki de kurulan üçlü ittifak, bölgede oluşan çatlakların onarılması için bir başlangıç olur.
Arap dünyasının tanınmış analisti açıklamalarının sonunda şunları söyledi: Durum değişti. Trump her gün İran’ı dünya haritasından sileceği tehdidinde bulunuyordu. Netanyahu da Orta Doğu haritasını değiştirmek ve Büyük İsrail’i kurmak peşindeydi. Ancak şimdi ölüm sessizliğine büründüler; çünkü tam anlamıyla bir yenilgiye uğradılar. İran kendi şartlarını onlara dikte ettiriyor. Bu önemli bir gelişmedir ve Trump Orta Doğu bölgesinden kaçma arayışındadır. Eğer İran’daki savaş devam ederse, kendisi ve partisi ABD ara seçimlerinde yenilgiye uğrayacaktır.
Eğer Cumhuriyetçi Parti önümüzdeki seçimlerde yenilgiye uğrar, Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki sandalyeleri kaybederse, temsilcilerin ilk kararı Trump’ı azletmek olacaktır.

Yeni yorum ekle