'BAE, Amerikan-İsrail ve İran savaşına hazırlanıyor'
BAE lideri Muhammed bin Zayed'in OPEC+ ittifakından ayrılıp petrol üretimini artırarak ve topraklarına Demir Kubbe kurarak ülkesini kaçınılmaz bir Amerikan-İsrail-İran savaşına hazırladığı bildiriliyor.
Welayet News - Gazeteci-yazar Hüseyin İbrahim, el-Ahbar mecrasında kaleme aldığı analiz yazısında, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Cumhurbaşkanı Muhammed bin Zayed'in rejimini korumak ve bölgesel etkisini sürdürmek amacıyla izlediği dış politikayı sert bir dille masaya yatırıyor.
İbrahim, BAE liderinin devletin ve rejimin geleceğini riske atarak stratejik tüm gücünü ABD ve İsrail ittifakına bağladığını ileri sürüyor.
Bu adımların anlık bir refleks olmadığını, aksine yıllardır ilmek ilmek işlenen kademeli bir planın parçası olduğunu iddia eden yazar, Abu Dabi rejiminin kendisini kaçınılmaz olarak gördüğü bir Amerikan-İsrail-İran savaşına hazırladığını savunuyor.
Yazar, BAE'nin bu süreçte Körfez bölgesindeki genel siyasi eğilimden tamamen saptığını ve bu ayrışmanın en somut göstergesinin ülkenin OPEC ve OPEC+ oluşumlarından çekilme kararı olduğunu belirtiyor.
Hüseyin İbrahim'e göre, petrol üretimini iki katına çıkarma potansiyeli taşıyan bu hamle, doğrudan bir "savaş ekonomisi" hazırlığı niteliği taşıyor.
Yazar, bu stratejiyle, olası bir çatışma döneminde küresel finans ve ticaret merkezi olan "Dubai modeli"nin çökeceğini ve yaşanacak devasa ekonomik kaybın petrol gelirleriyle ikame edilmesinin hedeflendiğini aktarıyor.
Analizinde, bin Zayed’in dışarıda tırmandırdığı İran'la savaş korkusunu içeride mutlak kontrolü pekiştirmek için bir araç olarak kullandığına dikkat çeken İbrahim, bu durumun ülkenin bekasını tehlikeye attığı uyarısında bulunuyor.
BAE’nin 1971 öncesindeki "Ateşkes Emirlikleri" dönemine atıfta bulunan yazar, yapının tarihsel olarak derin iç kırılganlıklar barındırdığını, yedi emirliğin geçmişte çatışma halinde olduğunu ve Batı müdahalesiyle bir araya getirildiğini hatırlatıyor.
Bugün ise Abu Dabi’nin Umman ve Suudi Arabistan ile çözülememiş sınır ve egemenlik sorunlarının, Yemen’den Sudan’a ve Afrika Boynuzu’na kadar uzanan geniş bir sahada bölgesel rekabete dönüştüğü ifade ediliyor.
Makalede, bin Zayed’in yeni bölgesel vizyonu uğruna barış döneminin ekonomik sembolü olan Dubai'yi gözden çıkardığı iddia ediliyor.
Yazar, Abu Dabi’ye alternatif olabilecek tek güç olan Dubai’nin, savaş ikliminde petrol zenginliğini elinde tutan Abu Dabi’ye ve dolayısıyla bin Zayed’in "demir yumruğuna" tamamen bağımlı hale geleceğini ileri sürüyor.
Gizli savaşın fiili cephesi: Demir Kubbe ve Lavan adası
Hüseyin İbrahim, BAE’nin güvenlik kaygıları sebebiyle resmi olarak ilan edilmemiş olsa da İran’a karşı yürütülen gizli savaşın fiili bir cephesi haline geldiğini savunuyor.
İsrail güvenlik bürokrasisinin üst düzey isimlerinin Abu Dabi'de ağırlandığını ve BAE topraklarına İsrail yapımı Demir Kubbe hava savunma sisteminin kurulduğunu belirten yazar, ülkenin Batı ve İsrail manipülasyonlarına tamamen açık hale geldiğini şu cümlelerle vurguluyor:
"Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Cumhurbaşkanı Muhammed bin Zayed'in, rejimini korumak ve bölgesel nüfuzunu sürdürmek adına her yolu mübah gördüğü açıkça anlaşılıyor. Öyle ki bin Zayed, devletin ve rejimin karşı karşıya kalabileceği riskleri hiçe sayarak, adeta büyük bir kumar oynayıp tüm kozlarını tamamen İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’ne yatırmış durumda."
Yazar, uluslararası basına yansıyan iddialara da değinerek, ABD'nin eski Başkanı Donald Trump’ın İran’a ait Lavan Adası’nın işgali için Amerikan askerleri yerine BAE askerlerini sahaya sürmek istediği yönündeki iddiaların bu bağımlılık ilişkisini özetlediğine dikkat çekiyor.
Analizinin son bölümünde İbrahim, Abu Dabi’nin bu tehlikeli sarmalda tek başına kaldığını savunuyor.
Diğer Körfez ülkelerinin İran’a yönelik ortak bir askeri müdahale fikrine sıcak bakmadığını ve bu durumun el-Şati Sarayı’nda büyük bir hayal kırıklığı yarattığını iddia eden yazar, BAE'nin bu uç politikalar nedeniyle hedef tahtasına oturtulduğunu belirtiyor.
Yazar, İran devlet televizyonunda sivil askeri eğitimlerde BAE bayrağının hedef tahtası yapılarak kurşunlanmasını, ülkenin gelecekte ödeyebileceği ağır bedellerin ve gerilimli sürecin ilk somut işareti olarak nitelendirerek analizini sonlandırıyor.(YDH)

Yeni yorum ekle