Hizbullah Yetkilisi: İsrail’in Devam Eden Saldırıları, Lübnan’ın Tüm Güç Unsurlarını Kullanmasını Zorunlu Kılıyor

Ct, 29/11/2025 - 11:29

Hizbullah Parlamento Bloğu Başkanı, Siyonist düşmanın tüm Lübnan’ı hedef aldığını belirterek, ülkenin her yönden baskı altında olduğunu ve herkesin Lübnan’ı teslim almaya çalıştığı bir dönemde, ülkeyi korumak için tüm savunma araçları ve güç unsurlarından yararlanılması gerektiğini vurguladı.

Welayet News - Lübnan parlamentosundaki Direnişe Sadakat Bloğu Başkanı Muhammed Ra'ad, Siyonist rejimin ülkeye yönelik saldırganlığının devam ettiğini ve genişlediğini, buna geçen hafta Beyrut banliyölerine düzenlenen ve Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından Heysem Ali Tabataba'i'nin (Ebu Ali) şehit düşmesiyle sonuçlanan vahşi saldırının da dahil olduğunu söyledi: “Direnişin üst düzey komutanı Şehit Ebu Ali ve silah arkadaşlarının hedef alınması; Lübnan’ın tamamına, devlete, orduya, direnişe ve halka yönelik bir saldırıdır. Bu nedenle, Siyonist düşmanın saldırılarını durdurmak için her türlü yolla karşılık vermek onların hakkı ve görevidir.”

İşgalcilerin Saldırıları Tüm Lübnan’ı Hedef Alıyor

Muhammed Ra'ad, bir basın röportajında, “Ülkenin tamamı düşmanın, ortaklarının ve destekçilerinin saldırılarına maruz kalmaktadır ve bu mesele Lübnan’daki herhangi bir partinin özel güvenlik zafiyetiyle ilgili değildir.” açıklamasını aktardı.

Kendisine yöneltilen “Hizbullah bu saldırılara cevap vermezse, silahların, caydırıcılığın ve savunmanın ne faydası var?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Eğer mesele böyleyse, ordunun faydası nedir? Caydırıcılık böyle tanımlanmaz. Caydırıcılık bir süreçtir; bir vizyon, hedefler, davranış, planlama, bir devlet, bir ordu, bir millet ve bir direniş demektir.”

Hizbullah’ın üst düzey yetkilisi, devletin, ordunun, milletin ve direnişin her birinin kendine özgü bir rolü ve görevi olduğunu, bu unsurlardan biri görevini yerine getirmezse caydırıcılık meselesinin yeniden gündeme geleceğini vurguladı.

Düşman, Lübnan’a Yönelik Kara Saldırısında Büyük Yenilgi Sonrası Ateşkese Zorlandı

Ra'ad, geçen yıl Kasım ayında yapılan ateşkes anlaşmasından bu yana güç dengesine ilişkin yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: “Siyonist düşman 27 Kasım 2024’te ateşkes ilan ettiğinde, toplam askerî güç dengesi, Siyonist düşmanın kara saldırısında herhangi bir anlamlı ilerleme kaydetmekte karşılaştığı ciddi zorlukları ortaya koyuyordu. Bu saldırı için 75.000 asker ve subay toplamışlardı.”

Direniş Bloğu Başkanı, “Zaman unsuru da Siyonistlere siyasi baskı uyguluyordu. Bu nedenle işgalci rejim, Amerikalı ortağının tavsiyesine uyarak o dönemde ateşkese razı oldu. Ancak Siyonist düşmanın bu anlaşmayı defalarca ihlal etmesi, ateşkes bildirisinde belirlenen denklemden duyduğu pişmanlığı ve memnuniyetsizliği göstermektedir.” diye sözlerine ekledi.

Hizbullah yetkilisi sözlerini şöyle devam etti: “Siyonist düşmanın ateşkesi ihlal etmesi, ABD yönetiminin tam desteği ve koruması altında gerçekleşiyor. Bu durum, uluslararası hukuka ve ABD’nin bu anlaşmanın uygulanmasını garanti etme yükümlülüklerine açıkça aykırıdır. Dolayısıyla, işgalci rejimin ateşkesi uygulamaya yanaşmaması ve bunun Amerikan desteğiyle gerçekleşmesi ışığında, Lübnan ile saldırgan düşman arasında herhangi bir olası müzakere ihtimalinden bahsetmek anlamsızdır.”

Hizbullah Açıkça Düşmanla Her Türlü Siyasi Müzakereye Karşıdır

Ra'ad, “Desteklediğimiz tek fiili tutum, işgal rejimini saldırıları durdurmaya ve Lübnan topraklarından çekilmeye zorlamaktır. Ancak bu şekilde sınır meselelerini ve benzeri konuları ele alabiliriz. Ayrıca biz, düşmanla herhangi bir siyasi müzakereye açık bir şekilde karşıyız.” ifadesini kullandı.

Muhammed Ra'ad, “Lübnan kriz koşullarında müzakereye çağrılacak mı?” sorusuna yanıt olarak şunları söyledi: “Lübnan bugün resmen baskı altındadır ve ülkemize düşmanlardan önce dostlar baskı uygulamaktadır. Ancak vurguluyoruz ki, Lübnan’ın resmî tutumu halkımızın acı ve sıkıntılarına ne kadar çok dikkat ederse, o kadar fazla ülkenin ve milletin çıkarlarını yansıtmış olur.”

Hizbullah yetkilisi, ABD tarafından sunulan belgeye değinerek şunları ifade etti: “ABD’nin Lübnan’a gönderdiği özel temsilci Tom Barrack’ın sunduğu belge, açıkça ateşkes bildirisinin reddi anlamına gelmekteydi ve o kadar ileri gitti ki Lübnan’dan teslim olmasını ve siyonist düşmanla ilişkilerini normalleştirmesini istedi.

Hizbullah Meclis Grubu Başkanı, hareketinin Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile ilişkisine dair şunları açıkladı: “Bu ilişkide en önemli husus, şeffaflık ve açıklığa dayalı bir ilişkiye sahip olmamızdır. Sayın Cumhurbaşkanı için Hizbullah, ABD’nin iddia ettiği gibi bir terör örgütü değil, ulusal bir unsurdur.”

Lübnan’ın Çıkarı Baskılara Boyun Eğmemekte ve Ulusal Mutabakata Bağlıdır

Raad şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı, Hizbullah’ın siyonist düşmanın işgalinden Lübnan’ı kurtarmada belirgin bir role sahip olduğunu ve ülkenin ulusal çıkarlarını korumada, egemenliğini desteklemede ve vatandaşlarının haklarını savunmada diğer Lübnanlı grupların ortağı olduğunu bilmektedir. Hizbullah, ülkenin bugün hassas bir dönemden geçtiğini ve uluslararası ve bölgesel baskıların, düşmanın çıkarlarına hizmet eden bir şekilde, yabancı direktifleri hükümete ve Lübnan makamlarına dayatmayı hedeflediğini anlamaktadır.”

Muhammed Raad, Lübnan’ın çıkarlarının bir yandan bu baskılara boyun eğmemekte, diğer yandan ise iç barışın korunmasında ve bu baskılarla etkin bir şekilde başa çıkmak için asgari düzeyde ulusal mutabakat sağlanmasında yattığını vurguladı. Ayrıca, Hizbullah’ın Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile ilişkisinin, ulusal çıkarların ve temel ilkelerin uygulanmasında seçicilik yapılmaması, Lübnan’ın ve halkının ulusal çıkarlarına öncelik verme taahhüdü, devletin bu öncelikleri gerçeğe dönüştürmedeki etkinlik ve ciddiyeti ile karşılıklı anlayışa bağlı olduğunu da ekledi.

Hizbullah yetkilisi, hareketin Taif Anlaşması ve hükümlerine ilişkin söylemi hakkında şunları belirtti: “2009 yılında şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın himayesinde yayımlanan ikinci siyasi belgeden bu yana parti, Lübnan’ın tüm vatandaşlarının nihai vatanı olduğu taahhüdünü vurgulamıştır; tıpkı anayasa girişinde belirtildiği gibi.”

Lübnan Parlamentosu’ndaki Direnişe Sadakat Bloğu Başkanı şu ifadeleri kullandı: “Taif Anlaşması, ister anayasal kurumların görev ve yetkilerinde, ister siyasi reformlarda, isterse sistemin geliştirilmesi ve istikrarının pekiştirilmesinde olsun, hâkim bir anayasal metne dönüşmüştür. Hizbullah, Lübnan Anayasası’na saygı duyar ve tutumları anayasa hükümlerine dayanmaktadır.”

Hizbullah Ve İttifakı Seçimlerde Etkili Bir Varlık Gösterecek

Hizbullah’ın önerilen seçim kanununa yönelik tutumu ve seçimlerin programa uygun şekilde yapılıp yapılmayacağı konusundaki soruyu yanıtlayan Ra'ad, Lübnan’daki mevcut cumhurbaşkanlığı ve hükümet döneminin seçimlerin belirlenen tarihte yapılmasını gerektirdiğini ve bunun mevcut hükümetin ciddiyetine ve taahhütlerine daha fazla güven kazandırdığını söyledi.

Muhammed Ra'ad, tutumlarının açık olduğunu vurgulayarak, seçimlerin belirlenen zamanda ve herhangi bir gecikme ya da erteleme olmadan yapılması gerektiğini ifade etti. Lübnan’da eşit fırsatların mevcut ve garanti altında olduğunu, bunun da dünyanın tüm ülkelerinin yasalarıyla uyumlu bulunduğunu belirtti.

Direniş Bloğu başkanı, yaklaşan seçimlerde Hizbullah’ın ittifaklarına ilişkin olarak, bugün Hizbullah’ın seçim ittifaklarının Emel Hareketi’ndeki kardeşleriyle başladığını ve ulusal siyasi güçlerin, farklı mezheplerin, dinlerin ve çeşitli seçim bölgelerinin birçok temsilcisini kapsayacak şekilde genişlediğini söyledi.

Raad, Hizbullah’ın varlığının büyüklüğü ve kapsamının, düşmanların ve muhaliflerin Hizbullah’ın seçimlerdeki etkinliğini veya katılımını sınırlamasını engellediğini belirtti. Öte yandan, Hizbullah’ın seçimlerdeki güçlü varlığının diğer güçleri, başarı şanslarını artırmak için onunla ittifak kurmaya teşvik ettiğini ifade etti.

Lübnan, İsrail Saldırılarıyla Mücadele İçin Tüm Savunma Araçlarına İhtiyaç Duyuyor

Hizbullah yetkilisi, Lübnan’ın savunma stratejisine ilişkin bir soruya cevaben, savunma stratejisinin belirleyici özelliklerinden birinin ulusal düzeyde tasarlanması ve büyük bir titizlikle hazırlanması olduğunu belirtti; böylece egemenliğin ve ulusal çıkarların en üst düzeyde korunması sağlanır. Ayrıca bu stratejinin Lübnan halkı arasında uzlaşı ve mutabakatla ortaya çıkması gerektiğini söyledi. Aksi halde, ne kadar iyi hazırlanmış olursa olsun etkinliğinin zayıflayacağını vurguladı.

Muhammed Ra'ad, Siyonistlerin Lübnan’a yönelik geniş çaplı bir saldırıda bulunmasını bekleyip beklemediğine dair soruyu yanıtlarken, Siyonist rejimin gerçek doğasının saldırgan olduğunu vurguladı. Bu rejimin, Arap topraklarını özellikle Filistin’i işgal etmeye, halkını yerinden etmeye ve Filistin halkının kendi topraklarındaki haklarını ve kendi kaderini tayin hakkını inkâr etmeye devam ettiğini söyledi. Lübnan’ın işgal altındaki Filistin’le sınır komşusu olması nedeniyle Siyonist düşmanın saldırılarına hâlen maruz kaldığını ifade etti.

Hizbullah Bloğu başkanı, bu durumun Lübnan’ı egemenliğini ihlal etmeye çalışan düşmana ve Siyonist şantajına karşı ülkenin güvenliği, istikrarı ve çıkarları konusunda tüm savunma araçlarına ve güç unsurlarına şiddetle ihtiyaç duyar hâle getirdiğini söyledi. Özellikle uluslararası sistemin kayıtsızlığı, eksiklikleri ve dünyadaki etkili güçlerin Siyonist rejim ve onun saldırgan projeleriyle olan işbirliği göz önüne alındığında bu ihtiyacın arttığını belirtti.

Ra'ad, ABD’nin Lübnan Ordusu Komutanı Rudolf Heykel’in Washington ziyaretini iptal etmesine ilişkin olarak, bu adımın olumsuz bir etki taşıdığını ve Washington’un Siyonist düşman adına Lübnan’a yönelik baskılarını artırdığını gösterdiğini ifade etti; bunun, Lübnan ulusal ordusunu küçümsemeyi ve komutanlığını baskı altına almayı amaçladığını söyledi.

Hizbullah’ın üst düzey yetkilisi, Siyonist düşmanın ABD’nin desteğine güvenerek Lübnan’ı teslim almaya veya ülkenin işgal ve saldırılar karşısındaki duruşunu değiştirmeye çalıştığını belirterek, Lübnan halkının ABD’nin işgalci rejimi ve saldırılarını sürekli olarak desteklediğinin farkında olduğunu vurguladı. Halkın, işgalcilik karşısında meşru hakkından ve düşmanın hedeflerini boşa çıkarmak için kararlı direnişinden vazgeçmeyeceğini ifade etti.



Yeni yorum ekle