İran’ın Yıpratma Stratejisi Washington’u Köşeye Sıkıştırdı: 39 Trilyon Dolar Borç
Uluslararası ilişkiler akademisyeni Dr. Mitra Rahb tarafından yapılan değerlendirmeye göre, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve hegemonyası, mali ve stratejik açıdan sürdürülemez bir noktaya ulaşmış durumda. Analizde, Washington'un bölgedeki ileri üslerinin artık stratejik varlıktan çok, düşman tarafından kolayca hedef alınabilen sabit hedefler haline geldiği belirtiliyor.
Welayet News - Rahb, ABD'nin İran karşısında izlediği politikaların, askeri üstünlük yanılgısına dayandığını ve bu yaklaşımın II. Dünya Savaşı sonrası dönemin modası geçmiş stratejik anlayışının bir yansıması olduğunu ifade ediyor. İran'ın ucuz insansız hava araçları ve füzelerle ABD'nin pahalı savunma sistemlerini hedef alarak uyguladığı yıpratma taktiğinin, Washington'a milyarlarca dolarlık maliyet yüklediği kaydediliyor.
Yıpratma savaşının maliyeti: 2 milyon dolara karşı 20 bin dolar
Analizde, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatarak küresel enerji ticaretini ve doğrudan ABD iç ekonomisini etkileme kabiliyetine dikkat çekiliyor. 39 trilyon dolarlık borç yükü altındaki ABD'nin, bölgedeki askeri angajmanlarını sürdürmesinin giderek zorlaştığı vurgulanıyor. Savunma harcamalarının yıllık 1 trilyon dolara ulaştığı, buna karşılık kamu borç faiz ödemelerinin 970 milyar dolar seviyesinde olduğu ve bu tablonun federal bütçeyi içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediği ifade ediliyor.
İran'ın, ABD'nin 2 milyon dolarlık interceptör füzesine karşılık 20 bin dolarlık insansız hava araçları kullanarak askeri ve mali denklemi lehine çevirdiği belirtiliyor. Bu strateji, ABD'nin bölgedeki varlığını giderek daha maliyetli ve sürdürülemez kılıyor.
Üç adımlı stratejik dönüşüm önerisi
Rahb, Washington'un çıkmazdan kurtulması için üç adımlı bir stratejik dönüşüm öneriyor:
1. Bölgedeki ileri üslerden çekilme: Bu üslerin artık stratejik değil, savunmasız hedefler olduğu ve ABD'yi sürekli bir savunma savaşına mahkûm ettiği belirtiliyor.
2. Hava üstünlüğü yanılgısından vazgeçme: Afganistan, Irak ve Libya deneyimlerinin, hava gücünün tek başına siyasi istikrar sağlayamayacağını gösterdiği ifade ediliyor.
3. İran ile kapsamlı uzlaşı: Ambargoların kaldırılması, deniz ablukasının sona erdirilmesi ve İran'ın bölgesel rolünün tanınması karşılığında ABD'nin askeri varlığını sınırlandırması veya tamamen çekilmesi öngörülüyor.
Almanya’nın BMGK reddi ve Batı ittifakındaki çatlak
Analizde, Almanya'nın BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğe adaylığının reddedilmesi, “Batı hegemonyasının yapısal çöküşünün” bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Bu gelişmenin, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzenin artık işlemediğine işaret ettiği ve Washington'un müttefiklerine bile yeni küresel dengelerde ağırlığını kaybettirdiği belirtiliyor.
Rahb, ABD'nin mevcut stratejisini sürdürmesi halinde, bölgeden kontrolsüz ve zoraki bir çekilme yaşayacağı ve bu durumun hem küresel itibarına hem de iç siyasi istikrarına ağır zarar vereceği uyarısında bulunuyor. Mevcut yönetimin, değişen bölgesel ve küresel gerçeklere uyum sağlamadığı sürece, emperyal çöküşün kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.
İç siyasi baskı ve yönetimin ikilemi
Uzun yıllar süren askeri maceraların ve ekonomik gerilemenin, ABD kamuoyunda bölgeden çekilme talebini güçlendirdiği kaydediliyor. Ancak yönetimin, seçmen iradesine rağmen eski hegemonya stratejisinde ısrar etmesinin iç siyasi krizi derinleştirdiği ve bunun da Washington'un uluslararası alandaki inandırıcılığını daha da zedelediği belirtiliyor. Analiste göre, ABD ya değişen çok kutuplu düzene uyum sağlayacak ya da geri dönüşü olmayan bir gerilemeyi kabullenecek.

Yeni yorum ekle