İran’a Baskı Söylemi Sertleşti, Almanya’nın Çifte Standardı Gündemde

Per, 05/02/2026 - 10:00

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapacağı üç günlük ziyaret öncesinde Berlin-Brandenburg Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu. Merz, Orta Doğu’da barış ve güvenliğin önemine vurgu yaptı.

Welayet News  - Ancak Almanya’nın “bölgesel barış” vurgusuna rağmen izlediği yaptırım ve baskı politikalarının, bölgede gerilimi düşürmekten çok artırdığı yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. Özellikle İran’a yönelik söylemlerin, diplomatik çözümden ziyade tehdit dilini öne çıkardığı belirtiliyor.

Merz, “İran rejiminin kendi halkına karşı uyguladığı şiddet derhal sona ermeli” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Batılı ülkelerin uzun süredir dile getirdiği bir söylemi tekrar ederken, aynı ülkelerin uyguladığı ağır ekonomik yaptırımların İran halkı üzerindeki etkisini görmezden gelmesi nedeniyle eleştiriliyor. Uzmanlara göre, İran’da halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıların önemli bir kısmı doğrudan bu yaptırımlardan kaynaklanıyor.

Almanya Başbakanı, İran’ın nükleer programını durdurması, İran’dan İsrail’e veya Körfez ülkelerine balistik füze fırlatılmaması ve Tahran’ın bölgedeki “istikrarı bozucu faaliyetlerine” son vermesi gerektiğini savundu.

Ancak İran tarafı, nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu ve bölgedeki askeri dengesizliğin asıl nedeninin İsrail’e koşulsuz verilen Batı desteği olduğunu defalarca dile getiriyor. Buna rağmen Almanya’nın bu argümanlara yer vermemesi, tek taraflı bir bakış açısı benimsendiği eleştirilerini beraberinde getiriyor.

Merz, İran Devrim Muhafızları Ordusunun Avrupa Birliği tarafından terör listesine alındığını hatırlatarak, “Tahran üzerindeki baskıyı daha da artırmaya hazırız” dedi.

Bu noktada eleştiriler daha da sertleşiyor. Çünkü “rejimi hedef aldığı” söylenen baskı ve yaptırımların pratikte rejimden çok İran halkını etkilediği, ilaç, gıda ve temel ihtiyaçlara erişimi zorlaştırdığı sıkça vurgulanıyor. “İran halkını destekliyoruz” söylemi ile baskıyı artırma tehdidi arasındaki çelişki, Berlin yönetiminin samimiyetini sorgulatıyor.

Merz, ABD ve İsrail ile yakın diyalog içinde olduklarını belirterek, İran’ın nükleer ve silahlanma programının hızla sona erdirilmesine hizmet edecek görüşmelere açık olduklarını ifade etti.

Ancak Almanya’nın İsrail ile bu kadar yakın bir çizgide dururken, İsrail’in nükleer silah kapasitesine dair hiçbir eleştiri getirmemesi, “çifte standart” eleştirilerini güçlendiriyor. Bu durum, uluslararası hukuk ve silahsızlanma çağrılarının seçici biçimde uygulandığı yorumlarına yol açıyor.

Başbakan Merz, Körfez bölgesine başbakan olarak ilk ziyaretini yapacağını belirterek Riyad, Doha ve Abu Dabi’de stratejik diyaloğu geliştirmek istediklerini söyledi.

Merz’in bu ülkelerle ilişkileri derinleştirirken, silah ihracatı konusunda daha az kısıtlayıcı ve daha öngörülebilir bir politika izleneceğini açıklaması da dikkat çekti. Almanya’nın insan hakları sicilleri tartışmalı Körfez ülkeleriyle askeri iş birliğini artırmaya hazır olması, İran söz konusu olduğunda sergilenen sert tutumla açık bir tezat oluşturuyor.

Merz, Körfez ülkelerini artık “genel bir şüphe altında tutmadıklarını” ifade ederek, sorunların diyalog yoluyla ele alınacağını belirtti.

Eleştirmenlere göre bu yaklaşım, Almanya’nın insan hakları ve demokrasi söylemini evrensel bir ilke olarak değil, siyasi ve ekonomik çıkarlarına göre şekillenen bir araç olarak kullandığını bir kez daha ortaya koyuyor. İran’a yönelik baskı politikaları ise bu çerçevede, halkı desteklemekten çok, halkı daha da zor durumda bırakan bir strateji olarak değerlendiriliyor.



Yeni yorum ekle