Hürmüz Boğazı’nın Kapatılması Ve ABD Savaş Gemisinin İmhası

Per, 29/01/2026 - 11:10

Beyaz Saray’da oturan yönetimin bölgeye savaş filosu göndermesi yeni bir güç gösterisi değil, aksine Washington’un direniş cephesinin çelikten iradesi karşısında içine düştüğü stratejik çıkmazın itirafıdır. Bugün İran ve müttefiklerinin eli, düşmanın en küçük hatasında Hürmüz Boğazı’ndaki dünya enerji damarını kesecek ve milyarlarca dolarlık Amerikan savaş gemilerinin sahte ihtişamını Basra Körfezi’nin derinliklerine gömecek tetiğin üzerindedir.

Welayet News  - Washington ve Tel Aviv, 12 günlük savaşta uğradıkları ağır yenilgi ve son dönemde rejim değişikliği ile parçalamayı hedefleyen fitnenin başarısızlığa uğramasının ardından bir kez daha eskimiş “askeri tehdit” taktiğine sarıldı. Bu günlerde yabancı ve Farsça yayın yapan kiralık medya, Washington’daki savaş merkezleriyle eşgüdüm içinde, “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin bölgedeki varlığını manşetlere taşıyarak ABD’nin çöken itibarını yeniden inşa etmeye çalışıyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu Hollywoodvari medya propagandasından kilometrelerce uzakta.

Hem savaş meydanını hem de yaptırım kuşatmasını tecrübe etmiş olan İslam Cumhuriyeti İran, bugün yalnızca askeri gücünün zirvesinde olmakla kalmıyor; aynı zamanda İran ve müttefiklerinin eli, çekildiği anda ABD filosu ve üslerini bölge haritasından silecek, küresel petrol fiyatlarını patlatacak bir tetikte duruyor. Hürmüz Boğazı, bugün her zamankinden daha fazla Tahran’ın, kendini dünyanın jandarması sananlara karşı elindeki stratejik baskı aracıdır.

Silah Namlusu Gölgesinde Diplomasi

ABD Başkanı Donald Trump, önceki tehditlerini yineleyerek İran’dan “adil ve hakkaniyetli bir anlaşma” için müzakere masasına dönmesini istedi. Trump, başında “Abraham Lincoln” uçak gemisinin bulunduğu “devasa bir askeri filonun” İran’a doğru hareket halinde olduğunu, bunun daha önce Venezuela’ya gönderilen filodan bile büyük olduğunu iddia etti. Bu filonun “gerekirse görevini hız ve sertlikle yerine getirmeye hazır” olduğunu söyleyen Trump, İran’ın nükleer silaha ulaşmaması konusundaki takıntısını yineledi ve “zamanın tükenmekte olduğu” tehdidinde bulundu. Hatta yaz aylarında, müzakereler sürerken İsrail’le birlikte gerçekleştirilen ve “Gece Yarısı Çekici” olarak adlandırılan saldırıya da küstahça atıf yaptı.

Trump’ın bu çelişkili tutumu, Washington’un hâlâ 19. yüzyıl yağmacı zihniyetinden kurtulamadığını gösteren açık bir “silah namlusu gölgesinde diplomasi” örneği olarak değerlendiriliyor. İran cephesine göre, savaş gemilerinin gölgesinde yapılan her müzakere çağrısı diyalog değil, teslimiyet çağrısıdır ve bunun cevabı masa başında değil, sahada verilecektir.

Hürmüz Boğazı’nı Kapatmak Neden İran’ın Hakkıdır?

Batılı propagandanın aksine, uluslararası hukuk İran’a bu hakkı tanımaktadır. 1958 Cenevre ve 1982 Jamaika Sözleşmeleri’nde, kıyı devletinin güvenliğini tehdit eden geçişlerin “zararsız” sayılamayacağı açıkça belirtilmektedir. Bu sözleşmelere göre, zararsız olup olmadığına karar verme yetkisi kıyı devletine, yani İran’a aittir. İran’a karşı ekonomik savaş yürüten, petrol ihracatını engelleyen ve askeri güç gösterisi yapan bir ülkenin tankerlerinin geçişinin “zararsız” sayılması mümkün değildir.

Buna ek olarak, uluslararası hukukta tanınan misilleme hakkı da İran’ın elini güçlendirmektedir. Daha önce Devrim Lideri’nin danışmanı Ali Ekber Velayeti’nin ifade ettiği gibi: “Eğer İran petrolünü ihraç edemezse, Körfez’de hiçbir ülke petrolünü ihraç edemez.”

“Karşınızdaki ben’im”

Bugünkü caydırıcılığın temelinde, İran’a yönelik yıllardır süren yanlış hesaplar yatıyor. Batılılar, yaptırım ve tehditlerle İran’ı pasifize edebileceklerini sandı. Ancak bu dönem sona erdi. Şehit General

Kasım Süleymani’nin Trump’a hitaben söylediği “Karşınızdaki ben’im” sözü, yalnızca bir askeri çıkış değil, İran’ın irade savaşındaki üstünlüğünün ilanıydı.

ABD Donanması İçin Kâbus: Fatih Ve Gadir Denizaltıları

Asya Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün analizine göre, İran’ın Fatih ve Gadir sınıfı denizaltıları Hürmüz Boğazı’ndaki güç dengesini değiştirmiş durumda. Sessiz ve gizli hareket kabiliyetleriyle bu denizaltılar, ABD donanması için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Amerikalı deniz subayları dahi bu platformların tespitinin neredeyse imkânsız olduğunu kabul ediyor.

Uçak Gemileri: Milyar Dolarlık Tabutlar

Batı medyasının “yenilmez” olarak sunduğu uçak gemileri, İran’ın hassas güdümlü balistik ve hipersonik füzeleri karşısında kırılgan hedeflere dönüşmüş durumda. Askeri raporlar, doygun saldırılar karşısında ABD hava savunma sistemlerinin etkisiz kaldığını ortaya koyuyor.

ABD’den İtiraflar Ve Petrol Korkusu

Eski CIA görevlisi Larry Johnson’a göre, İran’la bir savaşın ilk sonucu Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve bölgedeki ABD üslerinin hedef alınması olacaktır. Bu durumda petrol fiyatlarının varil başına 150 dolara, ABD’de benzin fiyatlarının ise 4,5 doların üzerine çıkacağı, bunun da Washington ekonomisi için yıkıcı sonuçlar doğuracağı belirtiliyor.

Son söz

İranlı yetkililer, tehdit edilmesi halinde verilecek cevabın “emsalsiz” olacağını açıkça dile getiriyor. Mesaj net: Eğer bir saldırı olursa, Hürmüz Boğazı ABD Beşinci Filosu için bir mezarlığa dönüşebilir. Bugün İran’ın ve müttefiklerinin eli tetikte; küçük bir hesap hatası, tüm bölgeyi ve küresel enerji piyasalarını ateşe atabilir.

Not: Bu analiz haber Keyhan Gazetesinden tercüme edilmiştir

Rasthaber



Yeni yorum ekle