44 yıldır kanayan yara: Sabra ve Şatilla katliamı!

Çar, 04/02/2026 - 09:11

İşgalci İsrail ordusunun kuşatması altında, dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron’un gözetiminde aşırı sağcı Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilen ve 3 binden fazla sivilin yaşamını yitirdiği Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden tam 44 yıl geçti.

Welayet News  - Filistinlilerin zihinlerinde 44 yıldır kanayan yara: Sabra ve Şatilla katliamı

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta, İsrail ordusunun himayesinde aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin 3 binden fazla savunmasız insanın canına kıydığı Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden 44 yıl geçti.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından zorunlu göçe tabi tutularak Lübnan'a sığınan Filistinli mülteciler, 16 Eylül 1982'de İsrail'in yaptırdığı yeni bir saldırıya maruz kaldı.

Ülkede iç savaş (1975 - 1990) devam ettiği sırada Ketaib Partisi lideri Beşir Cemayel'in devlet başkanı seçilmesinden kısa süre sonra suikast sonucu öldürülmesini gerekçe gösteren Hristiyan Falanjist milislerin Filistinli mültecilerin kaldığı kampa başlattığı saldırı 3 gün boyunca devam etti.

İsrail işgal projesinin ortaya çıktığı günden beri acı üzerine acı yaşayan Filistinliler, Lübnanlı aşırı sağcı Hristiyan milislerin 3 gün süren kanlı baskınında kadın ve çocuk binlerce kayıp verdi.

Lübnan ve Orta Doğu'nun modern tarihindeki toplumsal hafızada acı bir iz bırakan katliamın failleri ne adalete teslim edildi ne de bugüne kadar kimseden hesap soruldu.



Sokaklar çocuk, kadın ve yaşlı cesetleriyle dolmuştu

İsrail’in desteklediği aşırı sağcı Hıristiyan Falanjist milisler 44 yıl önce 16 Eylül 1982’de Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde bulunan Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kamplarına İsrail ordusunun gözetimi ve himayesi altında saldırdı.

O gün sokaklar çocuk, kadın veya yaşlı ayrımı gözetmeksizin öldürülen 3 binden fazla Filistinliye ait cansız bedenle doldu.

İsrail ordusunun, Filistinli mültecilerin kaçışını engellemek için kampın etrafını sarmasının ardından aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milisler, kullandıkları ağır silah ve bombardımanın yanı sıra balta ve kesici aletlerle Filistinli mültecileri 3 gün boyunca vahşice katletti.

Cesetler toplu mezarlara gömüldü

Saldırıyı, İsrail'in o dönemki Savunma Bakanı sonrasında Başbakan olan Ariel Şaron yönetti. Şaron'un komutasındaki askerler gece boyunca katliamcıların işini kolaylaştırmak için aydınlatma fişekleri kullandı.



İsrail Savunma Bakanı Şaron suçlu bulundu

Katliamın ardından Birleşmiş Milletler 16 Aralık 1982'de yaşananları kınayarak , bu olayın bir "soykırım" olduğunu ilan etmişti. Ancak katliama dair hala hiçbir yargılama gerçekleştirilmedi.

İsrail'in, katliamı araştırmak üzere kurmak zorunda kaldığı komisyon, Şubat 1983’te yayımladığı raporda, Şaron’u, katliamın sorumluları arasında gösterdi.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'un batısında yaklaşık bir kilometrekareye sıkışan Sabra ve Şatilla kampları, resmi olmayan verilere göre halihazırda 12 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Sabra ve Şatila katliamından sağ kurtulan 23 kişi, İsrail Başbakanı olan Şaron aleyhinde insanlık suçu işlediği gerekçesiyle 18 Haziran 2001'de Belçika’da dava açtı.

ABD ve İsrail’in baskıları nedeniyle Belçika, bu davanın açılmasına imkan veren yasayı değiştirmek zorunda kaldı ve 15 Mayıs 2002’de dava yetkisizlik nedeniyle düştü.

Dava düşmeden önce katliamın başrolündeki Falanjist Lübnan Güçleri’nin liderlerinden Eli Hubeyka, Şaron aleyhinde şahitlik yapacağını ilan etmesinden birkaç gün sonra Beyrut’ta aracına konulan bombanın patlaması sonucu öldürülmüştü.

Katliamdan sorumlu tutulan Şaron, hakkında herhangi bir dava açılıp hesap sorulmadan Ocak 2014'te geberdi.

Sabra ve Şatilla katliamı hafızalardaki yerini korurken Gazze'de 100 binden fazla kişi şehit edildi.



İnsanların kaçmasını engellemek için işgalci İsrail askerleri kampları kuşattı!

Şatilla Mülteci Kampı sakinlerinden Fuad Abid, katliamın yaşandığı tarihte 12 yaşında olmasına rağmen olayları çok iyi hatırladığını belirterek, "Sabra ve Şatilla kamplarındaki mülteciler, 17 Eylül 1982 günü direnişçi Filistin halkına yönelik en kanlı katliamlardan birinin manzarasına uyandı." dedi.

Babasının katliam sırasında kendisi ile diğer kardeşlerini küçük bir sığınakta korumayı başardığını anlatan Abid, çeşitli silah ve kesici aletlerle vahşetin işlendiği Sabra ve Şatilla katliamında kendi yaşıtları veya kendisinden küçük çok sayıdaki çocuğun acımasızca öldürüldüğünü belirtti.

İnsanların kaçmasını engellemek için işgalci İsrail askerlerinin kampları kuşattığını aktaran Abid, dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron'un komutasındaki askerlerin gece boyunca katliamcıların işini kolaylaştırmak için aydınlatma fişeklerini kullanmasının yanı sıra çeşitli destekler sağladığını ifade etti.

Abid, İsrail ordusunun Lübnan'ı işgal ettiği 1982 yılında sağlanan uluslararası anlaşma gereği Filistinli direnişçilerin ülkeyi terk etmesinin ardından İsrail askerleri ile Hristiyan Falanjist milislerin, Sabra ve Şatilla kamplarına üç koldan saldırdıklarını anlattı.

Filistinli direnişçilerin ülkeyi terk etmesinin ardından kampların güvenliğini sağlayacak uluslararası güçler göreve başlayana kadar bir boşluk oluştuğunu dile getiren Abid, katliamın da bu esnada gerçekleştiğini söyledi.



"Sabra ve Şatilla katliamı, insanlık tarihinin de en vahşi soykırımlarından biridir"

Bir asırdan bu yana Filistin halkına yönelik komploların ardı arkası kesilmediğine işaret eden Abid, şöyle devam etti:

"Sabra ve Şatilla katliamı, insanlık tarihinin de en vahşi soykırımlarından biridir. O gün sokaklar, çocuk kadın veya yaşlı ayrımı gözetmeksizin öldürülen 3 binden fazla Filistinliye ait cesetlerle dolmuştu."

Filistinlilerin karşılaştığı tüm komploların arkasında, "geri dönmemek üzere vatanlarını unutmaları için Filistin halkını yerinden etme hedefinin yattığını" belirten Abid, "Ama tüm oyunlara rağmen davamızı ve vatanımızı unutmadık. Filistin halkı hala topraklarına geri dönme hakkına bağlılığını koruyor." ifadelerini kullandı.

Ateşkese rağmen katliam devam ediyor

Aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği katliamın açtığı derin yaralar hala hafızalardaki tazeliğini korurken, soykırımcı İsrail'in Gazze'ye 7 Ekim 2023'te başlattığı saldırılar aralıksız devam ediyor.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 100 binden fazla Filistinli şehit oldu. Yüz binlerce Filistinli yaralandı.



(Milli Gazete)



Yeni yorum ekle