Galibaf: Büyük ve Tarih Yazıcı Bir Savaşta Düşmanı Geri Püskürtüyoruz
Meclis Başkanı, parlamentonun adımlarının halkın temel sorunları ve ihtiyaçlarıyla "doğrudan ve gözle görülür bir ilişki" içinde olması için çaba göstereceklerini belirtti.
Welayet News - Yasama Organı Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran İslami Şura Meclisi’nin bu sabah (Pazar, 31 Mayıs 2026) düzenlenen basına kapalı/çevrim içi oturumunda yaptığı gündem dışı konuşmada şunları söyledi: "12. Dönem Meclis’in üçüncü yılına, ümmetin şehit lideri Ayetullah el-Uzma Hamenei'nin (Rizvanullahi Teala Aleyh) aziz hatırasıyla başlıyoruz. Bu büyük liderin ve ümmetin babasının yokluğuna henüz inanamıyoruz. O, 37 yıllık İslam Devrimi liderliği boyunca bilgece önderliği, basiretli ve güçlü komutanlığıyla güçlü, bağımsız ve kudretli bir İran’ın temellerini atan; bize zorbalık ve tehdit karşısında zerre kadar boyun eğmemeyi, kenetlenmiş yumruklarla düşmana karşı son damla kanımıza kadar savaşmayı öğreten bir fakihti."
İran İslami Şura Meclisi Başkanı konuşmasının devamında, "Uğruna canımızı feda etmeye hazır olduğumuz lider, İran için canını feda etti ve mübarek kanıyla, peygamberane bir edayla buyurduğu gibi 'işi halkın bitirmesi' için bir milleti ayağa kaldırdı" ifadesini kullanarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün aziz ve kudretli İran'da, füze ve deniz savaşı meydanlarından İran halkının akın ettiği caddelere kadar şahit olduğumuz her şey, ümmetin şehit önderinin yönetim ve liderliğinin bir sonucudur."
Galibaf şöyle ekledi: "Her yıl bu günlerde kendisiyle gerçekleştireceğimiz samimi ve stratejik görüşmeyi sabırsızlıkla bekler, yasama siperinde bir yıllık çaba ve mücahede için hazırlanırdık. Şehit imamımızı kaybetmek bizim için ne kadar zor, onun yokluğunu görmek ne kadar acı verici olsa da, onun salih halefi Hazret Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamenei'nin (Hafizahullah) yönetim ve liderliğiyle teselli buluyoruz. Kendisinin mesaj ve direktifleri hepimiz için bir yol haritası olmanın yanı sıra, şehit imamın firakıyla yanan kalplerimize de bir şifadır."
Galibaf ayrıca şu tespitte bulundu: "Burada, İslam Devrimi Lideri’nin milletvekillerine yönelik stratejik ve yüreklendirici mesajı için takdir ve teşekkürlerimi sunmalıyım. Biz milletvekilleri olarak bu mesajı geleceğin ışığı ve 12. Dönem Meclis'in yol haritası olarak kabul ediyoruz. Ömrümüzün, hayatımızın ve işimizin bereketini Veliyy-i Fakih'e tabi olmakta görüyor, bunu gerçekleştirmek için tüm varlığımızla çabalayacağımızı vurguluyoruz."
Yasama Organı Başkanı, "Devrim Lideri’nin mesajının odak noktasının, halkın iradesinin meclis milletvekillerinde tecelli ettiği dönüm noktası olduğunu ve sorumluluğumuzu aziz İran'ın kıyam etmiş milletinin şanına yaraşır şekilde yerine getirmekle görevlendirildiğimizi söyleyebiliriz" itirafında bulunarak şunları kaydetti: "Meclisin konumunun 'kesin dönüşümün ön cephe siperi' olarak tanımlanması, omuzlarımıza ağır bir sorumluluk yüklemektedir. 'Katlanmış bir çalışma ve inovasyonla' yasama ve denetim süreçlerini, İslamî İran'ın gelecekteki yolunu inşa etme doğrultusunda hızlandırmalı ve derinleştirmeliyiz."
Galibaf ekledi: "Kendilerine ve aziz halkımıza ilan ediyoruz ki; meclisin adımlarının ülkenin ana sorunları ve halkın ihtiyaçlarıyla 'doğrudan ve gözle görülür bir ilişki' içinde olması, istikrarlı bir ekonomi ve geçim rotası çizerek 'umut aşılama ve geleceği inşa etme' üzerine odaklanması için gayret göstereceğiz."
Galibaf ayrıca şunu vurguladı: "Bu doğrultuda meclisin ekonomi komisyonlarından, yasama ve özellikle denetim takiplerinde önceliklerini 'ekonomik istikrar', 'enflasyonun düşürülmesi', 'likidite yönetimi' ile 'üretim ve istihdamın canlandırılması' olarak belirlemelerini ve ülkenin şartlarına uygun olarak meclis genel kuruluna sunulmak üzere gerekli raporları hazırlamalarını talep ediyorum."
Ülkemizin yasama organı başkanı, İslam Devrimi Lideri’nin meclisin dikkatini savaş sonrası meselelere çekmesinin, ülkenin önündeki zorlu şartlara yönelik derin basiretinin bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Meclisin ilgili tüm ihtisas komisyonlarından, liderin direktifleri doğrultusunda '7. Kalkınma Planı'nın revize edilmesini' de gündemlerine almalarını; saygıdeğer hükümetle koordineli bir şekilde, 'İkinci ve Üçüncü Dayatılan Savaşın hasarlarının modernizasyonu ve onarımı'na ilişkin maddelerin ıslahı için kesin, ölçülebilir ve takvime bağlanmış planları hazırlamalarını talep ediyorum. Böylece Meclis Başkanlık Divanı'nın talebi üzerine Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi genel kurul toplantılarının yapılmasına onay verir vermez, bunların onay sürecini başlatıp en kısa sürede yasalaştırabiliriz. Meclis Kanunlar Muavinliği ve Araştırma Merkezi bu süreçte milletvekillerine yardımcı olmakla görevlidir."
Ülkenin mevcut şartlarında hükümetin, sorunların ve meselelerin yönetimi noktasında meydanın tam ortasında durduğunu ve meclis dahil herkesin yardımına ihtiyacı olduğunu unutmadıklarını ifade eden Galibaf, "İslam Devrimi Lideri’nin tavsiyesi de tıpkı şehit önderimiz gibi, yasama organının bağımsızlığını korumakla birlikte, hükümet ve diğer kurumlarla sinerji içinde olunması yönündedir. Kimseye açık çek vermediğimiz doğrudur ancak yıpratıcı çatışma tuzaklarına da düşmemeliyiz. Aksine, sorun odaklı ve uzmanlığa dayalı bir denetimle, önceliklerin doğru tespitiyle, ulusal çıkarları ve toplumsal talepleri fraksiyonel ve bölgesel mülahazalara tercih ederek, ülkenin sorunlarını çözmek için etkili ve kestirme bir yol tasarlamalıyiz" dedi.
Galibaf sözlerine şöyle devam etti: "Kendilerinin, Devrimin şehit imamının özellikle son yıllarda milletvekilleriyle yaptığı yıllık görüşmelerdeki beyanatlarının dikkatli ve ciddi bir şekilde incelenmesine yönelik özel vurgusu, biz milletvekillerine bir sorumluluk yüklemektedir. Meclis Araştırma Merkezi ve Hane-i Millet Haber Ajansı'nın (Meclis Haber Ajansı) bunları kategorize ederek saygıdeğer milletvekillerinin istifadesine sunması gerekmektedir."
İran Meclis Başkanı, büyük bir nimet olan milli birlik ve beraberliğin korunmasının bireysel takvanın bir tezahürü olarak tanımlanmasını, liderin toplumsal ve siyasi mülahazaları dini gerekliliklerle bağdaştıran derin bakışının bir nişanesi olduğunu belirterek şunları ekledi: "Kendisi, boş siyasi ihtilaflardan kaçınmayı ve toplumsal farklılıkları körüklememeyi bireysel takvanın örnekleri olarak tanımladı. Bu durum bizlere ağır bir şer'i sorumluluk yüklemektedir; kendime ve diğer meslektaşlarıma buna riayet etmelerini tavsiye ediyorum."
Düşmanın ülkeyi bölme ve toplumsal tefrika çıkarma planlarına karşı birliğin korunmasına yönelik liderin yaptığı mükerrer uyarının, meclis milletvekilleri tarafından her zamankinden daha fazla dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Galibaf, "Özellikle kendisi, haklı farklılıkların bile çatışma ve tefrikaya dönüştürülmesini yasaklamış; sözümüzle ve amelimizle milletin bütünlüğünün ve kenetlenmesinin sembolü olmamızı istemiştir" dedi.
Galibaf, "İslam Devrimi Lideri’nin tavsiyesi uyarınca, önümüzdeki bir yıllık süreçte meclis; duruşu, onayladığı kanunlar ve yaptığı konuşmalarla, bugünlerde aziz İran'ımızda her zamankinden daha fazla şekillenen milli birliğin korunmasının ve umut aşılanmasının öncü kurumu olmalıdır" ifadesini kullandı.
Meclis Başkanı, konuşmasının devamında velinimetleri olan aziz ve büyük İran milletine hitaben şunları kaydetti: "Sizler benden daha iyi biliyorsunuz ki, büyük ve tarih yazıcı bir savaşta düşmanı geri püskürtmekteyiz Devrim Lideri’nin de vurguladığı gibi, bu savaştaki en önemli zafer faktörü kenetlenme ve birliktir. Düşmanın geri çekilmesini sağlayan şey, İslamî İran savaşçılarının askeri gücü ve savunma hazırlığının yanı sıra, halkın direnişi ve gaddar düşmana karşı gösterdiği birliktir; bu zaferin şifresi korunmalıdır."
Düşmanın savaşın yeni aşamasında ekonomik baskı ve medya manipülasyonu yoluyla tefrika yaratmayı, ülkenin bütünlüğünü bozarak askeri yenilgisini telafi etmeyi ve bizi teslim olmaya zorlamayı amaçladığını belirten Galibaf, "Fakat ne büyük ham hayal! Büyük ve tarih yazan İran milleti bugün artık hassas ve tarihi bir noktada durduğunu, gelecekteki nesillerin bu döneme gıptayla bakacağını bilmektedir. Bu yüzden, İran'ı ve İslam'ı yok etmeye ant içmiş cellat ve katil düşmana karşı direnmektedirler ki, gelecek yıllardaki İranlılar anne ve babalarıyla gurur duyabilsinler. Bu kader tayin edici savaşta askeri mücadele meydanı, cadde mücadelesi meydanı, diplomasi mücadelesi meydanı ve halka hizmet mücadelesi meydanı, topyekûn bir mücadelenin dört ayrı cephesidir" dedi.
Askeri meydanda füzelerimizle elde edilen başarıların halkın desteğiyle kazanıldığını, diplomasinin görevinin bu zaferleri siyasi ve hukuki kazanımlara dönüştürmek olduğunu, hizmet meydanının görevinin ise bu zaferlerin desteğiyle halkın sorunlarını çözmek olduğunu ifade eden Galibaf, "Bu yolda, defalarca arz ettiğim gibi, diplomasi mücadelesi meydanının askerleri, düşmanın sözlerine ve vaatlerine hiçbir şekilde güvenmemektedir. Bizim için kriter, elde etmemiz gereken somut kazanımlardır; ancak bu kazanımlar karşılığında kendi taahhütlerimizi yerine getiririz. İran milletinin haklarını aldığımızdan emin olana kadar hiçbir anlaşmayı onaylamayacağız" açıklamasında bulundu.
Yasama Organı Başkanı sözlerini bitirirken, bu stratejinin güvencesinin İran halkına feda etmek üzere avuçlarının içine aldıkları canları olduğunu belirterek, "Yüce Allah'ın inayetiyle, askeri güçlerimizin ve kıyam etmiş aziz İran halkının direnişi ve gücü sayesinde, ayrıca yöneticilerin ve yetkililerin halkın ekonomik ve geçim sıkıntılarını azaltmak için sergilediği mücahedelerle, bu büyük savaştan zaferle çıkacağımızdan eminim. Tıpkı şehit imamımızın mübarek ömrünün son haftalarında buyurduğu gibi: 'Çok yakında Allah, zafer hissini tüm İran halkının kalplerine yayacaktır. Ve seveceğiniz başka bir şey daha: Allah'tan bir yardım ve yakın bir fetih... Müminleri müjdele.' İnşaallah" dedi.

Yeni yorum ekle