Resûl-i Ekrem (s.a.a) Ehli Beyt’in (a) muhabbetini risaletin ecri kıldı çünkü, muhabbet insanın yazgısını değiştirir

Wed, 20/02/2019 - 22:05

Kum İlim Havzası Müdderisler Camiası üyesi Allame Misbah Yezdi, muhabbetin insanların kişiliğini, davranışını ve yazgısını değiştirebildiği gibi hiçbir şeyin değiştiremediğine işaretle, Resûl-i Ekrem’in de bu yüzden Ehli Beyt’e (a) yönelik muhabbeti kendi risaletinin ecri olarak tanımladığını, zira Ehli Beyt sevgisinin insanı diğer yollardan daha hızlı necata erdiren bir kurtuluş yolu olduğunu söyledi.

Welayet News -  İmam Humeyni (r.a) Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Ayetullah Misbah Yezdi, merhum Şeyh Muhammed Avcı Hoca’nın ailesi ile Almanya’daki kültürel aktivistlerden oluşan bir grubun kabülünde yaptığı konuşmada, bir rivayete işaretle, “Şiilerin tineti Ehli Beyt’ten (a) geriye kalan toprağın kalıntısından oluşmuştur, bunun nişanesi de Şiilerin Ehli Beyt neşeli iken neşeli ve hüzünlü iken hüzünlü olmalarıdır” dedi.

Ayetullah Misbah Yezdi, insanın yeryüzünün çeşitli bölgelerindeki topraklardan yaratılış biçimine değinerek, rivayetlere göre, ortak toprak ve çamurdan yaratılmış olanlar arasında bir takım bağların olacağını, Ehli Beyt’in (a) toprağından olan Şiilerin de onlarla irtibatlı olup feyzlendiklerini söyledi.

Bu dünyada ilginç tecrübelerin yaşandığını ve asla öngörülmemiş olan karşılıklı ilişki ve duyguların bazı insanlar arasında kurulduğunu diyen Ayetullah Misbah Yezdi, şöyle devam etti: “Ehli Beyt’e (a) sevgi besleyenlerin gönülleri arasında bulunan bu ilişki ve aralarında varolan esrarengiz muhabbet ilmi bakımdan hala tamamen çözülmüş değildir. Bu rivayetler ışığında, Ehli Beyt muhibleri arasındaki ilişkinin Ehli Beyt’ten geriye kalan topraktan yaratılmış olmalarından kaynaklandığı söylenebilir. Madem Ehli Beyt muhibleri arasında bu dostluk ilişkisini görmekteyiz, o halde Allah’tan diliyelim ki Ehli Beyt’le, İmam-ı Zaman (Allah mübarek zuhurunu yakın eylesin) ile aramızda böyle bir ilişki kursun”.

Allame Misbah, bir rivayete işaretle, “Ehli Beyt (a), bir kuşun yerden dane topladığı gibi dostlarını mahşer ehlinin arasından toplayıp kendileriyle birlikte götürürler” dedi.   

Rivayetlerde insalar arasındaki duygusal ilişkilere yapılan vurguya değinen Ayetullah Misbah Yezdi, “Rivayetlere göre, başka bir insanın gönlünü şad eden, bir mü’mini mesrur kılan çok ufak bir amel bile bazen insanın günahlarının bağışlanmasına neden olur! Muhabbet aslında karanlığı aydınlatan bir nur gibidir” ifadesini kullandı.

Kum İlim Havzası Müdderisler Camiası üyesi Ayetullah Misbah Yezdi, muhabbetin insanların kişiliğini, davranışını ve yazgısını değiştirebildiği gibi hiçbir şeyin değiştiremediğine işaretle, Resûl-i Ekrem’in de bu yüzden Ehli Beyt’e (a) yönelik muhabbeti kendi risaletinin ecri olarak tanımladığını, zira Ehli Beyt sevgisinin insanı diğer yollardan daha hızlı necata erdiren bir kurtuluş yolu olduğunu söyledi.

“Yapabildiğimiz kadar Ehli Beyt’in (a) ve dostlarının muhabbetini kalbimizde takviye etmeliyiz” diyen Ayetullah Misbah Yezdi, merhum Muhammed Avcı Hoca’nın Ehli Beyt’e (a) olan engin sevgisini anımsatarak,  “Merhum Avcı Hoca ile sohbet etmeden ve tanışmadan önce, sadece görmekle kendisine karşı içimde büyük bir sevginin olduğunu hissediyordum” şeklinde konuştu.

Merhum Avcı Hoca’nın yaptığı hizmetlere de değinen Ayetullah Misbah Yezdi, şunları hatırlattı: “ Türkiye asıllı, Almanya’da yetişmiş ve Avrupa’da gurbet hayatı yaşamış bir şahsiyet olarak merhum Avcı Hoca, orada çok etkili ve bereketli hizmetlere vesile oldu; Allah bu değerli şahsiyete büyük bir muvaffakiyet bahşetmişti. Onun gibi bir kimsenin İslam’a ve Müslümanlara olan hizmeti belki de bir taklit merciinin daha ilerisinde olmuştur; zira büyük taklit mercilerinin, taklit mercii olarak imanın oluşmasında belli bir rolüleri yoktur, ondan ziyade, Allah’a iman etmiş olanlar şer’i hükümleri elde etmek için onlara müracaat ederler. Merhum Avcı Hoca ise nice insanları Allah’a imanla tanıştırdı ve büyük yozlaşmaların önünü büyük ölçüde kesti”.   

Ayetullah Misbah Yezdi, merhum Avcı Hoca’nın hayatının hüsn-ü akibetle, hayırla sona erdiğine de işaretle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ehli Beyt’i (a) ziyaret etme muvaffakiyetinin kendisine nasip olması ve daha sonra Meşhet’te, İmam Rıza’nın (a) mezarının kanarında ruhunun Allah’a doğru kanatlanması ve naşının Kum’da toprağa verilmiş olması, Allah’ın kendisine bahşettiği büyük bir muvaffakiyettir. Oysa doğum yeri ve ikamet ettiği ülke görünürde böyle bir muvaffakiyeti gerektirmiyordu, ama bunlar Ehli Beyt’e olan muhabbetin önemini bize gösteriyor. Rivayetlerde de dinin muhabbetten, sevgiden ibaret olduğu buyrulmuştur: Hel’id-dinu ille’lhubb / Din muhabbetten başka bir şey mi ki?!

Ehli Beyt’e (a) olan muhabbetin insandaki bakırı altına dönüştüren bir iksir olduğunu vurgulayan Kum İlim Havzası Ahlak Üstadı, “İnsan bir kimseyi sevdiğinde, ona müntesip olan her kesi de sever; insan Allah’ı sevdiğinde O’nun yarattığı en aziz varlığı da sever, o aziz varlığın tahir ve temiz ev halkını da sever. Böyle bir kimse onların üzüntüsü ve sevinci karşısında nötr kalabilir mi? O yüzden Ehli Beyt muhuhibleri onların kederinde ve sevincinde paydaştırlar” dedi.

“Ma’şuku görmekle, ondan söz edip anmakla muhabbet takviye olunur” diyen Ayetullah Misbah Yezdi, “İlahi evliya ile kalbi ilişkiyi güçlendirerek, kalbimizde sürekli onları anarak onlara karşı muhabbetimizi artırmaya çalışmalıyız. Hayatını sürekli Ehli Beyt’i (a) yad ederek geçiren, yatarken uyanırken onları düşünen bir kimsenin ahiret gününde de onlardan ayrılmayacaktır” diye anımsattı.

İmam Humeyni (r.a) Eğitim ve Araştırma Enstitüsü başkanı, şunları belirtti: “Allah Teala, tineti en baştan Ehli Beyt’in toprağından olan ve annesinin Ehli Beyt’in muhabbetiyle emzirdiği bir kimseyi kolayca bırakır mı?! Hiçbir mimar kaliteli malzemeleri abes şeylere harcamaz; Allahu Teala bizleri Ehli Beyt’ten geriye kalan topraktan yaratmışsa demek ki değerliyiz ve kendi kadrimizi bilmeliyiz”.

Ayetullah Misbah Yezdi, son olarak şu noklara dikkat çekti: “Elebette dikkat etmeliyiz ki, insan ihtiyar sahibi özgür bir varlıktır ve uhdesinde bir takım vazifeler vardır. En üst sırada Ehli Beyt’i tanımanın yer aldığı bu nimetlere karşı öncelikle kendimiz bu tanımanın kadrini bilmeliyiz ve anladıklarımızla amel etmeliyiz; hak dinle aşina olmuş bir müslümanın diğer bir vazifesi daha var ki o da, başkaları için de yolu aylandınlatsın diye onların yolunun önüne ışığı koymaktır”.           

 

Çev: Mehmet Gönül

Welayet News 



Add new comment