New York Times: Trump’ın İran’ı Korkutma Stratejisi Tersi Tepti
Geçtiğimiz aylarda Trump’ın tutumu ve söylemleri, İran’ı yok etme tehditleri ile diplomatik bir anlaşmanın yakın olduğu vaatleri arasında bocalayıp durdu. Şüphesiz bu yaklaşımın amacı İranlı yetkilileri korkutmak ve onları taviz vermeye zorlamak idiyse, görünen o ki sonuç tam aksi yönünde gerçekleşti.
Welayet News - New York Times, kaleme aldığı analizde şu iddiada bulundu: İran ve ABD ne ciddi bir şekilde müzakere ediyor ne de birbirleriyle savaş halinde. Bunun yerine iki ülke, ya çatışmaların yeniden başlamasına ya da uzun vadeli bir kördüğüme yol açabilecek muğlak ve huzursuz bir durumun içine girdi. Çözüme kavuşturulamayan bu durumun merkezinde, her iki tarafın hesapları — ve belki de hatalı hesapları — yer alıyor.
Analistler gazeteye yaptıkları değerlendirmelerde, İranlı yetkililerin ABD’nin ekonomik baskısına direnerek ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü koruyarak, bir anlaşmada büyük tavizler vermeye kıyasla daha fazla kazanım elde edeceklerine inandıklarını belirtti. Buna karşılık ABD’nin ise İran’a yönelik ekonomik baskıyı artırmanın, askeri saldırıların başaramadığı şeyi başaracağı hesabını yaptığı görülüyor.
Trump çarşamba günü, İran ile ticaret yapan ülkelerin “çok ağır ekonomik sonuçlarla” karşı karşıya kalacağı tehdidinde bulundu.
Paris’teki Sciences Po Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde Dr. Öğr. Üyesi olan Nicole Grajewski, mevcut durumu “kalıcı bir belirsizlik” olarak nitelendirerek, son birkaç ayda “İran’ın tutumunun daha da kemikleşmesi ve ABD’nin bu durumdan bir çıkış yolu bulmaya yönelik tekrarlanan çabalarının şu ana kadar sonuçsuz kalması dışında esasen pek bir şeyin değişmediğini” söyledi.
Tahran bu ay, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için Washington’a taleplerini içeren bir liste sundu. İran’ın talepleri arasında yaptırımların kaldırılması, dondurulan varlıkların serbest bırakılması ve savaş tazminatı ödenmesi yer alıyor.
Missouri Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Sanat, Bilim ve Eğitim Fakültesi Dekanı Mehrzad Boroujerdi, Tahran’ın savaşın ilk şokunu atlattıktan sonra şimdi gücünü sergilemekte kararlı olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nın silah olarak kullanılması ve İran’ın ABD ve Umman ile eş zamanlı yürütülen müzakerelerdeki sert tutumu tam da bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Geçtiğimiz aylarda Trump’ın tutumu ve söylemleri, İran’ı yok etme tehditleri ile diplomatik bir anlaşmanın yakın olduğu vaatleri arasında bocalayıp durdu. Şüphesiz bu yaklaşımın amacı İranlı yetkilileri korkutmak ve onları taviz vermeye zorlamak idiyse, görünen o ki sonuç tam aksi yönünde gerçekleşti.
İranlı yetkililerin, Trump’ın petrol fiyatlarını yükseltebilecek ve ABD kamuoyunda da popüler olmayan bir savaşı tam anlamıyla yeniden başlatmaya yanaşmayacağı sonucuna vardıkları görülüyor.
Washington’daki Orta Doğu Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Alex Vatanka, “Görünüşe göre İran, ABD’nin nihayetinde sonu belirsiz ve maliyetli bir çatışmadan yorulacağına inanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu arada ABD, odağını İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya kaydırdı.
Trump’ın damadı ve temsilcisi Jared Kushner, pazartesi günü Fox News’e yaptığı açıklamada, İranlı yetkililerin “bizim için mantıklı olan bir şeyi yapmaya hiçbir ilgi göstermediklerini” söyledi.
Müzakerelerin durumuna ilişkin bir soruya yanıt olarak Kushner, İran ekonomisine daha fazla baskı uygulamayı amaçlayan deniz ablukasına işaret ederek, Trump’ın şu anki ana odağının bu olduğunu belirtti.
Trump salı günü de ablukanın hâlâ “tam anlamıyla” yürürlükte olduğunu açıkladı. Denizcilik yetkililerinin gemilere yönelik son saldırıları bildirmesine rağmen Trump, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açık olduğunu iddia etti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de yakın zamanda Newsmax’e verdiği demeçte, bakanlığının “bir ülkenin ekonomik izolasyon tarihinde daha önce hiç görülmemiş” tedbirleri uygulamayı planladığını söyledi.
İran daha önce de uluslararası ekonomik baskıları atlatmıştı. Bununla birlikte İran, 2015 yılında Obama başkanlığı döneminde yaptırımların sertleştirilmesinin ardından nihayetinde nükleer programında tavizler vermeyi kabul etmişti.
Vatanka ayrıca, savaşın yeniden başlamasının bölgenin enerji altyapısını, ABD’nin Orta Doğu’daki üslerini ve ticari denizciliği de çatışmaya dahil edeceği uyarısında bulundu.
Yine de mevcut koşullarda kördüğümün — İran’ın nükleer programı ve Hürmüz Boğazı’nın durumu da dahil olmak üzere temel sorunlar çözülmeden — devam etme olasılığı, savaşın yeniden başlama olasılığı kadar yüksek görünüyor.
Grajewski son olarak şunları söylüyor: “Bu belirsizlik durumu ne kadar uzarsa o kadar kökleşecek ve hiçbir tarafın taviz olarak değerlendiremeyeceği bir çıkış yolu bulmak daha da zorlaşacaktır.”

Yeni yorum ekle