Amerikalılar Saldırıdan Geri mi Çekildi?

Pt, 03/08/2026 - 09:33

Uluslararası İlişkiler Uzmanı, ABD’nin İran’a yönelik son tutumunu analiz ederek şunları söyledi: “Bana göre Amerikalıların davranışı için ‘geri adım atma’ ifadesi tam olarak doğru değil. Gözlemlediğimiz durum, onların kesin bir karar alıp ardından bundan vazgeçtiklerini göstermiyor.”

Welayet News  - Uluslararası İlişkiler Uzmanı Sadullah Zarei, Haber Özel Söyleşisi programında ABD’nin İran karşısındaki son tutumunu değerlendirdi:

“Bana göre Amerikalıların davranışı için ‘geri adım atma’ nitelemesi isabetli değildir. Gözlemlediğimiz tablo, onların kesin bir karar alıp sonradan vazgeçtiklerini göstermiyor. Sahadaki durumun analizi; bölgede içeriksel açıdan belirgin bir değişimin yaşanmadığını, yeni bir savaş hazırlığının görülmediğini ve Arap ülkelerinin de büyük bir operasyon için koordinasyon içinde olmadığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla büyük olasılıkla en başından beri böyle bir karar hiç var olmadı.”

Zarei, Hürmüz Boğazı meselesine açıklık getirerek şunları ekledi:

“Amerikalılar, o kadar askeri sevkiyat ve İran kıyılarındaki operasyonların ardından nihayetinde söyleyebildikleri son söz; İran ve Umman’ın oturup boğazın yönetimi konusunda anlaşmaları ve varılacak her türlü anlaşmayı kabul edecekleri oldu. Ancak İran’ın bu müzakerelerdeki formülü nettir: Savaş durumunda mutlak egemenlik, hiçbir ortak olmaksızın saldırıya uğrayan tarafa (İran’a) aittir; barış zamanında ise ortak yönetim yürütülür ve seyrüsefer rotası, İslamabad Protokolü uyarınca İran’ın tüm boğaz üzerindeki tam denetimini koruyacak şekilde olmalıdır.”

ABD’nin Askeri Seçenekteki Zayıflığının Analizi

Ramazan Savaşı deneyimine değinen Zarei: “Amerikalılar o altı haftalık süreçte işleri ilerletemediler ve ateşkese mecbur kaldılar; şimdi ise iki haftalık bir savaştan bahsediyorlar! Önceki askeri düzen (Şubat sonundaki) dağıldı ve güneydeki ülkelerin savaş yoluyla İran’a boyun eğdirilebileceğine dair inancı yok oldu. Hatta ABD iç kesimlerinde bile artık askeri seçeneğin taraftarı kalmadı,” dedi.

Zarei sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bana göre bu gerçek bir savaş değil, sadece bir güç gösterisi / askeri şovdur (ârâyeş-nemâî). Amaç, ABD’nin zafer bayrağını çekebilmesi ve istediğini elde ettiğini söyleyebilmesi için İran’ın bu iki hususta geri adım atmasını sağlamaktır. Bunu da ABD seçimlerinden önce acilen gerçekleştirmek istiyorlar; çünkü İran’ın dik durması halinde savaşı seçimlere kadar sürdürmek zorunda kalacaklarını ve bunun kendi aleyhlerine olacağını biliyorlar.”

Dengenin İran Lehine Değişmesi

Mevcut psikolojik ve askeri ortama dikkat çeken Zarei: “Eğer ABD İran’dan bir taviz koparamazsa, boş tehditlerle bu ‘düşe kalka’ ilerleyen süreci sürdürecektir. İlgili belgenin imzalandığı günden bugüne kadar Trump on kez ‘vuracağım’ dedi ve sonra geri çekildi. Bunun en büyük sebebi; altı hafta savaşıp ateşkese varılmış olması, şimdi ise İran’ın daha da güçlenmesi, halkın özgüveninin yükselmesi, silahlı kuvvetlerin konumunu pekiştirmesi ve buna karşılık Trump hükümetinin savaşı yönetme konusundaki güvenilirliğinin en düşük seviyeye inmesidir. Dolayısıyla bu davranış gerçek bir tehditten ziyade bir şovdan ibarettir,” ifadelerini kullandı.

İçeride merak edilen “İran neden Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki noktaları hedef almak yerine doğrudan İsrail’i vurmuyor?” sorusunu yanıtlayan uzman:

“İsrail yönetimi, bu savaşın kendileri hariç tutularak bölgede devam etmesini şiddetle arzuluyor; yani ABD işin içinde olsun ve hatta gerilimi tırmandırsın ki bir yandan İslam Cumhuriyeti zayıflasın, diğer yandan İran meşgul edilerek Lübnan’a esaslı bir yardımda bulunamasın.”

Zarei şöyle devam etti: “İsrailliler, Lübnan dosyasındaki ağır çatışmalar ve Hizbullah ile yaşanan çekişme nedeniyle bu sahnede ortak olmak istemiyorlar. Bazı bölgeleri işgal ettiler, Hizbullah’ı baskı altına aldılar ve Lübnan hükümeti de Hizbullah’ın karşısında duruyor. Hizbullah da şu an askeri bir sessizlik ikliminde bulunuyor; elbette kritik noktalarda tepki veriyor, nitekim dün de İsrail’in bir bölgedeki hareketliliğine karşılık verdi, ancak genel olarak askeri sessizlik atmosferindedir. İsrail bu ortamın sürmesini ve kendisinin bu savaşın içinde olmamasını istiyor; çünkü sürece dahil olursa Lübnan cephesini gevşetmek zorunda kalacak ve İran tarafından da ağır zarar görecektir.”

İran’ın İsrail’i Dizginleme Stratejisi

İran’ın yaklaşımına değinen uzman şu açıklamada bulundu: “İsrail’i denklemin dışında tutmamız ilkesel ve kalıcı bir durum değildir. Ateşkes ile bugün arasındaki süreçte bile İsrail’e bir kez saldırdık; yanıt veremediler ve ortamı germek istemediler.”

Zarei detayları şöyle aktardı:

“İslam Cumhuriyeti, savaş yönetimi formülü uyarınca —ki savaş kontrolünün becerilerinden biri çatışma alanını sınırlı tutmak ve düşmanın ana noktalarına odaklanmaktır— şimdilik çatışma alanını genişletmemiştir. Son 20 günlük askeri eylemlerimizi incelerseniz; Nasr-2 operasyonunda öncelikle Kuveyt ve Bahreyn’e odaklandık, BAE ve Suudi Arabistan’ı askeri operasyonun dışında tuttuk.”

Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’e Odaklanılmasının Sebebi

Bu seçimin nedenlerini açıklayan Zarei:

“Kuveyt, Amerikalıların İran’a yönelik bir kara harekatında kullanabileceği bir konuma sahipti; Bahreyn ise deniz operasyonlarında merkezi bir konumdaydı. Biz, bize karşı yapılabilecek bir kara harekatı zeminini ortadan kaldırmak ve ABD’nin deniz operasyonlarının dayanağını zayıflatmak için müdahale ettik. Bahreyn’e uyguladığımız her baskı, Hint Okyanusu’nun kuzey sularında İran’a yönelik ablukayı etkiliyordu. Bu nedenle bu iki noktayı felç durumuna getirdik.”

Zarei şunları ekledi:

“Lojistik ve imkanların bir kısmı Ürdün’e kaydırıldı ve operasyonel yönümüz üç üsse, özellikle de el-Azrak üssüne çevrildi. Son derece büyük olan en son eylemimizde, Amerikalılara ait 6 adet F-35 savaş uçağı imha edildi; bunlardan 3’ü tamamen yok oldu, diğer 3’ü ise devredışı kaldı. Bu, Amerikalılara vurulmuş çok ağır bir darbeydi.”

ABD’nin Tepkisi: Geniş Çaplı Savaş Niyetinin Olmadığının Göstergesi

Zarei: “Eğer Amerikalıların niyeti ağır bir eyleme girişmek olsaydı, bu darbenin ardından hemen tepki vermeleri gerekirdi; bu hem ABD iç kamuoyu için kabul edilebilirdi hem de İran’da bir karşılık üretebilirdi. Ancak Trump ekibi pasif hareket etti. Bu da İran’a karşı geniş çaplı bir askeri operasyon söyleminin gerçeklikten ziyade bir propagandadan ibaret olduğunu gösteriyor,” dedi.

ABD’nin Yeni Hamleleri Durumunda Strateji Değişikliği İhtimali

Gelecekteki gelişmelere işaret eden uzman sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz şimdilik —her zaman değil— İsrail’e vurulacak darbeleri kontrol altında tutuyoruz. Ancak gelen haberler Amerikalıların Ürdün’den sonra iki bölgeye odaklanacağını gösteriyor: Biri Bulgaristan’da (Güney Avrupa), diğeri ise Siyonist topraklarında 3 üssün aktif hale getirileceği alan. Eğer Amerikalıların operasyonel odak noktasının bu bölgelerden işgal altındaki topraklara kaydığını hissedersek; tıpkı Ürdün’de odaklanarak ABD üslerini vurduğumuz ve Akabe yakınlarına kadar ulaştığımız gibi, hiç şüphesiz onların da üzerine gideceğiz.”

Rasthaber

Tags: 


Yeni yorum ekle