Washington ve İdlib kuşatması

Thu, 06/09/2018 - 23:09

İdlib Suriye yönetimi tarafından temizlenirken teröristlerin klor gazını kullanıp bunu kendi medyaları aracılığı ile Suriye’nin üzerine atmaları yüksek bir ihtimal.

Welayet News - Suriye değişimin son noktasına gelmiş durumda. İdlib operasyonu giderek ilk nokasına yaklaşırken Suriye ordusu da mevcut durumda Lazkiye’nin kuzey doğusunu, yani tam olarak İdlib’i gözetleme noktasını temizleme işini yakında biterecek ve İdlib’i özgürleştirme harekatının da, verilere göre, doğu ve güney nahiyelerinden başlatılması ve bunun neticesinde ise Amerika ile Türkiye’nin, hatta bu ülkelere müntesip grupların İdlib’ten çıkması bekleniyor. Bu arada, Suriye denkleminde gerginlik yaratan bir aktör olarak Siyonist rejim de Suriye krizinin geldiği son aşamada, zamanı 2011 yılına yani ateşkes durumuna geri çevirebileceğinin hesabını yapmaktadır. Tel Aviv’in tek umudu, 7 yıllık çatışmanın ardından Suriye’deki durumun 1976’dan 2011’e kadarki duruma geri dönmesi ve kendileri ile Şam arasında ateşkesin yeniden sağlanmasıdır. Fakat direniş güçlerinin Suriye sahasında varlığını sürdürdüğü mevcut ortamda bu ateşkesin yeniden sağlanması tamamen geçersiz olup 2011’de başlayan krizden önceki döneme geri dönmeyecektir.

Bu vaziyet doğrultusunda Golan ve Cebel’uş-Şeyh dosyası yeniden aktif hale gelecek, hatta oranın nameşru ve kanuna aykırı şekilde Siyonist rejim tarafından işgal edilmesi meselesi yeniden takibe alınacaktır, çünkü Birleşmiş Milletlerin belgelerine göre bu bölgeler, işgal edilmiş bölgeler olarak gündeme gelmekte ve İsrail hukuki açıdan zaaf konumunda bulunmaktadır. Bu durum Şam’ın lehine olacaktır. Fakat temel mesele, Suriye sahasındaki mevcut denklemde ABD’nin rolüdür. Eğer hatırlayacak olursak, son günlerde Amerika’nın askeri, siyasi ve güvenlik yetkilileri Suriye’yi füze saldırısıyla tehdit ettiler, bu doğrultuda füze saldırısı için bazı hedeflerin Washington tarafından belirlendiğini bile açıkladılar, ki bölgesel ve küresel düzeyde pek çok tepkinin nedeni olmuştu. Gerçek şu ki, ABD İsrail’in güvenliğini kendi güvenliği olarak biliyor ve bu, içindeki bulunduğumuz zaman dilimine de özgü bir şey değildir, bu tutumlar geçmiş yıllardan şimdiye değin varola gelmiş ve varolmaya devam edecektir.

Bu açıdan bakılırsa, Amerikalıların son tehditleri de bu doğrultuda değerledirilmelidir ancak bu tehdit modelinin diğer bir bölümünün de Suriye ordusunun İdlib’i temizlemek için harekete geçmesiyle aynı yönde olduğunu bilmek gerekir. İdlib’i temizleme dosyasının yönünü değiştirmek peşindeler, İsrail ve Suriye arasında ateşkese dönünülmesini son anlarda mezkur anlaşma metnine koysunlar diye  bölgesel ve uluslararası bir anlaşma çerçvesinde kentin özgürleştirilmesini, hatta boşaltılmasını istiyorlar. Bu da, bütün itibarlarını Siyonist rejimin güvenliğini temin etmek için harcayacaklarını göstermektedir. Diğer yandan, askeri üslerini, özellikle (Irak ve Suriye sınırındaki) Et-Tanef askeri üssünü korumayı, hatta genişletmeyi istiyorlar. Daha açık bir ifadeyle, Amerika bu tehditlerle kendi şartlarını Şam’a, hatta Şam’ın ortaklarına dayatma hedefini gütmektedir.

Bu tehditler yeni değil ama temel mesele şu ki, direniş ekseni İdlib’i temizleme konusunda geri adım atamaz, durumu yatıştırmaya gidemez, zira bu bölge Suriye krizinin son noktası olacak ve temizlenmesi dosyanın Şam lehine kapatılması anlamına gelecektir. Diğer bir mesele şu ki, Amerikalılar halihazırda dengeleri kendi lehine sonlandırıp çıkarlarını temin edebilecekleri gerekli güçte değiller. Bu durumla paralel olarak Trump psikolojik baskı imal ederek Suriye konusuda şansını denemek istiyor ve bu açıdan, Amerika’nin Şam’a karşı askeri tehditlerinin nedenlerinden bir diğerinin de bu mesele olduğu söylenebilir.

Geçmişte olduğu gibi bu tehditlerin ana gündemini oluşturan şey de sahte bilgiler sunmak, Suriye devleti ve ordusunun kimyasal silah kullandığına yönelik psikolojik savaş yürütmektir. Kuşkusuz, en sınırlı düzeyde askeri taktiklerle, askeri taktiklerin siyasi dengeler üzerindeki etkisiyle aşina olan her kes, Şam yönetiminin mevcut durumda kimyasal silah kullanmaya ihtiyacının olmadığını anlar, çünkü sahada ve siyasi olarak daha güçlü bir konuma gelmiş ve dengeler onun lehine şekillenmiş bulunuyor. Eğer hatırlayacak olursak, Siyonist rejim ve Amerika’nın son yıllarda Suriye mevzilerine karşı pek çok saldırıları oldu ancak bu tür saldırılar sahada veya siyasi olarak kendileri için bir kazanım sağlayabildi mi? Hayir, o nedenle eğer İsrail ve Amerika önümüzdeki günlerde askeri bir operasyona girişecek olurlarsa bu operasyonların da geçici olacağı, kendileri için yine hiçbir sonuç ve kazanım getirmeyeceği açıktır. Bu açıdan bakarak, bu tür saldırıların dengeleri değiştirmeyeceğini söylüyoruz.

Siyonist İsrail savaş bakanı Avigdor Liberman, son günlerde yaptığı bir açıklamada, Suriye ile ilgili bütün uluslararası anlaşmaları tek taraflı olarak görmezden geleceğini belirtmiş ve ondan birkaç gün sonra ise, medya üzerinden yaygara kopartarak Suriye’ye ve bu ülkenin bazı askeri merkezlerine yönelik füze saldırısında bulunacaklarını iddia etmişti. Liberman’in bu açıklamalarını tam olarak Amerika’nın tehditleri doğrultusunda değerlendirmek gerekir. O, İşgalci İsrail’in Suriye yönelik saldırılarının belirleyici olmayacağını gayet iyi biliyor ve diğer yandan ise, Cebel’eş-Şeyh ve Golan’ın bir sonraki hedef olacağının da farkında.

Amerika’nın kimyasal silahların Suriye yönetimi tarafından kullanılma ihtimaline ilişkin iddiasıyla ilgili olarak göz önünde tutulması gereken bir diğer nokta ise şudur: Büyük miktarda klor gazının Amerikalılar ve Türkiye ordusu tarafından teröristlere verildiğini gösteren bir takım belgeler var ve bu gazın kullanılarak Suriye devleti adına bitme ihtimali oldukça yüksek. Rusya ve Suriye devleti bu konuda resmen uyarıda bulundular ve işin şurası artık netleşmiş durumda; bu tür iddialar, siyasi dengeler üzerinde etki yaratmak için sadece birer askeri ve güvenliksel araçtırlar. Bu nokta dikkate alındığında, Suriye devleti tarafından İdlib temizlenirken silahlı grupların klor gazını kullanıp Suriye’nin üzerine atmalarının ihtimali yüksek görünüyor anacak belirtiler Amerika’nın bu hususa ilişkin propaganda dairesinin büyük ölçüde daraldığını işaret ediyor.

Sadullah Zariî     

Çev: Mehmet Gönül

Welayet News   

alinti yazilar: 


Add new comment