Kaani: Saha ve Diplomasi Direnişin İki Unsurudur
Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, Lübnan konusunda sergilenen duruşun, savaş meydanındaki ve diplomasi alanındaki aktörlerin aynı direniş anlayışından geldiğini kanıtladığını söyledi.
Welayet News - Kaani, bölgede direniş hareketinin köklerinin İslam Devrimi’nin ilk yıllarına dayandığını belirterek şunları söyledi:
“Direniş, Allah’ın yardımıyla, İslam Devrimi’nin başlangıcından beri varlığını sürdürmektedir. Merhum İmam Humeyni’nin dünyanın dört bir yanında direniş çekirdeklerinin oluşturulması yönündeki çağrısıyla başlayan süreç, daha sonra şehit liderimizin kararlı takibiyle devam etti ve zamanla bu çekirdekler direniş hareketlerine dönüştü.”
Bu hareketlerin zaman içinde birbirine bağlanarak “Direniş Ekseni”ni oluşturduğunu ifade eden Kaani, bunun uzun yıllardır ABD, küresel emperyalizm ve İsrail’i ciddi şekilde endişelendirdiğini söyledi.
Kaani şöyle devam etti:
“Bugün Amerika ve Siyonist rejim, kendilerine karşı en zor şartlarda dahi mücadeleyi sürdüren ve sahayı terk etmeyen yapının direniş olduğunu herkesten daha iyi biliyor.”
Direniş ekseninin son dönemde bu gerçeği açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Kaani, Aksa Tufanı Operasyonu’ndan bu yana uygulanan yoğun baskılara rağmen hiçbir direniş hareketinin mücadele alanını terk etmediğini söyledi.
“Filistin ve Lübnan’da eşi görülmemiş baskılar uyguladılar, en ağır yıkımları gerçekleştirdiler ve en korkunç suçları işlediler. Buna rağmen direniş gruplarından hiçbirinin geri çekildiğini göremezsiniz. Bu durum düşmanları ciddi şekilde korkutmuştur.”
Kaani, direniş hareketlerinin İran’ın zor durumda kalmaması için uzun zamandır hazırlık yaptıklarını ve bu süreçte kendi inisiyatifleriyle hareket ettiklerini belirterek:
“Onlardan kimse bir şey istemedi. Bu onların kendi kararıydı.” dedi.
ABD ve İsrail’e seslenen Kaani şunları söyledi:
“Amerikalı ve Siyonist suçlulara tavsiyem, direnişle çatışmaya girmemeleridir. Siz direnişin üstesinden gelemezsiniz. Geçmiş yıllardaki tüm tecrübeler bunu göstermiştir.”
Direnişle karşı karşıya geldikleri her yerde itibar kaybettiklerini savunan Kaani, Gazze örneğini vererek şunları söyledi:
“Filistin ve Gazze’de her şeyi yıktılar ama dünyanın bütün özgür insanları Hamas’ın, Filistin direnişinin ve İslami Cihad’ın bu mücadelenin kazananı olduğunu biliyor. Her ne kadar ağır bedeller ödemiş olsalar da.”
Kaani, son savaşta Direniş Ekseni’nin tüm unsurlarının önemli rol oynadığını belirterek:
“Gerçekten de direniş ekseninin tamamı son savaşta güçlü bir performans sergiledi.” dedi.
Lübnan Hizbullahı’nın üçüncü dayatılmış savaş boyunca 104 gün boyunca İran’la birlikte mücadele ettiğini söyleyen Kaani, şu ifadeleri kullandı:
“Hizbullah ortadan kaldırılabilecek bir yapı değildir. Hiç kimse Lübnan Hizbullahı’nın karşısında duramaz. Hizbullah, yalnızca Lübnan’daki Şii toplumunu değil, Şii olmayan kesimlerin önemli bir bölümünü de temsil etmektedir. Bugüne kadar Hizbullah’tan gördükleriniz buzdağının yalnızca görünen kısmıdır.”
Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’nın direniş ekseninin önemli kozlarından biri olduğunu belirten Kaani şöyle konuştu:
“Babülmendep, Hizbullah’ın, Ensarullah’ın, Yemen’in ve hatta Yemenli olmayan bazı direniş unsurlarının elinde adeta balmumu gibidir. Gerektiğinde başka kozlar da ortaya çıkarılabilir.”
Kaani, savaş sırasında Kızıldeniz’den geçmek isteyen bazı gelişmiş Amerikan savaş gemilerinin Yemen ile Cidde arasında yaklaşık iki hafta boyunca gidip geldiğini, ancak sonunda geçmeye cesaret edemediklerini iddia etti.
Açıklamalarının devamında üçüncü dayatılmış savaşın ABD’nin itibarını sarstığını savunan Kaani, şunları söyledi:
“Üçüncü dayatılmış savaş, Amerika’nın güvenilirliğini ve itibarını zedeledi. Ayrıca bu savaşın ardından Siyonist rejimin çözülme ve çöküş süreci daha da hız kazandı.”
İranlı komutan, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısının ardından İran müzakere heyetinin hem düşmanlara hem de arabuluculara karşı kararlı bir tutum sergilediğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Lübnan meselesindeki kararlı duruş gösterdi ki savaş meydanındaki insanlar ile diplomasi alanındaki insanlar aynı direniş ruhundan beslenmektedir.”

Yeni yorum ekle