Hizbullah: “Hiçbir siyasi karar direnişin meşruiyetini ortadan kaldıramaz”

Sa, 26/05/2026 - 13:52

Hizbullah, Lübnan Anayasası’nın 100. yılı dolayısıyla yayımladığı açıklamada direnişin meşru olduğunu, hiçbir siyasi kararın bunu ortadan kaldıramayacağını ve Taif Anlaşması’nın tam uygulanması gerektiğini vurguladı.

Welayet News  - Hizbullah, Lübnan Anayasası’nın kabulünün 100. yılı dolayısıyla bir açıklama yayımlayarak, işgale karşı direnişin meşruiyetinin hiçbir siyasi karar tarafından ortadan kaldırılamayacağını vurguladı.

Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Lübnanlıların son derece hassas iç ve bölgesel bir dönemde önemli bir dönüm noktasında bulunduğu belirtilerek, her zamankinden daha fazla Lübnan Anayasası’na bağlılığın gerekli olduğu ifade edildi.

Taif Anlaşması ve devlet yönetimi vurgusu

Açıklamada, Lübnan Anayasası’nın Taif Anlaşması sonrasında yapılan değişiklikleriyle birlikte, Lübnanlılar arasındaki anlaşmazlıkların düzenlenmesi, devlet işlerinin yönetilmesi, birlik ve egemenliğin korunması için bağlayıcı bir referans olduğu vurgulandı.

Hizbullah, manda döneminin, yüksek komiserlerin ve dış vesayetlerin sona erdiğini ve bir daha geri dönemeyeceğini belirterek, Lübnan’ın dış vesayetlerden tamamen uzak bir egemenlik temelinde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

“Ulusal ortaklık” ve devlet tanımı

Açıklamada, “Lübnan, tüm evlatları için nihai bir vatandır; toprak, halk ve kurumlar açısından bölünmez bir bütündür” ifadelerine yer verildi.

Bu bütünlüğün, gerçek ve adil bir ulusal ortaklık gerektirdiği, tüm toplulukların haklarını ve onurunu koruyan dengeli bir sistemin zorunlu olduğu belirtildi.

Hizbullah, Lübnan’da varoluşsal kaygıların anayasal düzeyde ele alınması gerektiğini savunarak, devletin niteliğinin ve birlikte yaşam garantilerinin bununla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

İşgal ve savunma hakkı vurgusu

Hizbullah açıklamasında, Lübnan’ın yalnızca sloganlarla “nihai vatan” olamayacağını belirterek, bunun ancak toprak ve halkın korunmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Açıklamada, işgal ve saldırılara karşı ulusal bir mutabakatla direniş hakkının tam olarak tanınması gerektiği vurgulandı. “Siyonist tehdit ve emeller” karşısında ülkenin egemenliğini savunmanın Lübnan halkının meşru hakkı olduğu belirtildi.

Bu çerçevede, mezhepçi kantonlar, bölünme, federalizm ve örtülü ayrılık projelerinin Lübnan Anayasası’nın özüne aykırı olduğu ifade edildi.

Taif reformları ve mezhepçilik eleştirisi

Hizbullah, Lübnan’daki mezhepçi sistemin adil ve istikrarlı bir devlet üretmediğini savunarak, Taif Anlaşması’nda yer alan anayasal reformların eksiksiz uygulanması gerektiğini belirtti.

Açıklamada özellikle siyasi mezhepçiliğin kaldırılmasının, devletin geliştirilmesi ve tüm Lübnanlıların eşit katılımının sağlanması açısından temel bir adım olduğu ifade edildi.

Bu çağrının kimliklerin yok edilmesini değil, adil bir vatandaşlık devletinin inşasını hedeflediği kaydedildi.

Direnişin meşruiyeti

Hizbullah, işgale karşı direnişin devlet dışı bir eylem değil, Lübnan Anayasası ve Arap uluslararası yükümlülükleri tarafından korunan meşru bir hak olduğunu vurguladı.

Hiçbir siyasi ya da hükümet kararının halkın kendi topraklarını savunma hakkını ortadan kaldıramayacağı ifade edildi.

Ayrıca Arap Birliği metinlerinin ve uluslararası belgelerin halkların işgale karşı direnme hakkını tanıdığı hatırlatıldı.

Taif Anlaşması’nın da toprakların kurtarılmasına yönelik önlemleri içerdiği ve İsrail ile ilişkinin “düşmanlık ve işgal” çerçevesinde tanımlandığı belirtildi.

Sonuç ve çağrı

Açıklamanın sonunda, Lübnan Anayasası’nın 100. yılı vesilesiyle Taif Anlaşması’nın tam ve eksiksiz uygulanması çağrısı yapıldı.

Hizbullah, ülkenin dış vesayetten korunması, bölünme ve federalizm projelerinin reddedilmesi, devletin egemenliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Bu yıldönümünün, “devleti zayıflıktan kurtarma, egemenliği bağımlılıktan çıkarma ve ortaklığı siyasi bölünmeden arındırma” fırsatı olduğu ifade edildi.

Anayasanın statik bir belge olmadığı, sürekli bir ulusal sözleşme olarak devletin reformu ve egemenliğin korunmasına yön vermesi gerektiği belirtildi.



Yeni yorum ekle