İran İslam Devrim Lideri’nden Hacı Kasım Hakkında 13 Cümle
İslam Devrimi Lideri’nin Hac Kasım Süleymani hakkında dile getirdiği seçkin ve kilit ifadeleri yeniden gözden geçirmek için, General Hacı Kasım Süleymani’nin şehadetinin altıncı yıl dönümü bir vesile teşkil etmektedir.
Welayet News - Dünya İslamı’nın cesur ve onurlu komutanı, şehit Tümgeneral Kasım Süleymani’nin şehadetinin altıncı yıl dönümü münasebetiyle, İslam Devrimi’nin Yüce Lideri İmam Hamaney’in bu yüce makamlı şehit hakkında dile getirdiği 13 seçkin ve temel cümleyi ele aldık.
Aşağıda bu ifadeleri dikkatinize sunuyoruz:
Birinci: İlahi Rahmet Ve Nimet Âleminde Şehit Süleymani’nin Tahayyül Edilemez Makamları
Yüce Allah izzetin O’nun elinde olduğunu gösterdi. İşte izzet budur; insanların uzak yollardan, bazen başka ülkelerden, Süleymani’nin şehadet yıl dönümünde yola çıkmaları, onun kabrine, türbesine ulaşmaları, kabrini ziyaret etmeleri ve onun için Fatiha okumaları… Bu izzet değil midir? İzzet budur. Allah için çalıştığınızda, Allah da böyle karşılık verir. Elbette bu dünyadaki karşılığıdır; ilahi rahmet ve nimet âlemindeki makamları ise bizim için tahayyül edilebilir bile değildir. Ancak dünyevi mükâfatı budur ki görüyorsunuz: İşte onun kabridir; binlerce insan yola çıkıyor ve kabrini ziyaret ediyor. Bu izzeti Allah verir; ihlasla çalıştığımızda, Allah da bu şekilde karşılık verir.
İkinci: Tehlikeyi Düşünmedi
Amerika’nın bölgemizde, Afganistan’da ve Irak’ta askerî şer faaliyetlerine başladığı ve resmen sahaya indiği 2000’li yılların başından itibaren, gerçekten de şer işlediği o dönemden, Şehit Süleymani daha en başından sahaya girdi; tehlikeyi düşünmedi, düşmanın heybetini hesaba katmadı.
Üçüncü: Irak Gençliğinin Kurtarıcısı
Yabancı güçlerin Irak şehirlerine, Necef’e, Kerbela’ya, Kazımiye’ye, Bağdat’a ve diğer yerlere saldırdığı ilk günlerden itibaren, Necef’te bir grup genç, Emirü’l-Müminin’in mübarek avlusunda siper almıştı; sahipsizdiler, ne doğru dürüst silahları vardı ne de yeterli gıdaları. Süleymani burada kendisine bir sorumluluk düştüğünü hissetti; onlarla iletişim kurmaya başladı ve yardım etti; onları kurtardı.
Dördüncü: IŞİD'e Karşı Mücadele Meydanında Direniş
Amerikalılar, Irak’ta ve o bölgede diğer yerlerde doğrudan müdahalenin kendi çıkarlarına olmadığını gördükten sonra IŞİD'i ortaya çıkardılar. Bunu artık Amerikalıların kendileri de itiraf ettiler; IŞİD'i onların oluşturduğunu söylediler. IŞİD'in karşısında sahaya çıkan ve ona karşı direnen kişi yine Şehit Süleymani oldu.
Beşinci: Direniş Cephesinin İhyası, Şehit Süleymani’nin Sürekli Stratejisi
Şehit Süleymani’nin bu cihadî faaliyetlerindeki daimi stratejisi, direniş cephesini ihya etmekti; bu ne demektir? Yani o ülkelerin kendi imkânlarından ve göreve hazır gençlerinden yararlanmak. Bu işi en iyi şekilde yaptı. Nereye girdiyse; Irak’ta bir biçimde, Suriye’de bir biçimde, Lübnan’da bir biçimde, her ülkenin yerli ve millî güçlerini, o bölgenin göreve hazır unsurlarını seferber etti.
Altıncı: Mukaddes Mekânların Savunulması Onun İçin Bir İlkeydi
Bu aziz kardeşimizin ve samimi dostumuzun yürüttüğü bu büyük mücadelenin tüm aşamalarında, mukaddes mekânların savunulması onun için bir ilkeydi; Atabat-ı Âliyat’ı savunmak gerekiyordu, Zeynebiye’yi savunmak gerekiyordu, bir kısmı Şam’da bir kısmı Irak’ta defnedilmiş olan Emirü’l-Müminin’in sahabelerinin türbelerini savunmak gerekiyordu, Mescid-i Aksa’yı savunmak gerekiyordu; zira Mescid-i Aksa İslam âleminin büyük haremidir. Bu nedenle Filistinli lider, burada namaz öncesi konuşmasında Şehit Süleymani’den “Kudüs şehidi” olarak söz etti; o haremden savunma yapıyordu. İran’ı da bir harem olarak nitelendiriyor, İran’ı da bir harem olarak savunuyordu. Dikkat edin, mukaddes mekânların, haremelerin savunulması mantığı son derece önemli bir mantıktır.
Yedinci: Ülke Meselelerine Küresel Ve Uluslararası Bakış
Şehit Süleymani’nin ülke meselelerine bakışı kapalı ve sınırlı bir bakış değildi; bu son derece önemlidir. Ülke meselelerini küresel ve uluslararası bir perspektifle ele alır, değerlendirirdi; bu ne demektir? Yani bölgede, hatta dünyada meydana gelen her önemli hadisenin ülke içinde bir yansıması olduğuna ve ülke meselelerini etkilediğine inanırdı. Ülke meselelerinde, kendisini ilgilendiren alanlarda bazı konular ona ait değildi; ekonomik meseleler Şehit Süleymani’nin alanına girmiyordu. Ancak küresel gelişmelerin etkisini görür, tanır, hesaplar ve onların üzerine giderdi. Tehlikeyi sınırların ötesinde teşhis eder ve çare arayışına girerdi.
Sekizinci: Süleymani Ekolü, İslam Ekolüdür
“Süleymani ekolü”, İslam ekolünün ta kendisidir; Kur’an ekolüdür. O, bu ekole bağlıydı ve ona göre amel ediyordu.
Dokuzuncu: Hacı Kasım Olmasaydı Irak ve Suriye’deki Mukaddes Mekânlardan Da Eser Kalmazdı
Eğer bu canlar ortaya konulmasaydı, bu mücadele verilmeseydi; eğer Hacı Kasım Süleymani bu bölgenin dağlarında ve çöllerinde o cesaretle hareket etmeseydi ve savunucuları peşinden sürüklemeseydi, bugün bu mukaddes ziyaretgâhlardan eser kalmazdı; bundan emin olun. Sadece Zeynebiye’den değil, Kerbela’dan da eser kalmazdı; Necef’ten de eser kalmazdı. Sebebi neydi? Samarra. Samarra konusunda bir miktar gaflet yaşandı; siz de gördünüz, Askeriyeyn’in (aleyhimesselam) kubbesini yıktılar, sandukalarını tahrip ettiler. Kim yaptı? Aynı tekfirci unsurlar, Amerikalıların yardımıyla. Her yerde durum böyle olurdu. Eğer bu savunma gerçekleşmeseydi, bu mukaddes mekânların, Müslümanların gönül kıblelerinin akıbeti, Askeriyeyn’in yıkılmış kubbesinin akıbeti olurdu. Onlar gittiler, çaba gösterdiler, çalıştılar, düşmanın önünü kestiler, düşmana karşı koydular ve büyük bir hakikati savunmayı başardılar. Bu büyük hakikat yalnızca mukaddes bir mekân değildir; o mekânın sahibidir, o yüce İmam’ın mektebidir.
Onuncu: İranlılar İçin Bir İftihar Vesilesi
İranlılar kendileriyle gurur duysunlar; çünkü aralarından, ücra bir köyden çıkan bir adam, çaba gösterip kendini inşa ederek İslam ümmetinin parlak siması ve kahramanı hâline geliyor.
On Birinci: İran Milletinin Kahramanı
Şehit Süleymani, İran milletinin kahramanıdır; zira İran milleti, kendi kültürel, manevi ve devrimci birikimlerini ve değerlerini onda somut ve mücessem olarak gördü.
On İkinci: Büyük Cihadın Galibi
Düşmanın karşısına çıkan, korku duymayan ve tüm meydanlarda ne yorgunluğu ne soğuğu ne de sıcağı hisseden o adam; eğer kendi iç dünyasında o büyük cihadda galip gelmemiş olsaydı, bu şekilde düşmanın karşısına çıkamazdı.
On Üçüncü: Allah Yolunda Pervasız
Hac Kasım defalarca, yüz kez, şehadetle yüz yüze gelmişti; bu ilk değildi. Ancak Allah yolunda, görevin ifası ve Allah yolunda cihad konusunda hiçbir şeyden çekinmezdi; ne düşmandan çekinirdi, ne başkalarının sözlerinden, ne de meşakkatlere katlanmaktan.

Yeni yorum ekle