Amerika'nın yeni Gazze projesi ve Türk devletlerinin gizli ajandası

Pa, 22/02/2026 - 15:48

"Sonuç olarak; Washington’daki belgelerde Türk Devletleri Teşkilatı adı resmen geçmese de Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin sergilediği bu uyum, bölge diplomasisinde yeni ve pragmatik bir mimarinin doğduğuna işaret ediyor."

Welayet News  - Tesnim haber ajansı, Trump’ın BM’ye alternatif olarak kurduğu "Barış Kurulu"nun, Gazze’nin imarı üzerinden Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk devletlerini yanına çekerek bölgede yeni bir finansal ve askeri nüfuz alanı oluşturmayı hedeflediğini vurguluyor. Kazakistan ve Türkiye sürece askeri ve diplomatik açıdan liderlik etmeye gönüllü görünürken; Özbekistan insani odaklı, Azerbaycan ise mali yükümlülük almayan daha temkinli bir siyaset izliyor. Bu da Türk devletlerinin Ortadoğu denkleminde Amerika ile eş güdümlü ancak kendi çıkarlarını önceleyen pragmatik bir blok olarak yükseldiğini gösteriyor.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, 19 Şubat’ta Washington’da düzenlenen ve Donald Trump’ın "Barış Kurulu" adını verdiği oluşumun açılış toplantısında yaptığı konuşma, sadece bir dış politika hamlesi değil, aynı zamanda Astana için derin iç siyasi yansımaları olan bir dönüm noktası niteliğinde.

Kazakistan’ın Gazze’nin yeniden imar sürecine katılması, mali taahhütlerde bulunması ve barış gücü askeri göndermeye hazır olduğunu bildirmesi gibi girişimler, ekonomik zorluklar ve anayasal reformlarla boğuşan Kazak kamuoyunda şu temel soruyu uyandırdı: Mevcut şartlarda bu denli iddialı ve maliyetli bir dış politika çizgisi ne kadar makul?

Washington’un uluslararası kurumlara alternatif arayışı

Ocak 2026’da Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu marjında tüzüğü kabul edilen Barış Kurulu, kendisini geleneksel çok taraflı küresel kurumlara bir alternatif olarak konumlandırıyor.

Trump’ın iddiasına göre bu yeni yapı, çatışmaları sadece tartışmakla yetinmeyecek, aynı zamanda "kendi çıkarlarıyla uyumlu ve doğru işleyip işlemediğinden emin olmak için Birleşmiş Milletler’i (BM) adeta denetleyecek."

Sembolik açıdan bakıldığında bu kurulun faaliyete geçmesi, Amerika’nın BM bütçesini kısıp yardımları askıya aldığı ve pek çok uluslararası kuruluştan çekildiği bir döneme denk geliyor.

Washington bir yandan BM’ye olan borçlarının sadece bir kısmını öderken, diğer yandan alternatif mali ve güvenlik mekanizmalarını devreye sokuyor.

Amerika’nın Kazakistan Büyükelçiliğinden yapılan açıklamaya göre kurulun ilk toplantısında, aralarında Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, BAE, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan ve Kuveyt’in bulunduğu dokuz üye ülke, Gazze için 7 milyar dolarlık bir yardım paketi taahhüt etti.

Trump ise Amerika adına 10 milyar dolarlık bir bütçe sözü vererek "barış ve imar" sürecini stratejik bir öncelik gibi göstermeye çalıştı.

Vaatler ve Gazze'nin gerçekleri arasındaki uçurum

Buna rağmen uluslararası ilişkiler uzmanları, telaffuz edilen bu rakamların gerçek ihtiyaçların çok altında kaldığına dikkat çekiyor.

BM, Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Bankası’nın ortak verilerine göre, Gazze’nin yerle bir olan altyapısının tamamen onarılması için yaklaşık 70 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyulabilir.

Üstelik bu projelerin hayata geçirilmesi; Amerika ve AB’nin terör örgütü listesinde tuttuğu Hamas’ın silahsızlandırılması gibi siyasi dayatmalarla daha da karmaşık bir hal alıyor. Batılı veya bölgesel yönetimlerin bu siyasi etiketleme konusunda bir geri adım atacağına dair henüz hiçbir emare bulunmuyor.

Washington’daki toplantının en dikkat çekici yönlerinden biri de Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) kilit üyeleri olan Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin sergilediği eş güdümlü duruştu. Her ne kadar resmi bir ittifak bildirisi yayımlanmasa da bu dört ülke, jeopolitik bir blok olarak hareket etti.

Kazakistan bölgesel rolünü perçinleme peşinde

Astana için bu Amerikan merkezli oluşuma dahil olmak, "çok vektörlü dış politika" doktrininde yeni bir safha anlamı taşıyor. Tokayev; Kazakistan’ın bölgeye tıbbi birimler ve askeri gözlemciler göndermeye, ayrıca Filistinli öğrenciler için 500’den fazla burs tahsis etmeye hazır olduğunu açıkça ifade etti.

Kazakistan, sadece diplomatik arabuluculukla yetinen değil, küresel güvenlik çabalarına somut katkı sunan bir "orta ölçekli güç" imajını güçlendirmeyi hedefliyor.

Halihazırda Golan Tepeleri’nde BM komutası altında görev yapan 139 Kazak askeri düşünüldüğünde, bu yaklaşım ülkenin mevcut misyonlarıyla da örtüşüyor.

Ancak bu dış politika hareketliliği içeride eleştirileri de beraberinde getirdi. Dijital mecralarda ve uzman çevrelerinde dile getirilen endişeler, uluslararası programlara odaklanmanın, kamuoyunun dikkatini ve devlet kaynaklarını; reel gelirlerdeki düşüş, bankacılık krizi ve anayasal reform sancıları gibi iç ekonomik baskılardan uzaklaştırma riski taşıdığı yönünde.

Öte yandan Tokayev’in gelecekte BM Genel Sekreterliği’ne aday olabileceğine dair spekülasyonlar da gündemde.

Henüz resmiyet kazanmasa da Kazakistan’ın bu denli ön planda olması, ülkenin çok taraflı diplomasi kulvarındaki geniş kapsamlı hırslarıyla tam uyum gösteriyor.

Özbekistan ve Azerbaycan’ın temkinli hattı

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Taşkent’in konumunu "sosyal ve sivil imar" odaklı bir çerçeveye oturttu. Konut, okul, kreş ve sağlık merkezleri inşasında görev almaya hazır olduklarını belirten Özbekistan, Gazze’deki her türlü dış yönetim yapısının yerel halkın rızasına dayanması gerektiğinin altını çizdi.

Bu tutum, Taşkent’in askeri risklerden kaçınan, ekonomik ve insani yardımı önceleyen sorumlu bölge aktörü kimliğiyle tam bir uyum içerisinde.

Azerbaycan ise toplantıda son derece hesaplı bir duruş sergiledi. Bakü yönetimi kurulun kurucu üyesi olarak masada yer alsa da Gazze için hazırlanan 7 milyar dolarlık yardım paketine mali katkı sağlamayacağını net bir dille ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, bölgenin istikrarına destek verdiklerini ancak bu mali paket kapsamında bir bütçe ayırmayacaklarını vurguladı.

Böylece Azerbaycan, siyasi varlık göstermekle mali yükümlülük altına girmek arasına keskin bir çizgi çekmiş oldu.

Türkiye ve Türk devletlerinin sessiz ittifakı

Son aylarda kendisini Filistin dosyasının en aktif oyuncusu olarak konumlandıran Türkiye, insani yardımdan idari yapıların onarılmasına, uluslararası güçlere katılımdan yerel polis eğitimine kadar pek çok alanda müdahil olmaya hazır.

Ancak buradaki asıl belirleyici unsur, Batı ve uluslararası toplumda bir mutabakat oluşması halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk askerini Gazze’ye konuşlandırma konusundaki siyasi iradesi olacak.

Ankara, bu Amerikan girişiminin askeri, idari ve lojistik ayaklarını birleştiren temel sütunu olmayı hedefliyor.

Sonuç olarak; Washington’daki belgelerde Türk Devletleri Teşkilatı adı resmen geçmese de Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye’nin sergilediği bu uyum, bölge diplomasisinde yeni ve pragmatik bir mimarinin doğduğuna işaret ediyor.

Bu "sessiz ittifak", Amerika’nın bölgeye yönelik yeni planları gölgesinde, yüksek bir esneklikle kendi jeopolitik çıkarlarını maksimize etmenin yollarını arıyor.

Çeviri: YDH



Yeni yorum ekle