Irakçi: Diplomatik Çözüm, Trump İçin En Akılcı Karardır

Çar, 11/02/2026 - 08:45

İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, Russia Today (RT) televizyonuna verdiği röportajda “Diplomatik çözüm, Trump için en akılcı karardır”dedi.

Welayet News  - İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, Russia Today (RT) televizyonuna verdiği röportajda, ABD ile yürütülen yeni nükleer müzakereler ve İran’ın bu sürece yaklaşımı hakkında değerlendirmelerde bulundu. Röportajın tam metni şöyle:

Sunucu: Bay Kuşner, Bay Witkoff ve Amiral Bay Bradley ile yürüttüğünüz müzakerelerin iyi gittiği izlenimine sahibim. Bu hissim, Binyamin Netanyahu’nun Washington’da derhal Donald Trump’la acil bir toplantı yapmasından kaynaklanıyor. Bana göre Netanyahu, müzakerelerin iyi ilerlemesinden hoşnut değil ve İran’ın balistik füzelerinden vazgeçmesi ve bize karşı tutum alan ülkelerle ilişkilerini kesmesi gerektiğini dile getirecek. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Irakçi: Açıkça söylemek gerekirse, o barışı sevmiyor. Diplomasiyi sevmiyor. O savaş yanlısı. Sadece son iki yılda bölgemizde yedi ülkeye saldırdı. Buna inanabiliyor musunuz? Sonuncusu Katar’dı; ABD’nin müttefiki ve Batı’daki dostlarımızdan biri olan bir ülke. Dolayısıyla onun zihninde savaştan başka bir çözüm yok. Herkesin bunu anlaması gerekiyor. Şimdiye kadar ABD’yi İran’la savaşa sürüklemek için elinden gelen her şeyi yaptı. Bunu başardığında ise sonuç bir felaket oldu. Onlar kaybetti. Eğer bu başarısız tecrübeyi yeniden denerlerse, sonuç farklı olmayacaktır.

Sunucu: Sizce ABD başkanları geçmişte her zaman Netanyahu ya da İsrail’in taleplerine mi uydu? Yoksa Trump şimdiye kadar görülenden daha ileri gitmeye hazır mı? Trump’ı bu konuda nasıl görüyorsunuz?

Irakçi: Bay Witkoff ve Bay Kuşner gibi müzakerecilerden edindiğim izlenimi söyleyeyim. Bana göre onlar savaşı önlemeye ve diplomatik bir çözüm bulmaya çalışıyorlar. Bu, Başkan Trump’ın verebileceği en akıllıca karardır. Bize söylenen, niyetlerinin barışçıl bir çözüm bulmak olduğudur. Eğer bu konuda ciddilerse, biz de ciddiyiz. Ancak henüz tamamen emin değiliz.

Zenginleştirmenin barışçıl niteliği önemlidir. Elektrik üretimi için yüzde 5’in altında zenginleştirme yeterlidir. Bazı özel durumlarda, örneğin Tahran Araştırma Reaktörü (TRR) için yüzde 20 zenginleştirme gereklidir. Bu nedenle Obama dönemi anlaşmasından, yani nükleer anlaşmadan (JCPOA) daha iyi bir anlaşmaya varabileceğimize inanıyorum. Son yirmi yıldır nükleer müzakereler alanında çalışıyorum.

Bunun ulaşılabilir olduğunu biliyorum. Daha iyi bir anlaşmaya varabiliriz ve nükleer silahın kesinlikle var olmayacağını garanti edebiliriz. Nükleer silahın olmaması, endişe duyanların temel kaygısıdır ve biz bunu garanti edebiliriz.

Ekibime, nükleer silahın kesinlikle olmayacağını garanti altına alan, aynı zamanda İran’ın barışçıl nükleer teknolojiyi kullanma hakkını — elektrik üretimi, ilaç üretimi, tarım ve diğer alanlar için — güvence altına alan pratik bir plan üzerinde çalışmaları talimatını verdim.

Bunun yapılabilir ve ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum. Sadece yaratıcılığımızı ve iyi niyetimizi kullanmamız gerekiyor. Ancak daha açık konuşayım: Amerikalılara hâlâ tam olarak güvenmiyoruz.

Buna hakkımız olduğunu düşünüyorum. Çünkü en son müzakere ettiğimizde, geçen yıl haziran ayında, görüşmeler sürerken bize saldırmaya karar verdiler. Bu bizim için çok ama çok kötü bir tecrübeydi.

Bu senaryonun tekrar etmeyeceğinden emin olmamız gerekiyor. Bu da büyük ölçüde Amerikalılara bağlı.

Sunucu: Yani Başkan Trump’ın bunu bizzat söylemesine mi ihtiyacınız var? Çünkü önceki sefer sözünü bozan oydu.

Irakçi: Bir garantiye ihtiyacımız var. Somut bir garantiye ihtiyacımız var; bu senaryonun tekrar etmeyeceğine ve ABD’nin anlaşmazlıkları çözmek için güç kullanmayacağına, en azından İran’a karşı kullanmayacağına dair.

Geçen yıl bunu bir kez denediler ve başarısız oldular. İran’ın nükleer programı bombalamayla yok edilemez; çünkü bu, bizim geliştirdiğimiz bir teknolojidir. Dolayısıyla diplomatik çözüm dışında başka bir yol yoktur.

Sunucu: Netanyahu’nun talebi doğrultusunda İran, İsrail’e düşmanca tutum alan müttefikleriyle ilişkilerini azaltmayı ya da balistik füze kapasitesini sınırlamayı düşünür mü?

Irakçi: Bu konuların nükleer programımızla hiçbir ilgisi yoktur. ABD ile yalnızca nükleer programımız hakkında müzakere ediyoruz.

Sunucu: Yani bu konular tamamen gündem dışı mı?

Irakçi: Kesinlikle.

Sunucu: Bay Witkoff ve Bay Kuşner ile yürütülen bu görüşmelerin, bölgede ve dünyada çok tehlikeli bir durumun önüne geçecek bir çözüme ulaşabileceği konusunda ne kadar eminsiniz?

Irakçi: Kendi tarafımızdan eminim. Yeni bir saldırıya karşı kendimizi savunmaya hazır olduğumuz kadar, diplomatik bir çözüme de hazırız. Geçen yıl haziran ayında müzakere halindeyken önce İsrailliler, ardından Amerikalılar bize saldırdı. Şimdi ise on iki günlük savaş öncesine kıyasla hem nicelik hem nitelik açısından askeri olarak daha hazırlıklıyız. Aynı zamanda diplomasiye de daha hazırız.

Son on iki ayda ve on iki günlük savaş sırasında yaşananlardan birçok ders çıkardık. Savaş ve diplomasi alanında derslerimizi aldık ve artık her ikisi için de hazırız.

Sunucu: Peki ya saldırırlarsa? Saldırgan yöntemler kullanırlarsa? O zaman misilleme stratejiniz ne olur?

Irakçi: Kendimizi savunuruz.

Sunucu: Nasıl?

Irakçi: Siz nasıl olacağını biliyorsunuz.

Sunucu: Fars Körfezi’ndeki ABD üslerini mi hedef alırsınız?

Irakçi: Bölgemizde bulunan ABD’ye ait üsleri, varlıkları ve tesisleri — her neye sahiplerse — hedef alırız.

Sunucu: Bunu söylemek sizi rahatsız ediyor gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi?

Irakçi: Hayır, rahatsız değilim. Sadece gerçekleşmesini istemediğim bir şeyi dile getirmek istemiyorum. Ben diplomasinin insanıyım. Diyalog ve müzakerenin insanıyım. Herkes beni tanır. Bunu daha önce yaptım, yine yapabilirim. Ben bir savaş adamı değilim; her ne kadar bir savaşçı olsam da. Ülkem ve silahlı kuvvetlerimiz her ihtimale tamamen hazırdır, ancak benim tercihim diplomatik çözümdür.

Sunucu: Buradaki insanların ABD’yi ne kadar sevdiğine şaşırdım. Amerika’ya hayranlar, çok dostça ve nazikler.

Irakçi: Bizim Amerikan halkıyla hiçbir sorunumuz yok. Sorunumuz ABD hükümetlerinin politikalarıyladır. Onların kibirli politikalarına karşıyız. Halklarla, sıradan insanlarla hiçbir sorunumuz yok. Halklar arası ilişkilerimiz var.

ABD’de çok sayıda İranlı yaşıyor ve biz halklar arası ilişkilerden her zaman memnuniyet duyduk. İran İslam Devrimi’nden hemen sonra ABD’nin İran’a karşı düşmanca bir tutum almasının temelinde büyük bir istihbarat hatası yatıyor. Yaklaşık 47 yıl önce müttefiklerini kaybettiler ve nedenini anlayamadılar. Bunun sonucunda İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı düşmanca bir politika benimsediler. Bu büyük bir hataydı ve bugün sonuçlarını görüyoruz/mehr



Yeni yorum ekle